• Nerede kalmıştık? Heh şu konu. Neden yalnızım bilmiyorum, zaten neden yalnız olduğunu bilen kişiler yalnız filan değildir. Öyle herkes gibi insanlarla konuşamıyorum, o yüzden yalnızım ya da insanları sevmiyorum o yüzden yalnızlığa sığındım gibi saçma cümleler kurmak istemiyorum. Çünkü bu tarz cümleler palavradan ve gösterişten başka bir şey değil. İnsanlar yalnız olduklarını anlattıklarında çevresine, sanki çok şaşalı bir hayatı varmış gibi anlatır, ki bu da geri kafalılıktan başka bir şey değil. İlk başlarda benim de düşüncem buydu, evet. Fakat zamanla yalnızlığın sebepsiz ve daha güzel bir hayat parçam olacağını düşünmedim. Yalnızlık öyle bir şey ki, sen bir konuyu düşünmeden o sana cevabını verebiliyor ve insanların gerçek yüzlerini gösterebiliyor ve bu tamamen ne kadar akıllı olduğunuza bağlı. Eğer akıllı ve yalnızsanız, zaten kimseniz yok demektir ve savaşın ortasında bir başınıza bırakılmışsınızdır. Planlarınızı tek kişilik yapacaksınız ve hayat oyununda galip geleceksiniz. Çünkü aptal insanlar bunu bilemez, yaşayamaz, göremez ve hiçbir savaştan galip çıkamaz.

    Yalnızlık bir tercih değildir, bu bir seçimdir. İnsan çevresindeki ahmak ve cahil insanlardan kurtulmak için yalnızlığı seçer ve bu karar hayatında verebileceği en doğru karardır. Aptal olma, yalnız ol. Çünkü asıl o zaman savaşmaya başlayacaksın...
  • Birazcık spoiler içerir.

    Aranızda bana Winter'ı bulacak olan kimse var mı? Yok yanlış oldu bu soru, adamın nerede yaşadığı belli. Beni St. Giles Yetimhanesi'ne götürecek olan kimse var mı acaba?

    Bu nasıl bir kitaptır sayın okuyucular? Elizabeth yine coşmuş. Resmen aşk yaşadım kitapla!

    Winter, Isabel siz ne tatlıydınız öyle! Resmen mıncırasım geldi şu ikiliyi! Yazarın oluşturduğu en efsanevi çift Silence-Mickey desem çoğunluk kabul eder. Buna katılmama rağmen serideki favorim Winter-Isabel olacak benim için.

    Kitap beklediğime kat kat değdi. Yazar son 3 kitabında komedi dozunu arttırmaya başladı. Çiftimizin atışmaları, yetimhane çocuklarının komik diyalogları baya eğlenceliydi. Özellikle fare olayında baya kahkaha attım :D

    Isabel, serinin önceki kitabı olan Saklı Şehvet'te ilk kez karşımıza çıkmıştı. Kendisini ilk başta fazla sevmemiştim çünkü Winter'ıma sürekli sataşıyordu ve biraz soğuk gelmişti bana. Yine de ondan 2. Silence vakası bekliyordum. Malum Silence'ı da fazla sevmemiştim ama kendi kitabında hayran kalmıştım. Isabel'e ise aşık oldum. *_* Isabel, daha ilk düşüncesinde ve çıkardığı seste beni baya güldürdü. :D Kitabı okurken Winter'a sataşma konusunda Isabel'e hak verdim. Ben de olsam odun görünümlü Winter'a sataşırdım :D Lakin sanmayın ki Isabel sadece alaycılıktan ibaret. Kitap ilerledikçe geçmişi baya yüreğimi parçaladı. En çok istediği şeye hiçbir zaman kavuşamayacak (tabi yazar ilerleyen kitaplarda son dakika sürprizi yapabilir).

    Winter, benim için ilk kitaptan beri en merak ettiğim karakter olmuştur. Hatta Silence'dan daha daha fazla. Çünkü Silence-Mickey'in karakterlerinden çok yaşanacakları merak ederdim. Winter'ı ise deli gibi tanımak istiyordum. Kitap bitti, Winter'ı baya baya tanıdım yalnız ben şimdi hikaye sonrasındaki Winter'ı da tanımak istiyorum. Bana Winter'ı tarif et deseniz şunu söylerim:

    Kendisi Algida'nın Winner dondurması gibi dostlar. Dıştan sert gözüken ama içinde sürprizler barındıran, acı ve tatlı dengesi bulunan bir erkek. Tesadüfe bakın ki dondurmanın ismi de Winter ile çok uyumlu :)

    Winter, Winter, Winter. Sen ne inanılmaz bir insansın. Onun tek istediği adaletli ve eşit bir dünya. Madem yaşadığım yer bunu sağlayamıyor, ben neden yapmayım doğrultusunda gitti ve asla amacından sapmadı. Sanırım bu misyonundan dolayı insanlara karşı fazla sıcakkanlı olamıyor. Bunu en çok çocuklara karşı gösterdiği ilgide gördüm. Aslında Winter hepsine deli gibi sevgi gösterebilen ama birini diğerlerinden fazla seversem burada istenmiyorum diye düşünmesinler diye bu hislerini kendine saklamak zorunda kalmış. Buradan kısaca onun ne kadar ince düşünceli olduğunu öğrenmiş oluyorum.

