• Elinde ölçü olan herkes sevimsiz gelir bana. Onun işi gücü başkalarını ölçmektir çünkü. Bu kişiler her zaman yanlış ölçer.
  • Allah kimseyi yanlış kişiler için şarja takılı telefonların başında bekletmesin . Sonra elektrikler kesilince bize küfrediyorsunuz .
    Alo 186
  • Hepinize merhaba ve günaydın, öncelikle kim okur kim okumaz bilemem ama şu yanlış anlayan kişiler tekrar tekrar okusun rica ediyorum. Siz insanların kardeşine arkadaşına veya sevgilisine her neyse karışamazsınız bu 1 ikincisi ise kardeş dediğimiz insanlara samimi davranmayıp atar mi yapıcaz kusura bakmayın da insan kardeşine kuzum define hemen sevgili beyliyorsunuz olum her gün çorap gibi sevgili değiştiren sizsiniz sizden çok ama çok rica ediyorum insanların sevgilisine, kardeşine bulaşmayın. Birde kim kime ne derse bu sizi ilgilendirmez he seviyorsundur konuşursun samimiyetinizi çok buluyorum felan diye ama artık yeter. Hiç kimse artık karışmasın.ne bana ne benim çevremdekilere ne de herhangi birine. Neyse okuyan arkadaşlara teşekkür içimde daha fazla tutamadım.
  • SORUMLU TUTULABİLİRLİK SORUSU NEDEN ÖZÜNDE YANLIŞTIR
    "... en büyük mücadeleyi de, insan davranışları ve içsel farklarla ilgili daha gelişmiş bir anlayışın, suçluları affetmek ve onları toplum içinde bırakmak anlamına geldiği yönündeki yanlış anlamayı kırmak için verdim. Bu doğru değildir. Biyolojik açıklama, suçluları aklamayacaktır. Beyin bilimi, hukukun işlevlerini engellemeyecek, aksine, adli sistemi geliştirecektir. Toplumun düzgün biçimde işleyebilmesi için, aşırı saldırgan, empati yoksunu ve dürtülerini denetleyemeyen suçluların sokaklardan toplanması devam edecek ve bu kişiler yine hükümetin denetimine verilecektir.
    Asıl önemli değişiklik, çok geniş bir yelpaze oluşturan suç nitelikli eylemlerin, akılcı cezalandırma kararları ve rehabilitasyon için yeni fikirler temelinde nasıl cezalandırıldığında yaşanacaktır.
    ... etkili yasalar, yalnızca insanların nasıl davranmasını istediğimizi değil, gerçekte nasıl davrandıklarını da açıklayan etkili davranışsal modeller gerektirir
    ...'sorumlu tutulabilirlik', insan hayatının gidişatını belirleyen akıl almaz karmaşıklıktaki genetik çevre ağının liflerinin tek tek çözülmesini gerektiren, geriye bakışlı bir kavramdır.
    ... sorumlu tutulabilirliğin yerini alması gereken sözcük ve kavram 'değiştirilebilirlik' olmalıdır. Bu, ileri bakışlı bir kavramdır ve sorunu ele alış biçimi de şöyle özetlenebilir: 'Bundan sonra ne yapabiliriz? Rehabilitasyon mümkün mü? Mümkünse, harika. Değilse, cezaevinde yatma cezası gelecekteki davranışı değiştirecek mi? Değiştirecekse, onu cezaevine gönderin. Değiştirmeyecekse de suçluyu intikam değil, etkisiz hale getirme adına devletin yetkisine bırakın.'
    ... kanıta dayalı ve beyinle uyumlu bir toplumsal politikanın geliştirilmesi.
    ... elimizdeki veriler ışığında çirkin insanlar, çekici insanlardan daha uzun süreli cezalar alıyor, psikiyatristlerin hangi cinsel suçlunun suçunu yineleyeceğini konusunda tahmin yetileri yok ve cezaevlerimiz de hapis yerine rehabilitasyonla daha yararlı sonuçlar alınacak madde bağımlılarıyla dolup taşıyor. Öyleyse şimdiki cezalandırma ölçütlerinin bilimsel ve kanıta dayalı bir yaklaşımdan gerçekten de daha iyi sonuç verdiğini söyleyebilir miyiz?

    *Konu böyle devam ederken, ülkemizde anayasa ve ceza kanunlarının ne tür cezalar verdiğini şüpheyle düşünmekten kendimi alamıyorum. Nörobilimi hangi anayasa hukuku profesörü yeter kadar dikkate alıyor? Dünya en az 20 yıldır bunu tartışırken, hukukuna sokarken, biz neresindeyiz bunun?
  • Yaşamım boyunca az dostum oldu ve bin yıl da yaşasam bunun böyle kalacağından şüpheliyim. Yine de bu gerçekte, kederlenecek az şey var çünkü beni bir dost olarak benimseyenler hep muhteşem karakter sahibi kişiler oldular ve varoluşuma zenginlik kattılar. Önce Zaknafein vardı; babam ve danışmanım, bana yalnız olmadığımı ve inançlarıma tutunmamın yanlış olmadığını gösteren kişi. Zaknafein beni hem kılıçtan, hem de halkımı lanetleyen kaotik, uğursuz, fanatik dinden kurtardı.
  • İMAM EL-BUHÂRÎ'NİN HAFIZASI..

