Hayat bir romana benzerdi. Bir girişi olurdu, küçük bir kelimeyle başlardı. Büyürdü bu kelimeler; satırlara, paragraflara, uzun yazılara dönüşürdü. Engel olamazdın bu yazıların sayfalara dökülmesine. Bir gün gelir, son bulurdu cümlelerin. O her şeyi başlatan küçük kelime bir noktayla birlikte verirdi son nefesini. Bir romanın son cümlesinde bir ruhun çaresizce can verişini hissedebilirdin.
Ben bu tozlu satırlarda yolunu kaybetmiş olan altı yaşındaki kız çocuğuydum. Ben altı yaşında ruhumu bir virgüle yenik düşürmüş, noktayı göremeden can vermiştim. yarım kalmışlığımı kendi kendime tamamlamaya çalışırken, kalemimin mürekkebinin kalbimi karartmasına izin vermiştim.
Ne kadar direnirsem direneyim, bu karanlığa karşı koyamıyorum. Benimle birlikte büyüyor ve benimle birlikte yıkılmak için hazırda bekliyor. Uyumak için gözlerimi kapattığım an üzerime örtülüyor ve beni boğuyor, nefes almak zorlaşıyor. Ölümün güzelliğine kavuşacağım an ışık kalanını boğuyor ve gözlerimi açıp yarım kalmışlığıma devam ediyorum.
MATEM- Hasret Cemre Çınkır