• garsona
    "çocukluğuma dönmek istiyorum" sipariş ediyor herkes
    herkes naylon kelimelerle konuşmaktan yorgun
    herkesin parmak izine bak: "herkes"
    yan masada anıların başında nöbet tutmaktan bıkan adam
    bir dilenciye sadaka olarak veriyor onları
    tavanından mutsuzluk ağları sarkıyor dilencinin
    evini yumruk büyüklüğünde keşkeler basıyor
    bu dilenci iflah olmaz artık görürsün
    ne zaman yumruğunu masaya vursa gökten kuşlar düşer
    ne zaman konuşsa ağzından sarmaşıklar çıkar
    toz içindeki şarkıcıya bak
    kendisiyle iki ayrılık şarkısını topluyor, ne çıktı
    yıllar önce yüzünden düşüp mazgal deliğine yuvarlanan gençliği mi
    bildim bileli mazgal deliğine elini sokmaya çalışıyor bu şarkıcı zaten
    garson masayı "yazık" kelimesiyle silerken
    kırıntılar ellerini kesiyor
    çorba içen şu ihtiyarın sırtı ise
    dünyanın ona yaptığı işkence izleriyle dolu
    söndürülmüş sigaralar, yanlış insanın peşinden gitmeler, vesaireler
    yüzünü bir nehirden çalıp pet şişeye koymuşlar yıllar önce ihtiyarın
    market rafına yerleştirir gibi bir hayatın içine yerleştirmişler
    bu esnaf lokantasına gelince
    kırışık bir çorba sipariş etmiş
    kırışık bir ekmek istemiş
    babasının onu omzunda taşıdığı günleri aramış menüde bir de
    bu lokanta
    yırtık yüzlerce elbisenin terziyi beklemesi sanki
    bir levent gemisini lokantanın önüne demirlese
    ve okyanusla yıkasa bizi
  • Merhaba Değerli Arkadaşlar...

    Ahmet Erhan gibi büyük bir şairi okuyalım ve okutalım dedik. En baştan söyleyeyim ki, etkinliğin asıl sahibi DUA 'dır. O dedi bana Ahmet erhan okuma etkinliği yapalım diye. Tamam dedim ben de. Bu büyük şairimizi okuma Etkinliği hemen başlayacak. Kitapları almak ve sipariş etmek gibi bir derdiniz olmayacak. Dua hocamın emeği ile okunacak kitapları biz göndereceğiz size.. Evet yanlış duymadınız. :)
    Yapmanız gereken tek şey katılmak istediğinizi belirtmek olacak. Etkinliğimiz 4 ağustos Ahmet Erhan'ın ölüm yıl dönümünde son bulacak. Şu anda okuyanlar da katılabilirler etkinliğe... Ahmet Erhan hayranları ve o'nunla tanışmak isteyenler. Hadi katılın ve paylaşın. Bu etkinlik size özel...
  • Tokyo Gul, Sui İşida, syf 224, Gerekli Şeyler Yayınevi
    .
    Temmuz ayının ilk kitabıyla karşınızdayım. İlk defa manga okudum ve güzel bir deneyimdi benim için. Ha böyle söylemişken bu dünyaya çok da yabancı değilim aslında. Zira anime izlemişliğim, webtoon okuyup takip etmişliğim de çoktur.
    .
    Tokyo Ghoul olarak birkaç ay önce animesinin ilk bölümünü izlemiştim ve konusu çok çok çok ilginç geldiği için de izlemeye karar vermiştim. Ancak sonra neden hazır başlamışken animesini izlemek yerine okumuyorum ki dedim ve ilk cildini sipariş ettim. E beğenirsem de bu büyülü dünyaya adımımı atacak ve farklı şeyler görmenin zevkini yaşayacaktım.
    .
    Animenin ilk bölümünü izlediğim ve üzerinden zaman geçtiği için bazı yerlerini yanlış hatırladım ve bu da kitabı daha zevkli hale getirdi diyebilirim.
    .
    Konusuna gelecek olursak Tokyo'da esrarengiz cinayetler olur ve bunun nedeni olarak Ghoul'lar dan şüphelenilir. Yani insan yiyerek beslenen canavarlardan. Tabii şöyle bir sıkıntı var ki bu canavarlar normal, sıradan insanlar gibi görünmektelerdir. Daha fazla bilgi verirsem fena spoi yersiniz o yüzden burada kesiyorum.
    .
    Sayfalar psikopatlık ve kan dolu ama bana hiç batmıyor bilakis kitap bundan çok daha farklı şeyleri işlediği için görmüyorum bile diyebilirim. Kim iyi kim kötü gibi çatışmalar, vicdan muhasebeleri kitapta en sevdiğim yanlar. O nedenle diğer ciltlerini de alıp okuyacağım bir seri oldu benim için Tokyo Ghoul (Animede yazılışı bu şekildeydi, mangada ise Gul şeklinde) diyebilirim.
  • Of sanırım bu en geciktirdiğim yorum. Neyse hemen başlıyorum.

