• "İbretler ton tondur. İbret alanlar gram gram.." 🍁

    Yahya b. Muaz (r.a)
  • . . .

    SÖZLERİN BÜYÜKLERİ, BÜYÜKLERİN SÖZLERİ

    *******

    (Allah dostlarının sözleri ve güzel halleri, birer manevî askerdir. Allah onlarla zayıf kalpleri kuvvetlendirir, maneviyatı bozuk olanları düzeltir. Mümin, onlarla destek bulur, yenilenir, kendine gelir... buyurmuş Cüneyd-i Bağdâdî Hazretleri... ve Ömer ibn’ül Hattab radıyallahu anh buyurdu: Allah’a itaat eden büyük zatların sözlerine dikkat edin. Çünkü onlara Allah tarafından gerçekler tecelli eder ve onu konuşurlar...

    Donansın kalplerimiz...)

    1

    Virdi olmayanın vâridatı (geliri) olmaz.

    Gavs-ı Sânî (k.s.)

    ...

    2

    Gaflet iki kısımdır. Biri rahmetten gaflet. Diğeri, gelecek olan azaptan, cezadan gaflet. Rahmetten gaflet, yükselmeyi engeller. Cezadan gaflet ibadetten alıkor. Gafletten kurtulan yükselir...

    Muhammed bin Ebû Verd. (k.s.)

    ...

    3

    Hak Teâlâ çok gayret sahibidir. Bu gayret ve kıskançlığından dolayı zatına ulaşmaya kendisinden başka bir yol yapmamıştır. (O'na ancak O'nunla ulaşılır. Diğer her şey ancak bunun bir sebebidir...)

    Ebû Kasım Nasrabâdî (k.s.)

    ...

    4

    Gazabın (öfkenin) sebebi, kendinden üstün birinin, hoşlanmadığın bir şekilde hücum etmesidir. Öfke, insanın içinden dışına doğru çıkar. Hüzün ise, dışından içine doğru işler. Öfkeden güç ve intikam hırsı, hüzünden ise dert ve hastalık doğar...

    Rislan ed-Dımaşkî (k.s.)

    ...

    5

    Biri sizden bir bardak su isterse bu suyu götürmek Hizmet’tir. Su bardağının altına ilâve bir bardak koyup götürmek misâfire Hürmet’tir. Tabağın altına ayrıca örtü koyup suyu ikrâm etmek ise Zerâfet’tir...

    Hâce Mûsa Topbaş Efendi (k.s.)

    ...

    6

    Hakiki, gerçek rabıta ve zikir zulmeti atar, sofi başka türlü zulmeti atamaz. Gafletsiz zikir çekmek için evvela günlük yaşantınıza dikkat edin. Yediğiniz içtiğiniz şeylerin, konuştuğunuz kişilerin, namazınızın, abdestinizin ve alış verişinizin düzgün olması gerekir...

    Gavs-ı Sânî (k.s.)

    ...

    7

    Bil ki kalp ile gıybet etmek, dil ile etmek gibi haramdır. Bir kimsenin noksanını, kusurunu başkasına söylemek doğru olmadığı gibi, kendi kendine söylemek de uygun değildir...

    İmam Gazâlî (k.s.)

    ...

    8

    Çocuğuna ‘Çok güzel, maşallah’ deme, ‘Maşalllah, çok güzel’ de. Çok güzel ile Maşallah arasında nazar değer.

    Mehmed Zâhid Kotku (k.s.)

    ...

    9

    Senden daha çok malı ve parası olan kimseyi kıskanma. O malına ve parasına hasretle ölür. İbadeti ve taati çok olan kimselere gıpta et. Yaşayanlar da sonunda ölecekleri için, onların dünyalıklarına özenmeye değmez...

    İmam Şâfiî (k.s.)

    ...

