Mesafe sevgiye engel olarak görülüyorsa ortada bir sevgi yoktur bence. İki kalp arasında sevgi varsa fiziki mesafenin bir anlamı yok önemli olan duygusal mesafenin olmaması diye düşünüyorum.
Hepimize öyle gelmiyor mu zaten? Bu ailede doğmasaydım, bu ülkede doğmasaydım, bir değil iki kardeşim olsaydı, bu şehirde yaşamasaydım, ne bileyim sınavda o soruyu doğru yapsaydım, o mesaja cevap vermeseydim veya verseydim, o kapıdan çıkmasaydım ya da içeri girseydim, o sokaktan geçmeseydim, öyle diyeceğime böyle deseydim gibi gibi bir çok şey paralel bir evrende bambaşka bir halimiz değil mi? Verdiğimiz veya vermediğimiz her karar farklı bir ben yaratıyor kendi yolunda. Bazen bu farklı versiyonlarımızın ihtimaline o kadar takılıyoruz ki şuan var olduğumuz evreni unutuyoruz, dışlıyoruz sanki diğer evrenlerin hepsinde mutluymuşuz gibi düşünüyoruz sanki o tek bir yolu farklı seçsek hayatımızdaki herşey düzelecekmiş gibi ama öyle olmadığını içten içe biliyoruz elbette. Bu yüzden ben fazla düşünmemeye çalışıyorum bunu, o bambaşka halim bambaşka bir evrende ve bunu düşünmemin bana benim evrenimde hiçbir faydası yok ne yazık ki...
Bence bağışlamak ve unutmak daha iyi, kızıp hatırlamak bize bir şey kazandırmaz tersine zamanımızı tüketir, bizi tüketir. Bir olaya veya bir kişiye kızınca o şey değişmeyecek, o kızdığımız şey düzelmeyecek tersine sürekli öfke içinde olan kalbimiz değişecek, tükenecek. Ders almak gerekiyorsa alınır sonra bağışlanıp yola devam edilmeli ki biz biz olmaktan çıkmayalım.