yazarın kitapları genel olarak çocuk kitabı kategorisinde olsa da, yetişkinlere! anlatım yapmaya çalışmış olan bi kitap bu kitabı.
kitaplara filmlere konu olması vazgeçilmeyen popüler politik konu yahudi soykırımının "masum" ağızdan anlatılması ya da fikren toplama kamplarındaki insanları "çizgili pijamalı" görmek o masumca, çocukça, aslında bize lazım olan ütopik dünyayı anlatmakta.
tam da bu sebepten çocuklara hitap
etmediğini düşündüğüm,(konu olarak değil, anlatım kapalılığı konu hakkında bilgi sahibi olmayı şart haline getiriyor.) yazarın okuduğum kitapları içerisindeki en sona koyduğum kitabı.
genel olarak zaten kitapları ya çocukların içindeki yetişkinlere; ('olduğun yerde kal')
ya da yetişkinlerin içindeki çocuklara; ('zirvenin dibindeki çocuk') hitaben yazılmış gibi hissettiriyor.
'zirvenin dibindeki çocuk' sa direkt 'çizgili pijamalı çocuk' da yazarın yapmaya çalışıp o etkiyi yakaladığı kitap direkt. ikisine de hitap ediyor, bilgi sahibi! dünya görüşü oluşmuş bi yetişkin olsanız da, hayata 0 kafası bombaş doldurulmaya açık bi çocuk olsanız da etkileyici olan bi kitap yani.
bu kitapsa bunu tam anlamıyla başaramamış, üstüne filmi çekilmiş bi kitleye ulaşmış vs. ama bu ulaştığı kitleye yeni bir şeyler katma potansiyeli varken; "hımmm savaş kötüdür, insanlar neden savaşıyor!?" gibi basmakalıp düşünceleri tekrarlayan bir yapım haline gelmiş gibi hissettiriyor bana.