• "Ağustos 1922’de 12. Tüm Rusya Konferansı’nda, Cenova ve Lahey’de Sovyet delegasyonunun kapitalist ülkelere karşı dik duruşu desteklendi (Kommunistiçeskaya Partiya…, 1953a: 675-676). Cenova’nın Sovyet devleti için en önemli faydası, Avrupa’nın diğer dışlanmış devleti Almanya ile bir araya gelmesini sağlamasıydı. 16 Nisan 1922’de Cenova’nın banliyösü Rapallo’da dışişleri bakanları Georgiy Çiçerin ve Walther Rathenau, Almanya ve Sovyet Rusya arasında tam bir diplomatik ilişki kuran, karşılıklı taleplerinden vazgeçen bir antlaşma imzaladı (Diplomatiçeskiy Slovar, 1973: 25-26; Kissinger, 2006: 252, 258). Barış içinde bir arada varolma ilkesinin ve eşit haklı işbirliğinin somut bir tezahürüydü. İki dışlanmış ülkenin bu yakınlaşması pek de şaşırtıcı değildi."
  • "Üzerinde yaşadığınız kıtayı terk etmediğiniz sürece onu tanıyamazsınız." der sanayici Walther Rathenau.

    Zweig : İnsancıldı, savaş karşıtıydı, özgürlüğe düşkündü.

    İnsanları ve dünyasını yakından tanımak istiyordu.

    Sonsuz kurbanlarla bir savaş kazanılsa da savaşa karşı savaşmak gerekir.

    Zweig'a göre: İnsanların kurtuluşunu, mutluluğa kavuşması için ortak Avrupa kültürü kurtarılması gerekti.

    Ona göre ülkelerde generaller sadece taş anıtlar olarak akıllarda kaldığı zaman insanlar özgür ve mutlu olacaktı.

    Yarım yüzyıl boyunca kendini "dünya yurttaşı" olarak sayan Zweig artık "vatansız kişi"ydi, O Avrupasını yitirmişti.

    Toplumdan bir ülke, insanlardan bir ulus yapan o yüceltici şeyin birleştirici inancın eksikliğini kısa süre sonra iyice fark ediyorsunuz. Bu inanç sınırsız bir vatanseverliktir. Burada Avusturya'da bir Avusturya vatanseverliği yok.

    Hepimizin yaşamında en güzel anlar beraberlikler değil midir?

    Dostoyevski'ye göre, dünyada etkili olmak ve geleceğinin garanti etmek isteyen her ulus, evrenin en başarılı ve herkes için zorunlu olan tek ülkesi olduğuna inanmak zorundadır.

    Fransız ulusunun Avrupa'da ve bütün dünyada bireyin özgürlüğünü kazanaması uğruna yaptığı mücadeleye verilmiş olanve kulağa pek hoş gelen "devrim" kelimesi, ardı ardına darbeler yapan ve davranışları bi komediyi anımsatan bu maceracıların girişimleri için kullanılmayacak kadar değerlidir.

    Meksikada çıkarılan savaşta; Trenler dolusu vagonda LA'den "savaş turisti" taşındı.

    Günümüzde artık şunu da biliyoruz ki savaşlar, halklar istediği için değil, sermaye gruplarının çıkarları için çıkmaktadır.

    Amerikan kapitali, çıkarları uğruna hedeflediği amaca ulaşmak için her yöntemi dener.

    Sürekli genişleyip yayılmak isteyen Anglo Amerikan kapitalizmi kendine yeni hedefler oluşturdu.

    Kamuoyu yine heycanlandırıldı, bu yine bilinçle yapıldı.

    Kelimeler belirsizliğin panzehiri.

    Güçlerini böylesine bir araya getirip onlardan yararlanmasını başaran bir Almanya kendi kadar güçlü hatta kendinden daha güçlü ülkelere hiç çekinmeden karşı çıkabilir, bu savaşta onların gücünü sarsabilir.

    Alman filozofisine göre birey yaptığı her şeye inanmak zorundadır. Birey toplumun çıkarı uğruna benciliiğini bırakıp onun emrine girmelidir. Böyle zor günlerde altmış milyon Alman birleşecek, tek kütleyi oluşturacak.

