• Ben sensizliği yalnızlık sanmıştım her keresinde.
    ( Yalnızlık bende bensizlikti oysa;
    ya da bende bir çok ben.)
  • 'insana en yakın yalnızlıktır insan’

    ben sensizliği yalnızlık sanmıştım bir keresinde.
    (yalnızlık bende bensizlikti oysa;
    ya da bende birçok ben.)

    neresinden bakılırsa bakılsın,
    her cümlede bir çift göz vardır
    ve her noktada bir insan.
    o insan ki, bakar bize ve ötemize;
    ve o insan ki, giyindiği zamanın gerisinden sorar
    hep
    kaygılanır, duraksar ve sessizdir;
    ve geldim demenin bir sessizliği varsa, öpüşelim
    demenin, sen hala gitmiyor musun demenin ya da
    ölmek istemenin bir sessizliği varsa,
    kelimeleri de vardır sessizliğin
    duruşun kelimeleri vardır;
    bakışın, uzanışın,
    gülüşün…

    ama, yalnızlığın kelimeleri yoktur.
    o, bütün kelimelerden oluşmuş bir kelimedir.

    yalnızlık postacıların taşıdığı yüktür çoğu kez,
    birikir kalem uçlarında, kağıtlarda, zarflarda.
    bakışlarda birikir, susuşlarda, bekleyişlerde, kapılaarda
    ve birikim yüktür her zaman,
    yalnızlık bir yükün ağırlığıdır.
    yorgunluğumuzu o nesnenin kucağından
    o nesnenin kucağına gezdirirken,
    yürür yada koşarken,
    coşarken ya da
    deli dolu yaşarken
    ansızın ölümü istemektir yalnızlık;
    kendimizin kendimize sağırlığıdır.

    masa çırılçıplaksa bir sandalyeyi gösterir bize
    siyah beyazı, beyaz siyahı gösterir.
    uzatmıştır parmağını bir çocuk, uzakları;
    uzaklarsa çocuğu gösterir.
    ottur taş dibinde salınır boyunca, rüzgarı;
    rüzgardır çullanır üstüne
    otu gösterir.
    adımlarımızın ürkekliğidir,
    basacağınız yeri;
    kuştur gökyüzünü,
    gökyüzüdür kuşu gösterir.
    ne
    neyi
    neyle örterse örtsün,
    her şeyin bir göstereni vardır.

    yalnızlığı gösterense, her şeydir.
    yalnızlık alıp karşına kendini
    öteki kendinlerle konuşmaktır
    bakışmaktır öteki kendinlerle;
    dövüşmektir.
    kimi zaman da, öldürmektir
    içlerinde en çok sana benzeyeni,
    benzemiyor diye.

    yalnızlık, öldürmektir.

    ben sensizliği yalnızlık sanmıştım bir keresinde.
    sensiz kalmamak için sendim o vakitler;

    yüzün gelirdi bir yerlerden bir ülke,
    kokun gelirdi bir bahar
    ve gülüşün gelirdi bir düş gibi,
    ille de kendi kendine vurmuşluğun gelirdi de;
    ben hep şarkı sanırdım gökyüzünü
    kim bilir kimin söylediği.
    ıssız teknelerle kıyılarıma koşardım hemen,
    bakardım (bakmak uzanmaktır);
    atlaslar yırtılırdı düşümün bir ucunda,
    bir ucunda ben;
    ve suların unuttuğu yunus hıçkırıkları vururdu alnıma
    dudaklarımdan tuz kervanları yürürdü.
    kervanlar ki, birer seraptır harami günlüğünde.

    ben sensizliği yalnızlık sanmıştım her keresinde.

    sensiz kalmamak için sendim o vakitler;
    seni uyuyordum sürekli,
    seni içiyordum çay diye,
    cennet diye seni düşlüyordum
    -ki, sen yeşil çıplak bir yeşildin gözümde
    cennetten damıtılmış
    (oysa cennet, gelecek korkusunun
    en düşsel çocuğuymuş, uzaktan emzirdiğimiz);
    ve çarşaflar dillenince ayak seslerinde,
    çıldırıp dağlarıma çıkıyordum ben;
    dağlarım sendin.

