"yakın mısınız? altınız."
kulağa yabancı geliyordu. altımız. daima yedi kişi olmuştuk.
"kardeş gibi," dediğim an, 'rekabet' kelimesinin akla ne kadar çabuk geleceğinden emin olamayarak buna pişman oldum.
"eh, dün gece hakkında hatırladığım şey, erkek arkadaşının herkesin önünde sana sürtük demesi ve senin de oliver'la intikam seksi yapmak için üst kata koşman. yoksa unuttuğum bir şey mi var?"
"bak, kahramanı oynamak için iflah olmaz bir ihtiyacın olduğunu bilsem de şu anda, durup kendine bunun gerçekten herkes adına en iyisinin olup olmadığını sormalısın."