Ya ben anlamadım bu hayatı ya da hayat hiçbir işe yaramaz ama daha iyisini de bilemedim, göremedim, kimse bana göstermedi. Sen gelip yitiyordun, bir kuyruklu yıldız gibi parlak, hızlı; bense bütün bunları unutuyordum ve söndüm…
Sıkılmıştım; bu kendine has, katlanılmaz bir sıkıntıydı. Sanki göğsüme ıslak, ılık cıva doluyor, içeriden baskı yapıyor, göğsümü, kaburgalarımı zorluyordu; su kabarcığı gibi gittikçe şişiyormuşum gibi geliyordu ve bu küçük odada,tabut biçimli tavanın altında boğulacak gibi oluyordum.
Onun yanında oldukça yaşadığımı duyuyorum. Hep onun da beni beklediğine dair bir belirti görmek için dört dönüyorum. Ondan en ufak bir yanaşma işareti gördüm mü elim ayağım tutuluyor. Eminim, o da benim gibi içini dökmek istiyor. Ama bilmiyor ki beni kendine çeken de bu beceriksizliği.