Zübeyde

17.36: önümden orta yaşlıca bir teyze geçti. Elinde bez bir çanta vardı. 17.37: bir kadın ve elinde karton poşet 17.41: yeşil ışığın yanmasını beklerken elinde iki tane bez çanta olan bir kadın görüyorum. 17.41 suları:" bugünleri de mi görecektin Türkiye" sesleri yankılanıyor içimden.
Et kemiğe dayandı.
Çokça kalabılıkken metro çıkışı, düşünceler dizisi peşi sıra gelmişti aklıma. Ancak en belirgini şuydu: Doğayı kullanarak estetik kaygısına düşen tek ırk insanlardır. Kısmen bilimsellikten uzak bir tespit olmasına rağmen hiç de yanlış değildi.
İnsanlığın en büyük imtihani, kendini imha etmesidir.
Okullar bugün açılmadı, zaten hep açıktılar; okul öğrendiğimiz her şeydir, öğrendiğimiz her yerdedir. Ve en son-diye düşündüğü- okul insanın içindedir. Öğrenmeyi, okumayı, anlamayı kalıplara sokmamalıyız ki bir kalıptan ibaret olmadığının insanın kavrayalım, hissedelim. Panjurları kapalı bir evdeyiz şu vakit ve vakitlerdir, içinde muazzam bir sistem işleyen bir ev. Cesaretli olanlarımız panjurları açmak için yerinden kalkıyor ve doğruluyorlar. Bizim okulumuz da bu olmalı: Cesaretle yönelebilmek, göremediğimizi ve bilmediğimizi anlamaya...