içimize attıklarımızdı,
hiç gün yüzü görmeden büyüyüp kök saldılar derinlerimizde
ne çiçek açtık,
ne meyveye durduk
öylece çürüyüp kaldık kendi baş köşelerimizde
suretini bekleyen çerçeveler gibi,
astık ruhumuzu boş duvarlara
kadehler doluydu bir vakitler
şimdiyse biri sönmüş gözlerimizin kıyısına vuran
yalnızca boş şişeler
içimize attıklarımızdı
bekledik uzun zaman gelen giden olmadı
sardık yaralarımızı
bahar geldi
yaz geçti
kiraya verdiğimiz kalplerimizde kışa kadar oturan hiç olmadı.