    10

    Bana kim düşmanlık yapıyor, kim beni gıybet ediyor ve hakkımda kötü söylüyor, keşke bilsem de ona altın ve gümüş göndersem. Benim işimde çalışarak kazandığı sevapları benim defterime geçirdiğine göre benim paramdan harcasın...

    Ahmed bin Harb (k.s.)

    ...

    11

    Ey oğlum, gıybetten, koğuculuktan sakın. Çünkü söz taşımak, insanların kalbinde düşmanlığı artırır. İnsanların ayıplarını görme, insanların ayıplarını gören, onların hedefi olur...

    İmam Cafer-i Sadık (r.a)

    ...

    12

    Bir kimsenin bir günah işledikten sonra tekrar günah işlemesi, ilk günahının cezasıdır. Bir sevap işledikten sonra tekrar sevap işlemesi de, birinci sevabın mükâfatıdır...

    Ali Müzeyyen (k.s.)

    ...

    13

    Virdi zor çekme veya çekememenin sebepleri şunlardır: Haram nazar, günahlar, haram yiyecek, zulmetli gıda, gıybet, televizyon, kötü arkadaş, dünyaya meyil, ehl-i dünya ile ünsiyet, ailevi huzursuzluk, gafil birinin bulunduğu ortamda oturma, yirmi dört saat dünya ile meşgul olma. Bunlar varsa ne kadar zikir yapılırsa yapılsın, istenilen faydayı sağlamaz...

    Gavs-ı Sânî (k.s.)

    ...

    14

    Günah işlendiği zaman, Allahümmağfirli, Allah'ım! Beni bağışa demeli. Böyle yapmak, Allah Tealâ'ya teslimiyet ve boyun eğmenin ifadesidir...

    Ata-i Horasanî (k.s.)

    ...

    15

    Peygamber Efendimiz'in yolundan, sâdâtların yolundan ayrılmayalım...

    Gavs-ı Sanî (k.s.)

    ...

    16

    Gönül bin tane dünya ve ahiretten daha iyidir. Zîra dünya mihnet, âhiret nimet, gönül ise marifet yeridir...

    Şeyh Ebû Bekir Şiblî (k.s.)

    ...

    17

    Günahı çok yapıyorsunuz. Halbuki istiğfarı çok yapmalısınız. Çünkü insan ahirette, amel defterinde iki satır arasında istiğfar görünce çok sevinir...

    Bekr bin Abdullah el-Müzenî (k.s.)

    ...

    18

    Kalpler iyilikle kazanılır...

    Hz. Ali (r.a.)

    ...

    19

    Allah’a itaat eden büyük zatların sözlerine dikkat edin. Çünkü onlara Allah tarafından gerçekler tecelli eder ve onu konuşurlar...

    Hz. Ömer (r.a.)

    ...

    20

    “Allah’ım beni bağışla, bana merhamet et, beni hak yola ilet ve bana rızık ver.”

    Hadis-i Şerif

    ...

    21

    Allah’a hizmet etmekle mutlu olana bütün eşya hizmet etmekten mutluluk duyar.

    Yahya b. Muâz (k.s.)

    ...

    22

    Fütüvvet, herkese insaflı davranman fakat kimseden insaf beklememendir...

    Hâris el-Muhâsibî (k.s.)

    ...

    23

    Yüksek sesle feryat etme, çünkü o dost senin yakınındadır. Böyle nâra atanın bu yakınlıktan şüphesi var demektir...

    Mevlâna Celaleddin-i Rumî (k.s.)

    ...

    24

    Dilini her türlü kötü sözden, faydasız kelâmdan koru. Allah zikrinin yeri olan dilini, gereksiz sözlerle kirletme.

    Erzurumlu İbrahim Hakkı (k.s.a.]

    ...

    25

    “Bir mümin kardeşimin ihtiyacını görmek için yürümem, bana şu mescidde (Mescid-i Nebevî’de) oturup bir ay itikâfa girmekten daha sevimlidir.”

