William Morris / Faydalı İşler Faydasız Uğraşlar
üstelik gündelik aç kalma korkusundan azat edilmiş, kendi ihtiyaçları dışındaki bir şey tarafından zorlanmayan, gerçekte neyi istediğini anlayan insanlar, artık lüks olarak adlandırılan salt saçmalıkları ya da artık ucuz eşya diye adlandırılan çerçöpü ve zehiri üretmeyi reddedeceklerdir. onları giyecek uşaklar olmadığında lüks golf pantolonlarını kimse üretmeyecektir, kimse gerçek tereyağından uzak kalmaya zorlanmadığında margarin üretmek için zamanını harcayacak kimse olmayacaktır. aldatma yasalarına yalnızca hırsızlar toplumunda gerek duyulur ve böylesi bir toplumda da bu yasalar hükümsüzdür.

William Morris / Faydalı İşler Faydasız Uğraşlar
uygarlığı akıl sağlığı kurulunun karşısına derhal çıkarmanız için size yalvarıyorum! çünkü kalabalık kentlerimiz ve sersemletici fabrikalarımızın tamamı düpedüz kar sisteminin sonucudur. kapitalist imalatçılar, kapitalist arazi sahipleri ve kapitalist mübadele, sermayenin çıkarları adına manipüle etmek için insanoğlunu büyük şehirlere gelmeye zorluyor.

William Morris / Faydalı İşler Faydasız Uğraşlar
bu mülkiyet de hepimizin bildiği gibi ordu, polis ve hapishane, kısaca bu devasa fiziksel güç kütlesi tarafından kıskançlıkla korunacaktır; batıl inanç, alışkanlık, açlıktan ölme korkusu (tek kelimeyle mülksüz kitlelerin arasındaki CEHALET) bu kitlelerin varlıklı sınıfın köleleri olarak -onlara boyun eğmelerini sağlayacak şekilde- bu fiziksel gücün kullanılmasına olanak verir.

William Morris / Faydalı İşler Faydasız Uğraşlar
böylelikle en sonunda gerçek toplum kurulmuş olacaktır. bu toplum şartların eşitliğine dayanacaktır. hiçbir adama bir başkasının menfaati için eziyet edilmeyecektir; hatta hiçbir adama toplumun menfaati için de eziyet edilmeyecektir. aslında kendi üyelerinden her birinin menfaatini savunmayan hiçbir düzen toplum olarak adlandırılamaz.

William Morris / Faydalı İşler Faydasız Uğraşlar
çalışanlar, kendilerinin güçlendirdiği kişilerden aldıkları maaşlarla yaşamlarını sürdürürken, insanoğlunun doğal bir şekilde arzu ettiği metaları kendi faydalarına edinemezler, sadece bu metalar yerine eldeki acınası imkanlarla idare etmek durumunda kalırlar; yani, besleyici olmayan adi gıdalar, koruma sağlamayan çürümüş elbiseler, uygarlığın içindeki bir kentlinin göçebe bir kabilenin çadırını ya da tarihöncesi bir vahşinin mağarasını üzülerek hatırlamasını sağlayabilecek perişan evler. hatta işçiler, çağın büyük sanayi icatlarına bile yardım etmeliler -kandırmacaya bakın- ve bu yardım sayesinde de kendi kullanımları için zenginlerin lükslerinin gülünç taklitlerini ve sahteleri üretilir. çünkü ücretli çalışanlar daima ücretlerini ödeyenlerin kendilerine söylediği şekilde yaşamalıdır ve çalışanların gündelik yaşam alışkanlıkları da efendileri tarafından kendilerine dayatılır. fakat dönemimizin fazlaca övülen kalitesiz ürünlerinin hak ettiği aşağılamayı kelimelerle ifade etmeye çalışmak zaman kaybıdır. modern üretimin dayandığı sömürü sistemi için bu kalitesizliğin gerekli olduğunu söylemek yeterli olmalıdır. diğer bir deyişle toplumumuz, köleler gibi beslenmesi, giydirilmesi, barındırılması ve eğlendirilmesi gereken çok sayıda köleyi içermektedir.

William Morris / Faydalı İşler Faydasız Uğraşlar
bu iş öyle bir seviyeye geldi ki, artık satış maliyeti, üretim maliyetini aşan birçok ürün var. üretmeyen zengin sınıfların varoluşunun sonucu olan isteklerin, yani süs ve lüks eşyaların -adam gibi, yozlaşmamış bir hayat süren insaların istemeyeceği ya da hayalini kurmayacağı şeylerin- yapımında çalışan insan kütlesi vardır. kim ne derse desin bu şeyleri zenginlik olarak adlandırmayı sonsuza kadar reddedeceğim, bunlar zenginlik değil israftır. zenginlik, doğanın bize verdiği şeyler ve makul bir adamın akla uygun bir şekilde kullanmak için doğanın bize bahşettikleriyle yapabildiği şeylerdir. gün ışığı, temiz hava, dünyanın bozulmamış yüzü, yiyecekler, elbiseler, barınacak yerler, gerekli ve makul olan şeylerdir; her türden bilginin biriktirilmesi ve bu birikimin yayılmasının gücü; iki adam arasındaki serbest iletişim araçları; sanat eserleri ve bir adamın en adam, en hevesli, en düşünceli olduğu zaman yarattığı güzellik; insanların hazzına özgür, adam gibi ve yozlaşmamış bir şekilde hizmet eden her şey. zenginlik budur. bu başlıkların herhangi birinin altında olmayan, sahip olmaya değer herhangi bir şey düşünemiyorum. ancak sizden İngiltere'nin ürünlerini, dünyanın atölyelerini düşünmenizi rica ediyorum ve buna binaen aklı başında hiçbir adamın arzu duymayacağı, ancak bizim faydasız uğraşımızın ürettiği ve sattığı şeyler yığını karşısında, siz de benim gibi afallamayacak mısınız?