    Bu kitap… Asla Vazgeçme’den sonra okumayı en en en en çok istediğim kitaplardan birisiydi. Bu yüzden hemen sipariş etmiştim ve sınavların bitimine saklayıp kendime ödül olarak bunu okuyacağımı söylemiştim.

    Tabi bu zaman aralığında çok pis kaşınarak gidip bu kitabın fan sayfalarına, kitap için yapılmış çizimlere falan bakarak kitabı okuma hayallerimi artık ne yapıyordum bilmiyorum ama ne olduğunu söyleyeyim size. Spoi yiyip oturdum aşağıya. En sonunda olan bu oldu yani.

    Tabi çok sinirlendim ben çünkü yediğim spoi gizemli kişilik Mavi’nin gizemli kişiliğiydi. Yani resmen kitaptaki en merak edilen şey. Tabi çok üzüldüm ben ve şimdi nasıl okunacak bu kitap diye karalara bağladım.

    Sonuç olarak okudum ve objektif olmakta zorlanacağım çünkü dediğim gibi kitabı Mavi’nin kim olduğunu bilerek okumak İĞ-RENÇ-Tİ.

    Aslında o kadar da değildi ama heyecanlanarak okumak varken her şeyi bilerek biraz sıradan bir gençlik-lise zamanı hikayesi okudum.

    Kitapta Leah’ı çok sevdim ve sonradan öğrendim ki kendisi kızmış. Cidden bu benim lanetim falan. Her kitapta cinsiyetini yanlış yorumladığım bir karakter oluyor mutlaka…

    Sonuç olarak kurgusu aman allahım böyle bir şey olabilir mi tarzında değildi.

    Simon, Martin tarafından şantaja uğruyordu ve sonra Abby’le onun arasını yapmak zorunda kalıyordu. Daha sonra Martin Simon istediğini yapmadı bahanesiyle onun adına çok feci bir şey yazıyordu ve Simon o olaydan sonra zorbalığa uğruyordu ve sonra en YAKIN arkadaşları ona destek olmaları gerekirken gidip onunla konuşmuyordu. Hale bak.

    Ben cidden çok sinirlendim çünkü Leah ve Nick, Simon ile aralarına mesafe koyduğunda biz olayı bilmiyorduk henüz ve ben meraklıydım. Ne oldu lan böyle bırakıp gidiyorsunuz çocuğu diye ki, öğrendikten sonra işte rahatlamak yerine sadece daha fazla sinirlendim.

    Kitap iyiydi ama beklediğim kadar iyi miydi emin değilim. Ha bilsem bir daha bu kadar beklentiyle başlar mıydım, başlamazdım tabi ama kafa dağıtmak için okunabilir. Dediğim gibi ben spoi kurbanıydım.

    Umarım yararlı bir yorum olmuştur.

    Biraz buralarda olamayacağım çünkü okuyacak kitabım kalmadı.

    Pf.