    Hadis-i Şerif

    ...

    26

    Sırrını en yakınına bile söyleme...

    Evliya Çelebi (k.s.)

    ...

    27

    Her kim günde üç kere, ‘Allahım, ümmet-i Muhammed’i ıslah et’ diye dua ederse âbidlerden sayılır...

    Ma‘rûf-i Kerhî (k.s.)
  • Yahya b. Muaz(r.a) ;

    -Hikmet göklerden iner, gönüllerde karar eder.Yalnız,zerre kadar dünya kokusu olan gönülde durmaz.
  • Yahya b. Muaz Razî (r.a) anlatıyor: "Rüyada Peygamber'i (s.a) gördüm ve hemen sordum: 'Seni nerede bulabilirim?' 'Ebu Hanife'nin ilminin yanında' dedi"
  • Düşmanı sevindiren ihtilaftan kaçınmak farzdır

    İslâm kardeşliği farzdır onu tamamlayan durumlar da farzdır. Kardeşliği ortadan kaldıracak durumlardan kaçınmakta farzdır. Hâricî düşmanın hücumunda dâhilî münakaşa, düşmanın zaferi için bir alkış tutmadır. Bunu ancak gafil ve cahil olanlar yapar. Bunu ancak ahmak olanlar sürdürür.

    Müslüman olarak söylediğimiz ve yaptığımız Müslümanları üzüyorsa, İslâm düşmanlarını da sevindiriyorsa istikametimizde bir sapma var demektir. Sağdakileri ve soldakileri suçlamadan oturup kendi istikametimizi gözden geçirmeliyiz. Allah’a olan istiğfarımızı tazelemeli ve çoğaltmalıyız.

    Dostu sevindir ama düşmanı asla sevindirme. Bil ve inan ki; “Düşmanı Sevindirme” tabiri Kur’anî bir ifadedir. Hz. Musa Sina dağına Rabbinin daveti üzere giderken kardeşi Harun’u yerine bıraktı ve kavminin işlerini düzene koymasını, bozgunculara uymamasını tenbih etti. Fakat İsrailoğulları Harun’u dinlemeyerek Sâmiri’nin zinet eşyasından yaptığı buzağı heykeline ilah diye tapınmaya başladılar. Hz. Musa Tur’dan dönünce onların bu haline olan öfkesi sebebiyle Levhaları yere attı ve kardeşi Harun’un başından tutarak onu kendine doğru çekmeye başladı. Harun: “Ey anamın oğlu! Bu kavim beni küçümsedi ve nerede ise beni öldüreceklerdi. Bana düşmanlarımı sevindirecek şekilde davranma. Beni bu zalim kavimle bir tutma” dedi.” (A’raf Sûresi/ 150)

    Düşmanları sevindirmek genellikle dostları üzmekle hâsıl olur. Kendisinden düşmanların emin, dostların tedirgin olduğu kimse gerçek mü’min değildir. Dosta mahabbet, düşmana adalet asıldır. Dosta karşı mahabbet yanında yerine göre düşmana karşı mehâbetli davranmak gerekir. Müslümanın heybeti dost için cesaret, düşman için cebânet (korku) sebebi olmalıdır. Kur’an Müslümanın tavrını belirlerken şöyle söylüyor: “Muhammed Allah’ın Rasulüdür. Beraberindekiler kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında ise pek merhametlidirler.” (Fetih Sûresi/ 29)

    Bir olan Allah’ın bir ve beraber olamayan kulları olursak, Allah düşmanları karşısında kaybetmeye mahkûm oluruz. Halid b. Velid (R.a.)’e, bir adam senin hakkında konuştu denildi, dedi ki; “kendi sayfasıdır, istediği gibi doldurur.” Daha sonra da şunu ekledi: “Düşmanın istifade edeceği ihtilaflara düşmeyin!” Gerçeklerden, hakikatlerden kaçarak iyileşemezsin, çünkü her iyileşme yüzleşmeyledir. Yüzleşmekle yüzsüzleşmek hiçbir olur mu?

