vaveyla

vaveyla
@xyztan
Hayalleri uğruna bugünü yarına kurban eden bir genç. Her şey bir gün mükemmel olacak...
Ögrenci
SOSYOLOJİ
Mardin
3 okur puanı
Haziran 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Ömür bir sermayedir 24 saat 24 altın hükmündedir.
1000Kitap
Reklam
“Eskiden "Kapıyı kapat!" denilmezmiş. Allah kimsenin kapısını kapatmasın diye düşünülürmüş. "Kapıyı ört, ya da sırla" denilirmiş. Kapının kapanmadan yavaşça örtülmesi edebdenmiş. “Lambayı söndür” demezlermiş. Allah kimsenin ışığını söndürmesin. "Lambayı dinlendir" derlermiş. Lamba yakılmaz, uyandırılırmış. Uyuyan birisi uyandırılmak İçin sarsılmaz veya adı ile çağırılmazmış. "Agâh ol erenoler" derlermiş. Nezaket, incelik, edeb her işin başı imiş de ondan... Ona eren uyanık olurmuş. İnsanların sözü kesilmez, işaret ve işmar edilmez, fısıltılar, gizli konuşmalar hoş karşılanmazmış. Hanımlar beylerine "Efendi" derlermiş, "siz" derlermiş. Hanımefendiliklerini gösterirlermiş. Gezerken yere yumuşak basılır, ses çıkarmamaya çalışılırmış. Yerdeki haşerata basmamaya özen gösterdiği için adı "Karınca basmaz Efendi” ye çıkan insanlar varmış. Kapıdan çıkarken arkasını dönmemek, geri geri çıkmak edebdenmiş. Kapı eşiğindeki misafirlere ait ayakkabılar, dışarıya doğru değil, içeriye doğru çevrilirmiş. "Git bir daha gelme!" der gibi değil de. "Gitsen de ayağının yönü buraya dönük olsa" dercesine dizilirmiş. Canlı cansız her şeyin bir hatırı varmış. Eskiler hayatı o kadar nurani, o kadar temiz, o kadar manâlı yaşarmış…🥀”
1000Kitap
Akıl hastanesinde yaptığım staj esnasında, hiç de hasta gibi görünmeyen adama, "Neden buradasınız?" demiş bulundum. Sigarasını yaktı, gözlerini dikti üzerime. Kırpmıyordu bile, ürkmedim desem yalan olur. "İyi günler" dileyerek uzaklaşmaya karar verdim. "Belki de yanlış bir soru sormuşumdur. Belki canını sıkmışımdır ya da ne bileyim adam deli işte!" diye geçirdim içimden. "Sen neden burada değilsin?" diye bağırdı arkamdan. Öyle bir bağırdı ki, arkamı dönmeye korktum. Cinnetle bağırır gibi.. Döndüm yüzümü, olduğum yerde, yaklaşmadan baktım yüzüne. Bu sefer sesini daha da yükselterek, tekrarladı; "Sen neden burada değilsin? Onca sahtekarın, onca vicdansızın, onca ihanetin içinde durabilmeyi nasıl başarıyorsun ? Çocukların vurulduğu, çiçeklerin koparıldığı, sevgilerin harcandığı, umudun tükendiği, renksiz, yapay bir dünya var dışarıda. Uyuşmadan uyum sağlayamadığım, gürültüsünden uyuyamadığım. Kirli, kibirli, kaba bir dünya var. Çıkarları uğruna seni çakıyla son model bir arabayı çizer gibi çizecek binlerce insan var. Kanını emecek bir sürü vampir. Sana kullanılıp, köşeye atılmış pis bir mendil gibi hissetirecek bir sürü katil. Sen neden burada değilsin?"
1000Kitap
Ölüyorum ben, ölüyorum! Sesinin sıcaklığına sığınmak istiyorum. Ey aşkım, nefesinde güven duymak istiyorum ama biliyorum ölüm gibi bir şey bu, ölüm gibi bir şey ayrılık.
1000Kitap
Karşımda durdu ve güldü. Sonra sarılıp, omuzlarıma göz yaşlarını döktü; "Bırakmayacaksın değil mi Emre beni," dedi. "Bırakmayacağım aşkım'" diyip sıcaklığını bir mumun sıcaklığı gibi hissedip, gönlümü ömürlük açılmayacak bir mektup gibi onunla mühürledim. Bir tek o açabilirdi, bi'tek o okuyabilirdi içindekileri ama bana miras bırakıp o gül kokusunu da alıp gitti.
1000Kitap