• Bütün talihsizlikler inadına üst üste geldi sanki! Ay... of!... Ne yapsam ne etsem?

    Yaşamın en çapraşık, en zor sorulara verdiği ortak yanıttan başka yanıtı yoktu bu sorunun. Şuydu bu yanıt: Günün koşullarına göre yaşamalı, yani düşüncelerden, üzüntülerden kurtulmanın yolları aranmalı. Oysa - hiç değilse geceye kadar - uykuya dalıp düşüncelerini unutamazdı. Öyleyse yaşam uykusuna dalıp unutmalıydı...
  • Hangi canlı ve hissedebilen varlık, çevresindeki uçsuz bucaksız dünyanın bütün mucizevi görüntüleri arasından en çok her yeri renkleriyle, parıltılarıyla, dalgalanmalarıyla ve dört bir yanı yumuşacık kucaklayışıyla, uyandıran gün olarak neşeye boğan ışığı sevmez?
  • Yalçın Kayalıklar

    Dört yoldaş, kendileriyle Luskan arasına ellerinden geldiğince mesafe koyarak Mirar nehrinin kıyısı boyunca ilerlerken Drizzt başı çekiyordu. Birçok saattir uyumuyor olsalar da, Yelkenlerin Şehri'nde karşılaştıkları hadiseler damarlarında bir adrenalin patlamasına yol açmıştı ve hiçbiri bitkin düşmemişti.

    O gece havada büyülü bir şeyler dolaşıyordu. En bîtap düşmüş gezginin bile ona karşı gözlerini kapamaya pişmanlık duymasını sağlayacak taze bir kıpırtıydı bu. İlkbaharla eriyen nehir hızla ve çağlayarak akıyor, akşam kızıllığıyla parıldıyor, beyaz şapkaları yıldız ışıklarını yakalıyor ve onları havaya geri fırlatıp elmastan damlalar halinde serpiştiriyordu.

    Genelde tetikte olan arkadaşlar bile tedbiri elden bırakmadan edemediler. Yakınlarda gizlenen hiçbir tehlike sezmiyor, bunun yerine ilkbahar gecesinin keskin ve ferahlatıcı ayazı ile göklerin gizemli çekimini hissediyorlardı. Bruenor Mithril Salonu düşlerine dalıp gitmişti; Regis ise Calimport anılarına; hatta medeniyetle olan lanetli karşılaşması yüzünden umutsuzluğa kapılmış olan Wulfgar bile moralinin doruklara çıktığını hissediyordu. Engin tundrada yaşadığı buna benzer geceleri, kendi dünyasının ufukları ardında neler olduğunu hayal ettiği zamanları düşünüyordu. Şimdi o ufukların dışına çıkmış olan Wulfgar sadece tek bir şeyin eksik olduğunu anladı. Maceracı içgüdüleri o tarzdaki rahat düşünceleri reddetse de şaşkınlıkla anladı ki beraber büyüyüp sevmeye başladığı o kadının, yani Catti-brie'ın şimdi yanında olup, bu gecenin güzelliğini kendisiyle paylaşmasını diliyordu.

    Eğer diğerleri akşamın tadını çıkartmakla o kadar meşgul olmasalardı, Drizzt Do'Urden'in zarafet dolu adımlarının daha da canlı olduğunu fark edebilirlerdi. Gök kubbenin ufuk çizgisinin altına doğru uzandığı böyle büyülü geceler, drowun şimdiye kadar yaptığı en önemli ve en zor seçim, yani halkını ve anayurdunu reddetme seçimi konusundaki özgüvenini sağlamlaştırırdı. Kara elflerin karanlık şehri Menzoberranzan'ın üzerinde hiçbir yıldız parlamazdı. Devasa mağaranın ışıksız tavanındaki soğuk taştan, adamın duygularına şiddetle asılan hiçbir çekim gücü yayılmazdı.

