elif

elif
@withelfy
Kendimle savaşmaktan yoruldum. “Yapmam” dediğim ne varsa yaptım, büyük lokma yemedim ama büyük sözlerimin hepsini yuttum. Gitmelerden çok, kelimeler yaktı canımı. Geçmişi düzeltmeye çalıştım, sanki zamanı geri döndürebilirmişim gibi. Kimseden bir şey beklememeyi öğrendiğim gün, işte o zaman özgür olacağım. Akışına bırakmayı bir türlü öğrenemedim. Bana karşı yapılan her hatadan bile kendimi sorumlu tuttum, ama doğrularımı hiç üstüme alınmadım. Tek bir kelimeden binlerce anlam çıkardığım günler de oldu, yazılan uzun cümleleri görmezden geldiğim günlerde. İnsanlara inanmaya çalışmaktan yoruldum. Hayatıma giren her yeni insan, yeni bir yük benim için. İnsanların gündelik hırsları komik geliyor bana, hayatı ciddiye almıyorum. Yaşamlarına bir kez bile dışarıda bakamamış insanların, gerçekten dürüst olabileceğine inanmıyorum. Böyle insanları sevmiyorum, onlar da beni. Her şey karşılıklı. Tezer Özlü / Eski Bahçe - Eski Sevgi
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
ay sesiyle, gün sesiyle, gül sesiyle tırmanırım kalbinin tepesine ve işte zakkumların diliyle konuşabilirim seninle rüzgârın ve acının bildiği dilde acelesiz, hiç yarışmadan sessiz oturabilir miyiz seninle? #Kemal Sayar
“başka bir çare yoktu, ben de yola devam ettim. ama her şey kendimi hissedemeyeceğim kadar mecburiyettendi her zaman.“
Bir daha dünyaya gelsem aynı hayatı, daha bir ustaca ve korkusuz yaşarım. Ama bu sefer seni tanımakta gecikmem!
“ İnsanın hep gelmesini istediği bir zaman var, bitmesini ve başlamasını istediği şeyler, ulaşmak istediği hedefler… Onlar olsun diye neredeyse hep ayakta bekliyoruz, içinde yaşadığımız ana ve zamana adam akıllı yerleşmiyoruz. İnsanın beklentilerinin olması elbette güzel, olmalı da. Ancak beklentileri yüzünden içinde yaşadığı anı neredeyse yaşamıyor oluşu kabil edilebilir bir şey değil. Aslında gelmiş de, gelecek de birer hayal, sadece yaşadığımız an var. O anın farkında olmadan yaşamayı, o anı sürekli gelecekteki bir şeyler için feda etmeyi alışkanlık haline getirirsek, hayatı hiç yaşamadan tüketmiş oluyoruz. Gelecek filmin heyecanından o an gösterilen filmi izleyememek gibi bir şey bu. İnsanı boşluğa mahkum eden bir döngü bu. Gelecek film geldiğinde başka bir gelecek film de onun önüne geçecek. Anın perdesine çevirmeliyiz gözlerimizi bu yüzden, eldeki tek ‘gerçek’ film orada oynuyor çünkü.” Gökhan Özcan - Yeni Şafak 2.12.21 Yazısından