Aslında şu canım kitap ilk çıktığında hemen alıp okumaya başlamıştım ama o sıralar peşpeşe fazla romcom okuduğumdan ötürü “aman yine o hep bildiğimiz nefret ve sahte sevgiliden aşka dönüşen kurgulardan biri işte” dedim ve daha en başındaykene kitabı bıraktım.
Gel zaman git zaman sonra:) pek severek okuduğum bir romcom da bu kitabın mükemmelliğine dair o kadar çok atıfa rastladım ki, “acaba ben neyi göremedim” diye baya meraklara düştüm. Bari dedim bir şans daha vereyim.
Ne de güzel demişim, pek iyi yapmışım, kitaba bayıldım bayıldım ve biraz daha bayıldım.
Evet Lina fazla ve yorucu bir karakterdi, hatta yer yer kendisine “yeterin be kadın, artık bir dur” da dedim. Amma velakin, madalyonun diğer tarafında canım, ciğerim, hiç ona kıyamisum Aaron Blackfordcuğum vardı. Evlere, gözlere, gönüllere şenlik ki ne şenlik kendileri.
Ya sen hem disney animasyon filmlerini sevip hemde üstüne en çok “Up” ı nasıl sevebilirsin yaaaaa. Kağıt üstünde aşırı gönül eritesi bir karaktersin Aaroncığım, canım, ciğerim, balım,….
Aaronın haricindeki şeylerde güzeldi tabi ki, kitap su gibi aktı gitti ve kendini keyifle okutturdu.
Sondaki dram tabi ki saçmaydı, Linayı bir damla suda boğmak lazımdı ama olsundu. Aaroncığım seviyorsa ok der, bağrıma taş basar, hatalarıyla da sevaplarıyla da kabul ederim.:)
Velhasılı kitabı çok sevdim, pek sevdim. Film hakları da satın alınmış, umarım bir an önce izleriz. Şöyle Henry Cavillin genç hali nasıl da güzel yakışırdı Aaron karakterine ama.
Neyse yeter artıkın, gidip salyalarımı toplayayım byesss.;)