Otomobil birden çıkıyor yoldan
bir deniz kıyısında duruyor
büyü bıçağı koparıyor onu gri harmanili kayalardan
yalnız sırtlarından sezilen haçlı erleri kayalardan
kayalar kapatıyor onun arkasını som
düşünceyle şekerlendirilmeden
günse eriyor yön yön van gogh'su bir kırmızılık
kirazların ve güllerin tifoya kardeş çıkan rengi
kokuları bile kıpkırmızı olan güllerin
ve otomobilden inen sensin iki avcunda deniz
çevrene üşüşen zeytin ağaçları
arkandan inenler o kimlerdir ki avuçlarına gülüyor
oluşa gülüyorlar kuşlara çocuklara
ki senin ellerini görmek bir kurtuluştur çocuklara
sen yüzünde akdeniz memnunluğu sen truvalı helen
sana gelmiş bütün yunanlılar atlı arabalarla
atlarla otomobillerle uçaklarla
bütün kiraz yangını çocukları andıktan sonra
evrenin akşamından döndünüz evlerin parmaklarına
almışsın üstüne örtücülüğünü siyah kahverenginin
ağaç gövdelerinin kavların rengini
tabiat seninle canlı ve yeni
tabiatı duruşun ve bakışınla verimlendirmişsin
ey geçmez gençliğin telâşsız sesi
sesinle ölümü ürkütmüş terletmişsin
bir piknik yer altı gençliğine gözlerin
saçların bir başlangıç eski zaman leylâklarına
bir vakit gelse ki kapansam ayaklarına
geçen zamanı yanlış bir rüya gibi yorumlasam