Ona ilk kez karanfil diyen ben değildim. Şu meşhur tiyatro oyunundan sonra herkesle birlikte söylemeye başlamıştım ama zamanla benim dilimde karanfil başka bir manaya bürünmüş ve kök salmıştı. Böyle bir çiçekti çünkü. Büyümesi için seralara ihtiyacı yoktu. Vahşiydi. Zoru seviyordu. Kırmızı rengiyle de aşkı ve bağlılığı temsil ediyordu.
Karanfil. Tek kelime, üç hece. Söylerken hiç zorlanmadığım bir sözcük. Kelimeleri yan yana dizmekte zorlanan bir adamın sürekli tekrarladığı aşk itirafı.
Karanfil.
İçimdeki ses -hayatımda ilk defa- bu çılgınca şeyi yapmamı söylüyordu. Git, git, git. Güvenliğim için endişelenmem dışında sorun yoktu ama ona daha birkaç gün önce, kadınların tek başına seyahat
Lukov'dan Sevgiler'i okuduğum andan itibaren Ruby'nin hikâyesini çok merak ediyordum. Ruby de Aaron da o kadar tatlıydı ki.
Ruby, Aaron askerdeyken bir yardım kuruluşu aracılığıyla