    Hafızlar Sultanı İmam Buhâri'nin imtihan edilişini İbn Hacer el-Askâlânî (sahîh senetlerle) şöyle anlatır;

    ...İmam Buhârî Bağdat'a gelmişti. Bunu işiten ehl-i hadis toplandılar.Buhârî'yi imtihan etmek istediler. Yüz hadisi ele aldılar, metin ve isnadlarını birbirine karıştırdılar; bir isnâdın metnini başka bir isnâda, bir metnin isnâdını başka bir metne ekleyerek her birine on hadis düşecek şekilde on adama verdiler. Buhârî'den bir gün hadis rivayet etmesi için söz aldılar ve bu on adama Buhârî geldiği zaman bu hadisleri ona sormasını emrettiler.

    O gün geldiğinde bu kişiler mecliste hazır bulundu. Aralarında Horasan'dan, Bağdat'tan gelenlerin bulunduğu bir grup da oradaydı. İnsanlar gelip toplanınca bu on adamdan birisi kalkıp Buhârî'ye (metin ve isnâdları birbirine karıştırılmış) hadislerden bir hadis sordu. Buhârî: "Böyle bir hadis bilmiyorum" dedi. Adam teker teker diğer hadisleri de sorarak on hadisi bitirdi. Buhârî her defasında "Bilmiyorum" diyordu. Mecliste bulunan ilim sahipleri birbirlerine bakıp Buhârî için "meseleyi anladı" diyor, durumdan haberi olmayan bazıları ise Buhârî'yi hafıza zayıflığı ve acizlikle itham ediyorlardı.

    Sonra o on adamdan biri daha kalktı. O da kendisine verilen hadislerden birini sordu. Buhârî "Bilmiyorum" dedi. Öbürünü sordu. Buhârî yine "Bilmiyorum" dedi. Diğer hadisleri de teker teker okuyup on hadisi bitirdi. Buhârî her zamanki gibi "Bilmiyorum" diyordu. Böylece üçüncü, dördüncü, beşinci... onuncu adama kadar her bir adam kalkıp kendisine verilen onar hadisi okudu, bitirdi. Buhârî her defasında "Bilmiyorum" sözünden fazlasıyla mukabele etmiyordu.

    Bu on kişi kendilerine verilen hadisleri okuyup bitirdikten sonra Buhârî ilk okuyana döndü, "Senin ilk okuduğun hadis şöyleydi, doğrusu şudur; ikinci hadisi şöyle okudun, doğrusu budur; üçüncü hadisi, dördüncü hadisi... diyerek on hadisin sırasıyla önce karıştırılmış halini, sonra da doğrusunu söyledi; her bir hadisin metnini ait olduğu isnâda, her bir isnâdı da ait olduğu metne koydu.

    Diğer şahıslara karşı da aynı şeyi yaptı. Bunun üzerine oradakiler Buhârî'nin hıfzını itiraf edip üstünlüğünü kabul ettiler."

    Tartışmasız büyük hadis otoritesi İbn Hacer el-Askâlânî bu rivayeti kendi senediyle naklettikten sonra şu sözleri söylemekten kendisini alamaz:

    "İşte burada Buhârî'nin önünde diz çökülür. Şaşılacak olan, yanlış rivayetleri düzeltmesi değildir; çünkü hafızdı (doğrusunu zaten biliyordu). Asıl şâyân-ı taaccüb olan, bir dinlemekle kendisine okunmuş olan hatalı yüz rivayeti sırasıyla ezberlemiş olmasıdır!"[38]

    Yine, Buhârî: "Yüz bin sahih, iki yüz bin sahih olmayan hadis ezbere biliyorum" demişti.[39]

    ---------------------------------
    [38]-İbn Hacer, Hedyu's-sârî mukaddimetu Fethi'l-Bârî, I, 510-511. I
    [39]-İbn Hacer, Hedyu's-sârî mukaddimetu Fethi'l-Bârî, I,, 512.
  • Doğuştan kibirliliğe çoğunlukla gevezelik ve doğuştan hilekarlık eşlik eder.
    Bu kişiler düşünmeden konuşur ve eğer savlarının yanlış olduğunu, haksız olduklarını fark ederlerse, durum bunun tam tersiymiş gibi görünsün isterler. Gerçeğe olan ilgi itici güç iken, şimdi yerini kibrin ilgisine bırakmıştır...!