    gece gece yatak yalnızlıkları vardır bu yüzden,
    masa yalnızlıkları vardır sandalye sandalye,
    mutfak yalnızlıkları,
    düş yalnızlıkları
    ve gülüş
    ve iş
    ve bakış
    ve söyleyiş
    ve susuş,
    hatta park, cadde ve duruş,
    sonra dökülüş,
    sonra yerlere kadar bükülüş
    ve gidiş geliş
    ve yöneliş yalnızlıkları vardır.

    ölümün yalnızlığı yoktur ama;
    ölüm, bir başına yalnızlıktır

    yalnızlık kendini her gün yıkıp her gün kuran
    çok eski bir handır.
    taşlarında yüzyılların parmak izleri vardır,
    burçlarında göğü;
    ve odaları birer andır.
    kilidi zamandır bu hanın,
    pencereleri dışarıdan çok içeriye bakar,
    kapıları dışarıdan çok
    içeriden azdır;
    hanlar ki yorgun yolcuların çaldığı
    yitik bir sazdır.

    gece gündüz seninle gezer yalnızlık;
    adımlarının önünde düşlediğin
    adımlarındır kimi zaman.
    biraz sonradır yani;
    sen buradayken
    mutfağa gidip sana dönen sendir.
    kapıyı kilitledim mi’dir yürüdükçe,
    musluğu kapattım mı’dır.
    ya da kollarının salınımında
    bir afişin rengini duymaktır ansızın;
    bir tekerleğin ağırlığını
    ayak izlerinde görmektir.

    yalnızlık düşen bir bardak sesidir
    dönüp baktığın,
    kırılan şarap şişesidir ya da
    ağzındaki cümleyi kana bulayan.

    yalnızlık hadi gidelim’dir çoğu kez,
    hadi n’olursun.

    ister içinden bakılsın ister dışından,
    bütün pencereler
    birer yalnızlıktır ev denen yalnızlığın yüzünde.
    çatılara üşüşen antenlere bakmayın, yalnızlıktır;
    camları titreten şu müzik,
    şu perdeler
    ve omzunuza çarpıp geçen şu bıyık,
    şu bira kasaları sonra,
    şu mikrofondaki ses,
    şu gülüş,
    şu öpüşme
    ve bütün alışverişler
    yalnızlıktır.
    gece, gündüz sizinle gezer, yalnızlık.

    kimileri düşer yalnızlığa,
    kimileri yükselir.
    düşenler için ufuk yoktur artık;
    bütün renkler beyazdır,
    sesler birdir
    ve yarın belki’dir,
    dün şüphelidir,
    bugün nerededir?
    üstelik, sular kaskatıdır,
    yönler düğümlenmiştir.
    ve aynadır her şey;
    tozludur anılarla,
    kat kat kirdir.

    düşenler için yalnızlık,
    durup dinlenmeden akan susuz bir nehirdir

    ben neyi yalnızlık sanmıştım bir keresinde?

    sulardan bana akanı bilmiyordum o vakitler,
    elmalardan, vitrinlerden, bebeklerden
    bana akanı bilmiyordum.
    pencere camı çatlasa
    içimde bir cam fabrikası yıkılırmış bilmiyordum.
    güzelliklerim güzelliklerinizdendi
    güzelliklerimi bilmiyordum.
    çirkinlikler varmış insanı büyüleyen,
    bilmiyordum.