    "Karanlığın içinde dolaşarak halkımın kaybettiği ne kadar da çok şey var," diye fısıldadı Drizzt geceye doğru. Sonsuz göğün gizemli çekimi, ruhundaki neşeyi normalin ötesine taşıyor ve aklını kainatın cevapsız sorularına açıyordu. O bir elfti ve derisi kara bile olsa, ruhunun derinliklerinde, yüzey sakini kuzenlerinin içinde olan o ahenkli neşeye benzer bir şeyler vardı. Böyle hislerin kendi halkı arasında hangi sıklıkta ortaya çıktığım merak ediyordu. Bütün drowların kalbinde var mıydı bu? Yoksa çağlar boyunca süregelen damıtım, ruhsal alevleri söndürmüş müydü? Drizzt'in tahminine göre, belki de halkının dünyanın derinliklerine çekildikleri vakit kaybettiği en büyük şey, mantıklı düşünce adına varoluşun maneviyatını, tefekkür etmeyi yitirmek olmuştu.
    R. A. Salvatore
    Sayfa 60 - ARKA BAHÇE YAYINCILIK
  • 1.Kural

    Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet Tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sende korku ve utanç içindesin çoğunlukla...Yok eğer Tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.

    2.Kural

    Hak Yol' unda ilerlemek yürek işidir,
    akıl işi değil. 
    Kılavuzun daima yüreğin olsun,
    omzun üstündeki kafan değil.  
    Nefsini bilenlerden ol,
    silenlerden değil!

    3.Kural

    Kuran dört seviyede okunabilir. İlk seviye zahiri manadır. Sonraki batıni mana. Üçüncü batıninin batınisidir. Dördüncü seviye o kadar derindir ki kelimeler kifayetsiz kalır tarif etmeye.

    4.Kural

    Kainattaki her zerrede Allah'ın sıfatlarını bulabilirsin, çünkü O camide, mescidde, kilisede, havrada değil, her yerdedir. Allah'ı görüp yaşayan olmadığı gibi, O'nu görüp ölen de yoktur. Kim O'nu bulursa sonsuza dek O'nda kalır.

    5.Kural

    Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. "Aman sakın kendini" diye tembihler.  Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği: " Bırak kendini, koy gitsin! " Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!

    6.Kural

    Şu dünyadaki çatışma, ön yargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır. Sen sen ol, kelimelere fazla takılma. Aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir. Aşk dilsiz olur.

    7.Kural

    Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, Hakikat' i keşfedemezsin. Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin.

    8.Kural

    Başına ne gelirse gelsin karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile, O sana kimsenin bilmediği gizli bir patika açar. Sen şu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var. Şükret! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır. Dileğin gerçekleşmediğinde de şükret.

    9.Kural

    Sabretmek öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah aşıkları, sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder. Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir..

    10.Kural

    Ne yöne gidersen git, -doğu, batı, kuzey ya da güney- çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır.

    11.Kural

    Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe yol açılmaz. Senden yepyeni taptaze bir "sen" zuhur edebilmesi için zorluklara, sancılara hazır olman gerekir.

    12.Kural

    Aşk bir seferdir.  Bu sefere çıkan her yolcu, istese de istemese de tepeden tırnağa değişir. Bu yollara dalıp da değişmeyen yoktur.

    13.Kural

    Şu dünyada semadaki yıldızlardan daha fazla sayıda sahte hacı hoca şeyh şıh var. Hakiki mürşit seni kendi içine bakmaya ve nefsini aşıp kendindeki güzellikleri bir bir keşfetmeye yönlendirir. Tutup da ona hayran olmaya değil.

    14.Kural

    Hakk'ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın. "Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir" diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?

    15.Kural

    Allah içte ve dışta her an hepimizi tamama erdirmekle meşguldür. Tek tek her birimiz tamamlanmış bir sanat eseriyiz. Yaşadığımız her hadise, atlattığımız her badire eksiklerimizi gidermemiz için tasarlanmıştır. Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır çünkü beşeriyet denen eser, kusursuzluğu hedefler.

