kadınlar ülkesinin arka kapağını okuduktan sonra tereddüt etmeden satın aldım.
kitap, sadece kadınlar ve kız çocuklarının yaşadığı bir ülkeyi ziyarete giden üç erkeğin gözlemlerini konu almakta.
sadece kadınlardan oluşan bir ülkenin nasıl olabileceğine dair tahminlerde bulunan kahramanlarımız, ülkeye varınca hiç de bekledikleri gibi bir ülke ile karşılaşmıyorlar. erkeklerin bulunmadığı bir ülkenin toplumsal yapısının nasıl olacağına dair bende çok büyük bir merak uyandıran bu kitapta; din, cinsellik, annelik, eğitim, kadının kocasının soyadını alması, veganlık gibi çeşitli konular karşılaştırmalı olarak ele alınıyor.
eşitlik, sevgi ve mantık üzerine kurulmuş; fazlasıyla gelişmiş olan bu ülkeye gelen o üç erkeğin bazı mizojin yorumlarını, hareketlerini okumanın beni yer yer rahatsız ettiğini de söylemeden geçemeyeceğim.
her sayfası dönemin eril düzenine nüktedan bir cevap niteliği taşıyan kadınlar ülkesi, 1915 yılında kaleme alınmış. ve bence ikinci dalga feminizm için önemli bir eser.
eğer feminist bir ütopya okumak istiyorsanız kadınlar ülkesini mutlaka tavsiye ediyorum.
kadınlar ülkesinin bir de devam kitabı bulunuyor: bizim ülkemiz. (
Bizim Ülkemiz)
bir kadınlar ülkesi kadınının, “bizim ülkemize” gelişini ve karşılaştırmalı gözlemlerini aktarıyor. bu kitabı da sipariş verdim, okuyup yorumlarımı sizler ile paylaşacağım.
okuyacak olanların da en az benim kadar sevmeleri dileğiyle!
𝐨𝐧𝐥𝐚𝐫 𝐢ç𝐢𝐧 𝐝𝐢𝐥𝐞𝐦𝐞𝐤 𝐮𝐦𝐮𝐭 𝐞𝐭𝐦𝐞𝐤, 𝐮𝐦𝐮𝐭 𝐞𝐭𝐦𝐞𝐤 𝐝𝐞 𝐛𝐞𝐤𝐥𝐞𝐦𝐞𝐤𝐭𝐢.
akıl ve tutku, jane austen’ın yazdığı ilk roman.
akıl ve tutku arasında psikolojik zıtlık, romanda ana karakter olan elinor ve marianne