Kadınlar, erkeklerin kadın nefreti ve endişesinden doğan femme fatale'e, bu güzel, entrikacı, cani ve kendine yeten yaratığa kadınları çeken neydi? Kudret. Öldürücü de olsa bu güç, uzun süredir birçok yönden bastırılan kadınların panzehiriydi. Önemsenmemek yerine korkulmayı yeğleyen bu kadınlar, cinsel güçlerini ele alıp onu hem kalkan hem de kılıç olarak kullandılar, tabii bunun en iyi örneklerini de, kendilerini izlemek için para ve ren seyirci önünde sergilediler
Bekaretin, evliliğin, yas tutmanın, cinselliğin, haremin gizlilik peçeeleri, onun dansında çıkarılıp atılır. Salome, erkek zoruyla konmuş, arzu nesnesi kadını gizlemeye çalışan yasaları yerle bir etmiştir. O kendi başına buyruktur, dansı da bu gizlilik peçelerinde derin, anlamlı bir yırtık açmıştır.
Yahudi prensesi, doğumundan hemen hemen iki bin yıl sonra, erkek entrikalarının yeraltı mahzeninden ve erkek egemen toplumun kontrolünden çıkarıldı. Hayranlarının yazı ve resimlerinin sınırlamalarından kurtulan Salome, sahnede onların fantezilerini aştı ve kâbuslarına dönüştü: kanlı canlı bir kadın oldu. Üstelik uğruna ölünecek bir dansı vardı.
Salome onların korkusu, arzusu ve kızlarıydı. Onların hepsi, şehvetle arzulayıp yitiren, tekrar arzulayıp yitiren, birer Hirodes'ti; bir yandan onu yataklarında arzularken, bir yandan da kellesini istiyorlardı.
Bugün bildiğimiz şekliyle striptiz, yüz yıl önce, toplumsal ve entelektüel kadın düşmanlığının zirveye eriştiği bir sırada keşfedildi. Feminizm ve kadınların eşit haklar uğruna mücadelesi de sesini ilk kez o zamanlar duyurmaya başladı. Bir kadını soymak kadın düşmanlığını desteklemek miydi? Yoksa özerklik ilanı mı?
Bu kitapta yer verdiğim kadınların hepsi, sadece soyundukları için değil, bütün hayatlarıyla da hapsedilme, alaya alınma ve dışlanmayı göze aldılar.