    16.Kural

    Kusursuzdur ya Allah, O'nu sevmek kolaydır. Zor olan hatasıyla sevabıyla fani insanları sevmektir. Unutma ki kişi bir şeyi ancak sevdiği ölçüde bilebilir. Demek ki hakikaten kucaklamadan ötekini, Yaradan'dan ötürü yaradılanı sevmeden, ne layıkıyla bilebilir, ne de layıkıyla sevebilirsin.

    17.Kural

    Esas kirlilik dışta değil içte, kisvede değil kalpte olur. Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır. Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.

    18.Kural

    Tüm kainat olanca katmanları ve karmaşasıyla insanın içinde gizlenmiştir. Şeytan, dışımızda bizi ayartmayı bekleyen korkunç bir mahluk değil, bizzat içimizde bir sestir. Şeytanı kendinde ara ; dışında başkalarında değil. Ve unutma ki nefsini bilen Rabbini bilir. Başkalarıyla değil, sadece kendiyle uğraşan insan, sonunda mükafat olarak Yaradan'ı tanır.

    19.Kural

    Başkalarından saygı, ilgi ya da sevgi bekliyorsan, önce sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı, sevin. Yakında gül yollayacak demektir.

    20.Kural

    Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.

    21.Kural

    Hepimiz farklı sıfatlarla sıfatlandırıldık. Şayet Allah herkesin tıpatıp aynı olmasını isteseydi, hiç şüphesiz öyle yapardı. Farklılıklara saygı göstermemek kendi doğrularını başkalarına dayatmaya kalkmak, Hakk' ın mukaddes nizamına saygısızlık etmektir.

    22.Kural

    Hakiki Allah aşığı bir meyhaneye girdi mi orası ona namazgah olur. Ama bekri aynı namazgaha girdi mi orası ona meyhane olur. Şu hayatta ne yaparsak yapalım, niyetimizdir farkı yaratan, suret ile yaftalar değil.

    23.Kural

    Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret. Kimisi oyuncağı o kadar ciddiye alır ki, ağlar perişan olur onun için. Kimisi eline alır almaz şöyle bir kurcalar oyuncağı, kırar ve atar. Ya aşırı kıymet verir, ya kıymet bilmeyiz. Aşırılıktan uzak dur.

    24.Kural

    Mademki insan eşref-i mahlukattır, yani varlıkların en şereflisi, atttığı her adımda Allah'ın yeryüzündeki halifesi olduğunu hatırlayarak, buna yakışır soylulukta hareket etmelidir. İnsan yoksul düşse, iftiraya uğrasa, hapse girse, hatta esir olsa bile gene başı dik, gözü pek, gönlü emin bir halife gibi davranmaktan vazgeçmemelidir.

    25.Kural

    Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama. İkisi de şu an burada mevcut. Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeyi başlarsak, cennetteyiz aslında. Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak, nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme düşüveririz.

    26.Kural 

    Kainat yekvücut, tek varlıktır. Her şey ve herkes görünmez iplerle birbirine bağlıdır. Sakın kimsenin ahını alma, bir başkasının hele hele senden zayıf olanın canını yakma. Unutma ki dünyanın öteki ucunda tek bir insanın kederi, tüm insanlığı mutsuz edebilir. Ve bir kişinin saadeti, herkesin yüzünü güldürebilir.

    27.Kural

    Şu dünya bir dağ gibidir. Ona nasıl seslenirsen o da sana sesleri öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır. Şer çıkarsa, sana gerisin geri şer yankılanır. Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece sadece güzel sözler et. Kırk günün sonunda göreceksin her şey değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse dünya değişir.

    28.Kural

    Geçmiş, zihinlerimizi kaplayan bir sis bulutundan ibaret. Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi. Ne geleceğimizi bilebilir, ne geçmişimizi değiştirebiliriz.

    29.Kural

    Kader hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten "ne yapalım kaderimiz böyle" deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatına hakimsin, ne de hayat karşısında çaresizsin.