    Winter bir Doğrucu Mahmut arkadaşlar. Her ne düşünüyorsa direkt olanı söyler. Öyle lafı süslemek, konuyu uzatmak hiç ona göre değil. Öyle olanlara da acayip kıl. Bu onda bayıldığım 2. özellik. İlki yukarıda anlattığım inceliği.

    Bir de kitap okumayı seviyor. YAAAAAA! Bir zaman makinem olsa, Isabel'den önce ben kapsam şu adamı *-*

    Fakat bu sonsuza kadar böyle gitmeyecek tabi. Karşısına Isabel isimli bir deli çıkıyor ve adama yeni özellikler ekliyor. Örneğin hiç yapmadığı şey olan alaycılık. Isabel laf soka soka adamı da kendine benzetti :D

    Ayrıca Winter bir yönüyle diğer aşk kitabı erkeklerinden ayrılıyor. Bilirsiniz, bir aşk kitabında erkek zamanında çok canlar yakmıştır. Peki Winter mı? Isabel'den önceki tek tecrübesi 17 yaşındayken bir kızı öpmüş olması o kadar. Yani Winter bir bakir. Gel de iyice bağlanma şu adama. Cinselliği yeni tatmasından olsa gerek bir yerden sonra Winter resmen sapığa bağladı. Isabel ile 2 sevişti, sonrasında beyfendi pozisyondan pozisyona atlamaya başladı :D

    Biraz da onun 2. karakteri hakkında 1-2 kelam edeyim. Bildiğiniz gibi Winter, St. Giles Hayaleti. Hayalet, onun biraz daha özgür olduğu bir kişilik. Adalet ve eşitlik sağlamasında en büyük yardımcısı. Fakat en büyük korkusu bu maceracı ruha fazla kapılmak. Çünkü içinde biriken şiddet duygusunu bir gün bastıramayacağından çok korkuyor. Kitap St. Giles Hayaleti'ni anlatınca macera bekleyenlere şimdiden söyleyim. Hayalet daha çok keyifli kovalamacalar içinde.

    Sondaki kısımda benim muslukları resmen açtı. Ki ben kitaplarda ağlamayı hiç sevmem. Şu ana kadar Julia Quinn-Şahane Bir Kadının Gizli Günlüğü, Teresa Medeiros-Unutulmaz Öpücük kitaplarında baya ağlamıştım. Kalbin Gölgesi tam anlamıyla ağlatan 3. kitap oldu. Canım yaaaa, nasıl da mutluydu. Helal olsun Isabel, aşık olduğum adamı ilah yaptın.

    Yeminle yazar beni paramparça etti Winter ile. Bu kadar güzel düşünceli bir erkek daha gelmez. (belki Godric biraz yaklaşabilir diye düşünüyorum)

    Kapaktaki Winter'ı görmek isterseniz resmi blogumda var. Adam resmen taş. *-* *-*

    Öhöm! Godric demişken, sıradaki kitap onun olacak. Godric'i şu ana kadar sadece 1. kitaptan azıcık biliyorum ama orada kendini baya sevdirdi kerata, kim bilir bu duygusal adam kendi kitabında nasıl da beni boğacak duygulara. (kerata dediğime bakmayın, koskoca adam). Ve Artemis. Ah, şu kadın! Bu kitapla azıcık daha tanıdım Artemis'i. Şimdiden böyleyse kendi kitabını düşünemiyorum bile. Size söylüyorum, sessiz görünen Artemis kendi kitabında resmen bomba yaratacak. (at fav bekle)

    Yazarın seriyi bitirmesine 2 kitap kaldı. Benim merak ettiğim acaba yazar Mary Withsun ve Joseph Tinbox karakterleri için kitap yazacak mı? Çünkü bu ikisi seride çok önemli yer kaplıyor. Belki Mary final kitabının baş karakteri olabilir ve olursa harika olur, Joseph bir kitapta olursa veya olmuşsa 2. çift olarak yer alır. Joseph'te sanki romantizm işareti aldım ama ne olur bilinmez.

    Evet, kitap yorumu oldu karakter tanıtımı ama dayanamadım :D Winter olur da Isabel'i bırakırsan nereye bakacağını ben sana gösteririm :D

    http://belleninkutuphanesi.blogspot.com.tr/...n-golgesi-yorum.html