    “gözün gördüğünü el, elin gördüğünü göz görmezmiş”
    bilmiyordum.
    nesneler adama tasma takıp gülermiş,
    bilmiyordum.
    bütün şarkılar aynı makamda okunur
    ayrı makamda dinlenirmiş
    ve susmak da bir şarkıymış
    bilmiyordum.
    yorgunluğumuzu o nesnenin kucağından
    o nesnenin kucağına gezdirirken,
    yürür ya da koşarken, coşarken
    ya da deli dolu yaşarken,

    ansızın ölümü istemektir yalnızlık;
    kendimizin kendimize sağırlığıdır.
  • Ben sensizliği yalnızlık sanmıştım her keresinde.
    (Yalnızlık bende bensizlikti oysa;
    ya da bende bir çok ben.)
    Hasan Ali Toptaş
    Sayfa 59 - Everest yayınları
  • Yalnızlık bende bensizlikti oysa;
    ya da bende bir çok ben.
  • 116 syf.
    ·3 günde·Beğendi·9/10
    Yalnızlıklar!
    Bir kelime daha kaç farklı şekilde anlatılabilirdi ki?
    Daha kaç farklı şekilde başka neye benzetilebilirdi?

    Yazarı önce şiirleriyle tanımak istedim ve anlatım diline hayran oldum.
    Şiir tarzını Oruç Aruoba'ya da benzetmedim değil, belki de bu yüzden de onu çok sevdim.

    Kitabı yalnızlık altınlarıyla biraz anlatmak isterim, zira şiir kitabı alıntılardan başka nasıl anlatılabilir ki?! .
    《"Ama yalnızlığın kelimeleri yoktur.
    O, bütün kelimelerden oluşmuş bir kelimedir."
    .
    "Yalnızlık, yazar ve okur."
    .
    "Yalnızlığı görense, her şeydir."
    .
    "Ve yalnızlık, yalnız bir çobandır
    çobanların bakışında
    zamanı güden."
    .
    "Ben ninemi yalnızlık sanmıştim bir keresinde."
    .
    "Yalnızlık, uçurumları giyinmektir biraz da."
    .
    "Silahlarla büyür yalnızlıklar.
    Silahlar ki, her biri bin yalnızlıktır
    ve düsmanıdırlar dilin."
    .
    "Avcılar ki, av olmaktan sıkılmış yalnızlıklardır."
    .
    "Bilinmesin;
    yalnızlık biraz da,
    her şeyi bilmenin ta kendisidir."
    .
    "Yalnızlık, alıp karşına kendini,
    öteki kendinlerle konuşmaktır."
    .
    "Yalnızlık, öldürmektir."
    .
    "Yalnızlık, sizin size yokuşunuzdur."
    .
    "Yalnızlık susturmaktır
    kendi sesinle kendini."
    .
    "Yalnızlık
    en çok büyütmektir."
    .
    "Babalar, alınlarımıza yazılmış yalnızlıklardır."
    .
    "Babalar ki, yalnızlığımızın en uzun tarihidir
    içlerinden gelip geçtiğimiz."
    .
    "Yalnızlık, çocuk kılığında bir babadır
    torunların büyüttüğü."
    .
    "Ve
    her terekede bir yalnızlık vardır
    sulh hakimlerinin göremediği."
    .
    "Ben yalnızlığı sensizlik sanmıştım her keresinde."
    .
    "Ve yalnızlık biraz da aklın, törelerin ve geleneklerin
    ve yasaların alışkanlıkların
    bizi kuşattığı yerdi."
    .
    "Yalnızlık postacıların taşıdığı yüktür çoğu kez"
    .
    "Yalnızlık bir yükün ağırlığıdır."
    .
    "Deli dolu yaşarken
    ansızın ölümü istemektir yalnızlık;
    kendimizin kendimize sağırlığıdır."
    .
    "Anlardım ki, insan bir başkasındaki kendini okur;
    ve okunanlar yalnızlıktır."
    .
    "Ölülerin dönüp dolaşıp bizde yaşamasıdır yalnızlık."
    .
    "Yalnızlık bende bensizlikti oysa;
    Ya da bende birçok ben."
    .
    "Yalnızlık biraz da vazgeçmektir."
    .
    "Yalnızlık onun dönmeyeceğini bilmekti."
    .
    "Yalnızlık kaybettikçe kazanır her zaman."
    .
    "Çünkü her şey yalnızlık kadar eskidir,
    yalnızlık kadar uzak;
    ve her şey uzaklığı kadar güzel."》
  • Yalnızlık bende bensizlikti oysa;
    ya da bende bir çok ben