    Yolun hayırlısı, yolcunun hayırlısı ile oluşur. Kalbi Allah ile olan insanları kalbinize katarsanız, hayatınızı karanlıklardan Allah’ın izniyle kurtarırsınız. Bir kuşun havalanması için iki kanadı birbirine değmemesi gerekir. Firaset-i mü’mine sahip olan bundan uçabilmeyi, firaset-i mü’mine sahip olmayan da ayrılığı anlar!

    Dünya kâfirleri İslâm ümmetinin karşısında tek cephe olurken biz Müslümanlar ihtilaf ve tefrika alanlarını çoğaltarak parçalanıp dağılmakla iftihar edersek, tarih bizi hainler sayfasına kaydeder. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.

    İslâm, dinde “immea”cılığı yani fikirsizliği, sabitesizliği, nemelazımcılığı yasaklamıştır. “Sakın, ‘Eğer herkes iyilik yaparsa ben de yaparım, herkeskötülük yaparsa ben de yaparım’ diyen nemelazım/immeacılardan olmayın. İnsanlar iyilik yaparsa iyilik yapmayı, kötülük yaparsa kötülük yapmamayı içinize yerleştiriniz.” (Tirmizi, Sünen 7/290, hadis no: 1930, Tahavi, Müşkil-ül Asar 13/333, hadis no: 5345) İbn-i Mesud (r.a.) “İmmea”yı açıklarken “Rüzgâra göre akan adam” demiş. (Haraiti, İ’tilal-ül kulub 1/399) Esasen immea olmayın demek; kendine ait fikri ve sabitesi olmayıp her kişinin fikrine uyan ve kabul eden olmayın demektir. Rüzgâr gülü gibi başkasının yeline göre yön değiştirenlerin bir gün gelir yerinde yeller eser. Hevasıyla hareket edenler, hava basarak şişirilenler, arkadan gelen rüzgârla uçabileceğini zannederek havalanmaya yeltenenler bilsinler ki gelen yel, Sam yeli olup, yeşeren her şeyi yakıp yıkıp yok edebilir. Allahû Teâla uyarıyor:

    “Allah’a ve Rasûl’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve rüzgârınız/gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” (Enfal Sûresi/ 46)

    Müslümanların kendi aralarındaki ihtilaf dostu üzüyor, düşmanı da sevindiriyorsa, İslâm’ın menettiği tefrikadan sayılır. Ondan kaçınmak, haramdan kaçınmak gibidir. Yahya b. Muaz (Rh.a.) der ki: “Mü’mine karşı 3 haslet üzere ol ki ihsan ile kulluk edenlerden olasın; 1. Mü’mine faydan yoksa bari ona zarar verme. 2. Mü’mine sevinç veremiyorsan bari onu üzme. 3. Mü’minin güzelliklerini methedemiyorsan bari onu yerme.”

    İslâm’ı inkâr eden veya inkâr ettiren kelimelerden arının. Allah’a imanınız varsa ihtilafları bırakın birbirinize sarılın. Değersiz bil ilmi hiçe sayan hislerini. Müslüman kimliğinle kestir münkir ve müşrikin zehirli sesini!

    Hablullah merkezli ittifak toprağına atını sür, koşmayan küheylan utansın. Toprağa tohumu saç, filiz vermeyen tohum utansın. Hayatımızda yapıya dönüşsün son Peygamber Hz. Muhammed (sav)’in sözleri. Cahiliye çağında çoğalan firavunların bizde kalmasın kinli, kirli ve kibirli gözleri!

    Kâfirleri sevindirmek için Müslümanları üzen Müslümanlara rahat yok, bu dünya onlara dar. Bir poyraz esme ile yıkılmaz ümmet denilen çınar. Yâri Allah olanın, yoldan öte yolu var!