Kuzgun, bir alıntı ekledi.
17 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi · 10/10 puan

Mucius, elini ateşe soktu; yanmak acı bir felakettir ama insan kendi kendini yakarsa nasıl daha büyük acı duyar!

Ahlak Mektupları, SenecaAhlak Mektupları, Seneca
Deniz YILMAZ, bir alıntı ekledi.
19 May 22:16 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Tutuşan bir dal gibi hem yanışını yaşamak,hem yaşadıgına yanmak

Öldüğüm Gün, Senai DemirciÖldüğüm Gün, Senai Demirci
Oğulcan Döğer, bir alıntı ekledi.
19 May 01:40

Konuşmamak ne iyi, bir bilsen. İnsan elbette konuşmak istiyor; dert yanmak, haklı çıkmak istiyor. Fakat kelimeler insana ihanet ediyor, insan kendine ihanet ediyor.

Tehlikeli Oyunlar, Oğuz AtayTehlikeli Oyunlar, Oğuz Atay
DESTİNA ÖYKÜ, Musa'nın Uykusu'yu inceledi.
18 May 00:18 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Tuğba DOĞAN – Musa’nın Uykusu

Vedaları hiçbir zaman sevmedim, sevemedim. Evet bazen vedalar yeni başlangıçlardır fakat yine de o yeni başlangıca gitmek yerine veda etmemeyi isteyenlerden olmuşumdur.

Tuğba Doğan’ın ilk romanı ‘’Musa’nın Uykusu’’ ve dilerim ki son da olmayacak. Arafta kalan bir karakter, Musa. Tam olarak yaşıyor mu yaşamıyor mu o bile telaşlı ve sorgulamaya açık. Okudukça aslında Musa’ya ne denli yakınız göreceksiniz.

Eserdeki betimleyici unsurlar kesinlikle dikkat çekici ve harika. Aslında vazgeçmenin de hayatta lazım olduğunu çok güzel bir üslup ile izah ediyor. Anlatıcı olan Zeliha’nın gözünden ve kalbinden hayatları okumak ve sanki orada, onunla her şeye şahit olmak…
Derin etkiler bıraktı bende. Benim ve ailemin yarasıdır, yangın. Yanmak ile başlıyor roman. Sıcaklığı her zerremde hissederek…

Zeliha ile birlikte ben de zihnimin koridorlarında dolaştım, etkilendim, ağladım, gülümsedim… Aslında eser bir nevi ‘’Yaşamayı bir türlü becerememe’’ çığlığıdır diyebiliriz. Hayat çok hızlı akar, durmaz. Fakat bizler bazen dursun isteriz. İşte Zeliha ve Musa’nın çabası da tam da bu; Biraz Dursun Dünya Telaşı…

Çok genç yaşta olmasına rağmen böyle ağır ve kaliteli cümleler, beni gerçekten Tuğba Doğan’a bağladı ve inanılmaz bir saygı uyandırdı bende. Bilinç akışı tekniğini çok sağlam kullanmış yazar.
Eser hakkında diyecek çok sözüm var fakat biraz merak uyandırıp, herkesin okumasını arzu ediyorum.

Sadece arka kapak yazısını yazmak istiyorum;
‘’Çünkü Musa başından beri ayrılmayı bilmiyordu. Yaşamak için ayrılmak gerektiğini bilmiyordu. Dünyaya geliş hikâyesinde bütün hayat hikâyesinin kalbi saklıdır, kaderinin şifresi bu ilk sahnede, gecikmeli gerçekleşen doğumunda gizlidir. Nasıl annesinin karnından vakti geldiğinde ayrılamadıysa daha sonra da hiçbir yerden hiçbir şeyden zamanında ayrılmasını bilmeyecekti. Sıcak su musluğunun, kış yağmurunun, komşu kadının halı silkelediği balkonun altından; yaya geçidinin, yürüyen merdivenin, tren raylarının üstünden, çatapat patlatan oğlanların, hasta sokak köpeklerinin, can çekişen kedilerin yanından. Son olarak da yangından. Musa ayrılmayı bilmiyordu. Oysa hayatta kalmanın koşulu doğru zamanda ayrılmasını bilmektir. Önce anne karnından ve sonra da sırasıyla her şeyden.’’

Herkese rahatsız okumalar dilerim edebiyat sever güzel insanlar.

Mum olmak kolay değildir. Işık saçmak için önce yanmak gerekir.
Mevlana

İlker Şirin, bir alıntı ekledi.
16 May 23:58 · Kitabı okuyor · 10/10 puan

Mutlu denilen kişilerden biri misiniz?
''Mutlu denilen kişilerden biri misiniz? Öyleyse her gün üzüntü çekiyorsunuz demektir. Her günün bir büyük kederi ya da küçük tasası vardır. Dün sevdiğiniz bir kimsenin sağlığı için endişeleniyordunuz; bugün kendi sağlığınız sizi korkutmaktadır; yarın bir para sıkıntısı baş gösterecektir; öbür gün bir iftiracının acı sözü, daha öbür gün bir dostun felaketi; ardından havanın durumu, sonra kırılan ya da kaybolan bir şey, daha sonra vicdanınızın ve belkemiğinizin hoş karşılamadığı bir zevk; bir başka gün memleket işlerinin gidişatı. Kalp acıları da cabası. Ve bu böylece sürüp gider. Bir bulut dağılır, bir başkası oluşur. Yüz günden belki ancak bir tanesi tam bir neşe, tam bir güneş içinde geçer. Ve düşünün ki, mutlu olan şu az sayıda kişiden birisiniz! Diğer insanlara gelince, sürekli durgun gecedir üzerlerindeki. Düşünceli kimseler az kullanırlar “mutlular” ve “mutsuzlar” sözlerini. Besbelli bir başka dünyanın bekleme odası olan bu dünyada mutlu kişi yoktur. İnsanlar arasındaki hakiki bölünme şudur: aydınlıktakiler ve karanlıktakiler. Karanlıktakilerin sayısını azaltıp aydınlıktakilerin sayısını çoğaltmak; işte amaç budur. Bunun için haykırıyoruz: Öğretim! Bilim! Okumayı öğretmek, ateş yakmaktır; okunan her hece bir kıvılcımdır. Ne var ki aydınlık demek, mutlaka sevinç demek değildir. Aydınlıkta da acı çekilir; aşırı ışık yakar. Alev, kanadın düşmanıdır. Uçmayı kesmeden yanmak; işte dehanın mucizesi budur. Bildiğiniz ve sevdiğiniz zaman da acı çekeceksiniz. Gün, gözyaşlarıyla doğar. Aydınlıktakiler de ağlar; hiç değilse karanlıktakiler için.

Sefiller, Victor Hugo (İletişim Yayınları , İletişim Klasikleri)Sefiller, Victor Hugo (İletişim Yayınları , İletişim Klasikleri)
Sonbahar Yaprağı, bir alıntı ekledi.
 16 May 13:33 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Gel ey, konuşurken dudaklarına tebessümler karışan!..
Gel ey, yüzüne üzgünlerin üzüntüsünü dağıtmak yaraşan!..
Gel ey, ateş-i aşkına yanmak için aşıkları birbiriyle yarışan!..

Gül Şiirleri, İskender PalaGül Şiirleri, İskender Pala