    30.Kural

    Başkaları tarafından kınansan, ayıplansan, dedikodun yapılsa hatta iftiraya uğrasan bile, o ağzını açıp da kimse hakkında tek kötü laf etme. Kusur görme. Kusur ört.

    31.Kural

    Hakk'a yakınlaşabilmek için kadife gibi bir kalbe sahip olmalı. Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir. Kimi bir kaza geçirir, kimi ölümcül bir hastalık, kimi ayrılık acısı çeker, kimi maddi kayıp... Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız. Ama kimimiz bundaki hikmeti anlar ve yumuşar, kimimiz ise ne yazık ki daha da sertleşerek çıkar.

    32.Kural

    Aranızdaki bütün perdeleri tek tek kaldır ki, Tanrı'ya saf bir aşkla bağlanabilesin. Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma. Bilhassa putlardan uzak dur dost. Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma! İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama!

    33.Kural

    Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken, sen HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl ki çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutanda benlik zannı değil hiçlik bilincidir.

    34.Kural

    Hakk'a teslimiyet ne zayıflık ne edilgenlik demektir. Tam tersine, böylesi bir teslimiyet son derece güçlü olmayı gerektirir. Teslim olan insan çalkantılı ve girdaplı sularda debelenmeyi bırakır, emin bir beldede yaşar.

    35.Kural

    Şu hayatta ancak tezatlarla ilerleyebiliriz. Mümin içindeki münkirle tanışmalı, Tanrıya inanmayan kişi ise içindeki inananla. İnsan-ı kamil mertebesine varana kadar gıdım sıdım ilerler kişi. Ve ancak tezatları kucaklayabildiği ölçüde olgunlaşır.

    36.Kural

    Hileden, desiseden endişe etme. Eğer birileri sana tuzak kuruyor zarar vermek istiyorsa, Tanrı da onlara tuzak kuruyordur. Çukur kazanlar o çukura kendileri düşer. Bu sistem karşılıklar esasına göre işler. Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer. O'nun bilgisi dışında yaprak bile kıpırdamaz, Sen sadece buna inan!

    37.Kural

    Tanrı kılı kırk yararak titizlikle çalışan bir saat ustasıdır. O kadar dakiktir ki, sayesinde her şey zamanında olur. Ne bir saniye erken, ne bir saniye geç. Her insan için biz aşık olma zamanı vardır, bir de ölmek zamanı.

    38.Kural

    "Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım?" diye sormak için hiç bir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün. Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa, yazık. Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.

    39.Kural

    Noktalar sürekli değişse de bütün aynıdır. Bu dünyadan giden her hırsız için bir hırsız daha doğar. Ölen her dürüst insanın yerini bir dürüst insan alır. Hem bütün hiç bir zaman bozulmaz, her şey yerli yerinde kalır merkezinde... Hem de bir günden bir güne hiç bir şey aynı olmaz.

    40.Kural

    Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım mecazi mi, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani mi diye sorma! Ayrımlar ayrımları doğurur. Aşk'ın ise hiç bir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur. Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır merkezinde, ya da dışındasındır hasretinde.
  • 168 syf.
    ·Beğendi·10/10
    "Bana verilmiş bu ruhta, bana ait olmayan hislerin egemenliği altında eziliyorum. Kendimi tanıyamıyor ama var olduğuna inandığım aşkı çok iyi tanıyorum. Bu aşkın gölgesinde bile nefes alabilirim. Kulağım Tchaikovsky Hymn Of The Cherubim'i işitebilir. Sonsuza kadar bir gölgeye şiirler yazabilirim. En kötü ihtimal, en kötü ihtimalin varlığım olduğuna kanaat getirir ve yok olurum. Soruyorum sana Aziz! Beni kim bu noktaya getirdi? "

    Kimliğini arayan Melodi, yeni bir romana başlayan kadın yazardır. Yolu bir gün Mayda isminde bir kadınla kesişir ve onu tutku dolu bir aşk bekler. Bu aşkla birlikte içine düştüğü bunalım, toplum baskısı, açığa çıkmayı bekleyen sırlar, gelişen olaylar ve benliğini tek ifşa edebildiği sevgili Aziz... Sonsuz günün akşamı, geceye doğru çığlıkları yankılanan ay.