    Dipnot: Ayrıca bu bölüme noldu fhdkfj Yine değişmiş. Konu seçmek falan. İncelemeyi de notlara yazmışım sonradan fark ettim. Ama not kısmı baya hoşuma gitti. Güzel düşünülmüş :')
  • Kahramanımız Béla, ''bela'' değil çünkü kendisi Balkanlardan. (Romendi yanlış hatırlamıyorsam)
    Öncelikle bendeki baskıda kitabın adı ''Günah'' değil ''Béla''. Bence bu seçim daha güzel olmuş karaktere odaklanmış.
    Mehmet Berk Yaltırık'ın ''Yedikuleli Mansur"unu okuduktan sonra gördüm ve hemen sipariş ettim Béla'yı çünkü arka fonunda bizim olduğumuz "karanlık" kitaplar (ne kadar çok sevsem de) bana Viktoryan İngiltere'de geçenlerden çok daha etkileyici geliyor.

    Bazı yerler Béla'nın çaresizliği, beceriksizliği, ezikliği, aşkı sebebiyle daha ciddi daha dokunaklıyken bazen de mizah dolu, eğlendirici.
    Aşkı demişken aslında kitabın temeli, ters köşesi burada. Béla bize genç, acemi, melankolik, dikiş tutturamayan eşcinsel bir vampiri anlatıyor. Hatta homofobikseniz bazı satırlarda sizi rahatsız edecek kadar. Bence kitabı başarılı yapan olay bu. Bir vampir kitabı okumak istesem Béla'dan çok daha başarılı eserler var ama şahsına münhasır, bir karakteri olan, coğrafyamızda geçen böyle bir vampir hikayesi beni çok mutlu etti. Umarım devam eder ve seri olarak Béla'nın maceralarına tanık oluruz.
  • "Kafeteryada kendine yanlış sipariş getirilen bir yabancının, yol verdin vermedin kavgasına maruz kalan bir yöneticinin bağırdığı bir çalışanının saygısızlık ettiği bir eş tarafından eleştirilen bir ebeveyn, çocuğunu dövüyor. Bir kahve fincanına konulan yanlış miktar şekerin altı saat sonra, elli mil ötede yaşayan bir çocuğun dayak yemesiyle sonuçlanacağına kim inanabilir? "
    Ray Clements
    Sayfa 130 - Maya Kitap - 1.Baskı
  • -Gordon Pizza mı?
    -Hayır efendim Google Pizza!
    -Yanlış numaraymış
    -Hayır efendim numara doğru, Google Pizza! Gordon Pizza’yı satın aldık
    -sipariş verebilir miyim?
    -Her zamankinden mi efendim?
    -ne sipariş edeceğimi biliyor musunuz?
    -Elbette efendim. Son 5 keredir mantarlı, sosisli, sucuklu, kalın hamur istemişsiniz.
    -aynen öyle olsun!
    -Size onun yerine kuru domatesli, biberli sebzeli pizza göndersek?
    -Neden ki?
    -Bakıyorum da kolestrolünüz 300’ün üzerinde, üreniz de yüksek.
    -Nereden biliyorsunuz ki?
    -Son check-up’ınız 15 gün önceymiş
    -Ama ben yine kendi siparişimi istiyorum. İlaçlarımı alıyorum zaten.
    -Özür dilerim efendim, ilaçlarınızı da pek almıyorsunuz. 30 tabletlik kolestrol ilacınızı alalı 90 günü geçmiş.
    -Sonra tekrar aldım,
    -Sonra tekrar almamışsınız efendim, kredi kartı harcamalarınıza baktım.
    -Yahu nakit aldım. Onun kaydı yoktur.
    -Nakit te almış olamazsınız 45 gündür bankadan nakit çekmemişsiniz.
    -Belki bir başka nakit kaynağım var, nereden bileceksiniz?
    -O zaman vergi kaçırıyorsunuz demektir. Gelir vergisi beyanınızda başka bir nakit gelir görünmüyor.
    -Biliyor musun? Artık gına geldi. Çekecem gidicem dünyanın ücra köşesine, ne internet, ne Google kafamı dinleyeceğim. Yeter be!
    -Biraz zor efendim.
    -O niye ki
    -Pasaportunuzun süresi dolmuş.
    Yakında herşeyimizi bilecekler körolasıcalar”