• Tractatus Logico-Philosophicus Wittgenstein'ın hayatı boyunca yayımladığı tek eseri. Kitabın önsözü aynı zamanda Wittgenstein'ın hocası da olan Bertrand Russell tarafından yazılmış. Türkçe çevirisi ise Oruç Oruoba'ya ait. Evet, kitabı önünüz ilikli ve saygı duruşunda okumanız gerekiyor :)
    (Burada küçük bir not düşmek istiyorum. Wittgenstein'ın sayfasında gördüğünüz diğer kitaplar, kendisinin ölümünden sonra notlarından, defterlerinden, makalelerinden derlenmiş. Yani aslında kendisinin tek eseri Tractatus Logico-Philosophicus oluyor.)

    Wittgenstein'nın hayatı temelde iki döneme ayrılıyor. Russell’ın etkisinde kaldığı dönemlerde yazdığı bir tür mantık felsefesi denemesi olan Tractatus’ta, felsefi sorunları mantıksal açıdan incelemekte ve dilin sınırları içinde dünyayı da betimleyip, dünyanın sınırlarını çizmekte. İkinci dönemi olan Felsefi Soruşturmalar döneminde ise Tractatus’an farklı bir felsefe yapısını inceliyor.

    Tractatus Logico-Philosophicus 21. yüzyılın en önemli felsefi eserlerinden biri olarak kabul ediliyor, hatta en önemlisi. ( Bu kitap için Tevrat, Zebur, İncil, Kur'an, Tractatus sıralaması yapanlar bile var. ) Kitap 1921'de yayımlanmış ve daha sonra da 1929 yılında Wittgenstein kitabı sayesinde Cambridge Üniversitesi'nden doktora derecesi almış.

    Wittgenstein'ın kitabı; din, mistisizm, etik, mantık, bilim, dil, dilin mantığı, tasarım-tasarım felsefesi, düşünce ve felsefe alanlarında yaptığı yedi temel önerme ve bu önermeleri açıklayan içinde matematiksel ifadeler yardımıyla açıklamalar da barındıran alt önermelerden oluşuyor. Kitabın ana hatlarını belirleyen yedi temel önermesi ise şu şekilde:

    1 - Dünya, olduğu gibi olan her şeydir. (Die Welt ist alles, was der Fall ist.)
    2 - Olduğu gibi olan, olgu, olgu bağlamlarının öyle varolmasıdır. (Was der Fall ist, die Tatsache, ist das Bestehen von Sachverhalten.)
    3 - Olguların mantıksal tasarımı, düşüncedir. (Das logische Bild der Tatsache ist der Gedanke.)
    4 - Düşünce anlamlı tümcedir. (Der Gedanke ist der sinnvolle Satz.)
    5 - Bir önerme basit önermelerin doğruluk fonksiyonudur (Basit bir önerme kendinin doğruluk fonksiyonudur). (Der Satz ist eine Wahrheitsfunktion der Elementarsätze.)
    6 - Bir doğruluk fonksiyonunun genel biçimi p, \bar\xi, N (\bar\xi) şeklindedir. Bu bir önermenin genel biçimidir. (Die allgemeine Form der Wahrheitsfunktion ist: p, \bar\xi, N (\bar\xi) Dies ist die allgemeine Form des Satzes.)
    7 - Üzerinde konuşulamayan konusunda susmalı. (Wovon man nicht sprechen kann, darüber muß man schweigen.)

    Kitap motto olarak '' dilimin sınırları benim sınırlarımdır '' düşüncesini benimsediğinden sanırım, orijinal dili olan Almanca'dan başka bir dile çevrildiğinde nüanslarını büyük ölçüde kaybediyor. Bu yüzden kitap hangi dile çevrilirse genelde yanında Almanca orijinal metinle birlikte basılıyor. İncelemem de eksik kalmasın diye orijinal metinden maddeleri de ekledim, maksat adet yerini bulsun :)


    Dünyanın en büyük miraslarından birini reddedip, işçi olarak başvurduğu Sovyetlerden de red cevabı almış Ludwig Bey. Tabii bu kadarla da bitmiyor kendisinin acayiplikleri. Rivayetlere göre Keynes'i dövmüşlüğü, Popper'ı kızgın maşa ile tehdit etmişliği hatta bir kız öğrencisini dövmüşlüğü bile var kendisinin. Birinci Dünya Savaşına gönüllü katılıp, Tractatus'u da cephede yazmış. Wittgenstein Tractatus Logico-Philosophicus'u yayımladıktan sonra felsefedeki bütün sorunları çözdüğüne inandığından '' Atom fiziğine de profesörlüğe de lanet olsun '' diyerek çalışmalarını bırakmış ve ilkokul öğretmenliği, manastırda bahçıvanlık ve kızkardeşinin Viyana'daki evinin mimarlığı gibi çeşitli işlerde çalışmış. Daha sonra 1929'da, Cambridge'e dönüp öğretim görevliği yapmış ve önceki çalışmalarını tekrar gözden geçirip kendi tezlerine antitez yazmış. Kanser tedavisini reddedip, 62 yaşında da vefat etmiş ünlü filozof. Böyle enteresan bir kişilik kendisi.


    Wittgenstein'ın kitapta incelediği temel sorun, dilin mantıksal yapısıdır. Dilin sınırları aynı zamanda felsefenin ve düşüncenin de sınırlarını oluşturur. Kant'ın yolunu takip eden Wittgenstein, dil bağlamında aklın ve bilginin sınırlarının sınırlarının nereye kadar ulaşabileceğini sorgular. Wittgenstein felsefesine göre dilin sınırlarını belirleyen etken olgularımızdır ve dünya da bu olgulardan oluşur. Wittgensteinca söylersek; '' Dilin sınırları dünyanın sınırlarıdır. ''


    Kitabın önerme dizilişleri o kadar ilginç ki kitabın bir başı veya sonu yokmuş gibi hissettim okurken. Wittgenstein kitabın başında '' Anlayarak okuyan tek bir kişiye zevk verebilirse, amacına ulaşmış olacak. '' diyor kitabı için. Tam olarak anladım mı emin olamasam bile :/ kesinlikle çok zevk aldım.

    NOT: İşbu inceleme Wittgenstein'ın yazdıklarının ancak yüzde onu anlaşılabildiğinden kısa tutulmuştur. Geniş bir zamanda kitabın tekrar ayrıntılı bir şekilde incelenmesi sonrası güncellenecektir. :)

    Not: İncelememi Tractatus Logico-Philosophicus'u '', '' adını okuyamadığım kitap '' olarak özetleyen Hayriye Gül 'ya ithaf ediyorum.
  • “Ne zaman onlardan nefret edecek gibi olursan, onları anlamayı dene.”