    Bu kitabı elime aldığım ilk andan bu yana yani yaklaşık 4 gündür elimden bırakamıyorum. Kitabı bitirdim ama ben halâ keşke bitmeseydi diye dönüp dönüp altını çizdiğim yerlerde dolaşıyorum. Hepimizin büyük isim diye nitelendirdiği bir-çok ölümsüz yazarların yanına Yeşim Teke de eklenecek. Umarım onun da değeri usta kalemi "öldükten sonra kıymeti anlaşılan" yazarlar gibi olmaz. Bence çağımızın en başarılı, cesur ve bilgili kalemlerinden biri. Bilgili diyorum çünkü; ne kadar çok kitap okuduğunu, araştırmalar yaptığını ve sanatın her dalında bilgisi becerisi olduğunu kitabında hissedebiliyorsunuz. Kendisinin aynı zamanda ressam da olduğunu duymuştum. Ha bu arada bugün nefis sinema makalelerini de dergilerden ve sitelerden buldum okudum.

    Kitapta en sevdiğim karakter Mayda idi. Sanırım birçok kadın, bu kitaptan sonra Mayda olmak isteyecek.

    🤗

    Aziz'in Arkadaşı Yeşim Teke Yeşim Teke Aziz'in Arkadaşı
  • 80 syf.
    ·Puan vermedi
    Sadece kendi dar elit çevresinin içindeki başarıya ve takdire önem vererek, yıllarını kibirle geçiren bir adamın yalnızlığının sessiz çığlıklarıyla dolu bir kitap.
    Para, başarı, statü...
    Kaderi tüm beklentilerini yerine getirmiş fakat bu alışkanlık hali giderek yaşamında heyecan eksikliğine, yaşamda tutkuyla yer alabilme yetersizliğine yani; bir nevi ruhsal iktidarsızlığa yol açmıştır.
    Birşeyler eksikti...
    İçinde özlemini çektiği, anlamlandıramadığı birşeyler eksikti, yoktu...
    Umarsız bir donukluk, acımasız, soğuk bir duygusuzluk yerleşmiş, ruhani çürümenin kötü kokusunu almış, hiçbir yere tutunmadan, hiçbir yerde köklenmeden, akan suyun üzerinde kayar gibi yaşayıp gidiyordu.
    Taki o geceye kadar...
    Taki toplumun atıkları dediği, alt tabakanın arasına karışıp kendi yansımamı buldum dediği geceye kadar.
    Yıllar süren duygusal uyuşukluktan sonra onların içinde kendimi açmam, kendi içimden fırlayıp çıkmam, bir sözcükle, bir bakışla kendimi anlatmam, dışıma tamam, kendimi elden çıkarmam, teslim etmem, basitleştirmem, çözmem gerektiğini hissediyorum diyor kahramanımız.
    Acı çekmek, aç kalmak, korkmak, sıradanlaşmak varoluşuna anlam katmıştır artık. Yeni bir "Ben" liğe bürünmüştür. Mutlu eden bir delilik halidir bu. İçini ısıtan, duygularını açan. Uyanış mucizesi...
    Zweig 'ten çarpıcı, sarsıcı bir ruh analizi daha.
    Zevkle okudum.
    Teşekkür ediyorum ️️
    NOT:Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar️
  • O yüzden de, artık bugün asıl önemli olan, bütün putçuluklara ve sahte ilâhlara karşı, yani kendilerini başlı başına asıl hedeflermiş veya bizatihi gayelermiş şeklinde göstererek ve de görünerek gündüzümüzü geceye çeviren milliyetçilik, ekonomi büyüme, seks ve para gibi alt gayelere karşı mücadele etmektir!