    İnsan iradesini disiplin altına alan ve gücüni deperlendirmesini bilen bu ülkeden çok şey öğrenebileceğimizi düşünmedik mi? Birleşmiş insanların yüreğinin barış günlerinde nasıl sağlıklı attığını da gördük, ona hep güvendik. Böyle bir müttefiğe savaş günlerinde daha çok gğvenmek gerkemez mi.

    Çünkü nefret kahramanları yaratır, zaferleri getirir.

    Sanat sonsuza dek yaşayacaktır, dokunmayın ona.

    Bu ülke Polonya'dır. Belçikanın bir aydan berş yaşadıklarının çok daha fazlasına uzun süredir tanıkdır.

    Bilindiği gibi duyguların gizem dolu bazı ortak yanları vardır; sempati ise kimi zaman kaıl dışıdır.

    Kelime, mısra, kitap, resim, haykırış, protesto... hepimiz biliyoruz ki bütün bunlar hiç bir işe yaramıyor. Yarasaydı şimdi dünyamız bir kan çukuru olmazdı. Buna karşı çıkmak için tek yolumuz birlik-beraberlik .

    Birlik beraberliğimiz insani olmakla başlamalı, sınırsız insaniyetle sonuçlanmalıdır.

    Sadece ve sadece insanı düşünelim, bireyleri, milyonlarca bireyi, işkence edilmiş kıyıma uğramışları düşünelim. Onlar hangi ülkenin vatandaşı önemli değil . Birlik ve beraberliğin küresinde hissedelim kendimizi, Elsass-Lothringen'in, Trentonun, Polonyanın, milletkerin ve denizlerin özgürlüğünü değil bireyin özgürlüğünü ve alınyazısını tanıyalım. Cığrafyanın ve tarihin ötesini düşünelim. Hayır Düşünmeyelşm sadece hissedelim. Bizleri şimdi biraraya getirecej tek şey duygulardır.

    Hollandalı barış savaşçılarının yüzyılllar önce yaptığını yapsak mesela. Düşmanların eleştri ve hakaretleri gururumuz, nefreti onurumuz olsun. Kendimize açık açık bozguncu diyelim. Bozgunculuğun arkasına sığınıp birlşelim. SOYONS DEFAİTİSTES! SİAMO DİSFATTİSTİ. Bu kelimeye bi anlam kazandralım. O silahımız olsun.

    Biz bozguncular bu dünyanın geçici yapıları olan devletlerden çok Tanrı'nın ebedi çocukları olan insanları severiz. Biz bozguncular bir savaşta topları güçsüz ve zayıf olmaktan çekinmeyiz. Bizler erdemi silahlar arasında aramayız, mutlu olmak için de düşman askerkerin yenilgisini arzulamayız.
    Biz bozguncular gururun ve paranın kurbanı değilizdir. Artık insanların kanı akmadığında ve Avrupa acılarından dünya bizi affedecektir. Biz bozguncular için politika en önde değil en sonda gelmelidir. Bizker için önemli olan ülkelerin ticari çıkarlarıyla güçlenmeleri değil insanların çektiği acılardır. Biz bozguncuların gözünde sizler dünya tarihinin en büyük veba çıbanısınz.
    Şimdi açık sözlü olalım . Hiç çekinmeden ve yüksek sesle konuşalım haykıralım dünyaya savaşlardan nefret ettiğimizi. SOYONS DEFAİTİSTES! SİAMO DİSFATTİSTİ!

    Hiçbir düşğnce tam bir gerçek değildir. Ama her insan tam bir gerçektir.

    Şu günlerde insanlık tam bir çelişki içinde . Peşinden gisilen bir ideal mi yıksa insan yaşamı mı değerli.

    Görüş yığın , inanç ise bşreydir.

    Görüşler inançlarj ezip geçiyor. Gevezelik de bilgştş.

    Ve işte bu acıklı gerçek günümğze damgasını vuruyor. Hayatı tiksindirici yapıyor. Bizlere ümitkerimizi yitiriuor.

    Hüzünlü bir dünyanın hüzünlü bir anında hüzünlü bir görünüm.

    Çünkü idealler çıkarlar kadar ilgi çekici değildir. İnsnaları biraraya getirmek kolay olmaz.

    Unutulmuşlara ezilmişlere de tanıklık yapma hakkı tanıyalım.

    Caveant Concules.