• Bunca yıl herkesten kaçtın
    En sonunda buldum sandın
    Ansızın içini açtın
    Yapma dedim yaptın gönül
    Gözleri senden uzaktı
    Fark edilmez bir tuzaktı
    Sana böylesi yasaktı
    Yapma dedim yaptın gönül
    O bir yolcu sen bir hancı
    Gördüğün en son yalancı
    İçinde ki derin sancı
    Gitmez dedim kaldı gönül
    Sen istedin ben dinledim
    Senden ayrı olmaz dedim
    En sonunda bende sevdim
    Şimdi beni kurtar gönül
    Gözlerin bakar da görmez
    Ellerin tutar da bilmez
    Gece gündüz fark edilmez
    Demedim mi sana gönül
    Sabahın tam üçündesin
    Dertlerin en gücündesin
    Hâlâ onun peşindesin
    Gitme dedim gittin gönül
    Böylesi sevdiğin için
    Bir kördüğüm oldu için
    Ağlıyorsun için için
    Demedim mi sana gönül
    Sen istedin ben dinledim
    Senden ayrı olmaz dedim
    En sonun da bende sevdim
    Şimdi beni kurtar gönül
  • TELEFON KULÜBELERİ YANGINI ÜSTÜNE ÇEŞİTLİ GÖRÜŞLER VE BUKUNAN KİTABIN OKUNABİLEN KISIMLARINA GÖZ ATIŞIN DEVAMI - 2


    Lise öğrencisi ne dedi? "- Bir duman çıktı ki, aboovv. Caddenin karşı kaldırımındaydım. (Arkadaşı dumanı öyle bir çeker ki içine, hepsini doğru yüzüne üfler.) Hergelelik yapma da, kafanı ver, iyi dinle beni. Ateş yok, alev yok, hiçbir şey yok. Heryer birden kararıverdi. Gecenin zifiri karanlığına kurban olayım, bunun yanında gündüz sayılır. 'Çökün! Çökün!' Ses de acayip. Tabiî, birdenbire gök sanki insana sahip çıkmış da, sesleniyor gibi. Herkes de çökmemiş ki; adım attıkça birbirlerinin üstüne yıkılanlar. İçimden, güzel bir kız da benim üstüme yıkılsa dedim. 'Gözlerinizi açın demedikçe açmayın!' diyen bir ses de duyuluyor hengâmede. Yahu bu da nesi? 'Âmin, âmin, âmin!' Neler be."

    O mahallenin muhtarı dedi ki: "- Ben işi bırakıyorum bugünden itibaren. Fiilen böyle bir yangın olmadı. Fiilen bize bir uyarı yapıldı. Gökyüzünü iyice etüd etmeye başlayacağım. Anlatılanların hepsi gerçekdışı. Gerçek olan da şu: kulübelerin yeri enkaz yığını. Nasıl oldu? Yirminci yüzyılın sonlarına yaklaşırken toplumsal bir sihirle karşılaştık". Şöyle diyen de var: "- Bu kadar çok telefon konuşmaları dengeyi bozdu. Ölümle hayat arasındaki dengeden konuşuluyor, sözkonusu denge bu yâni. Hayat, bu kadar gevezeliği geri püskürtmüş. Yeter artık demiş. Gökten biri aşağı doğru inmiş, az konuşun demiş. Muammayı unuttuk yahu."

    Olay yerinde çok yakın bir apartmandaki mühendis bir bayanın anlattıkları: "- Bilime aykırı. Fiilî bir durum var mı? Var. Bu nasıl açıklanacak? Yokuş aşağı dingili kopan kamyon gibi yuvarlanıp gitmiş aşağı herşey. Ben bilimle bağıntılı konuşmak istemiyorum. Gönlümün titreşimleri kabul edin söylediklerimi. 'Kapkara dumanla örtülmüş heryer', deniyor. Hiç duman çıkmadığı yapılan incelemeyle belirlenmiş. Hem yangın olmuş, hem yangın olmamış. Ben şöyle anladım. Hayatla ölümün içiçe olması nasılsa, bu da öyle. Gizemin etkinlikleri rakamlarla açıklanamaz dense de, gizemin bütün rakamları sarstığı bir gerçektir. Bilmiyorum, belki, bir süre sonra sır yüklü oluşumların ağırlığı matematik gerçekliğin tartışılmaz konumunu yeniden esaslı bir biçimde irdelememizi sağlayacak. Bir çatışma olacağı anlamında söylemiyorum; tersine, matematik gerçeklikler sır yüklü oluşumlarla güçlenecek, kendi kendini takviye edecek, insan daha kapsamlı bir sorumluluğun taşıyıcısı olacak. Daha iyi olmayacak mı böylesi?"


    ... kitabı... sana... ruhumuza âit çok şeyler var mı, diye birisi birgün bu kitabı ka... yanmış bir dünya verildi bana. Kabul ettim. Herhalde başka bir dünya kalmamıştı bana verilecek..... didik didik ettim, çok sonra, elimden geldiğince de usul usul;... bir duvar gördüm mü... ben bütün duvarları görünce yalnız O DUVARı görmüş olurum ki cesâretim sonsuz bir harâret... senin ellerin çok sıcak olurdu... çok...
    Nuri Pakdil
    Sayfa 28 - Gözetleme Noktaları
  • Ben bundan daha güçlüyüm, dedim kendi kendime. Kaçarken kendime söylediğim sözler de bunlardı ve bu kez de önümdeki işin üstesinden gelmeme yarayacaklardı.
  • 438 syf.
    ·6 günde·Puan vermedi
    Bu seri ile 10 yıl bakıştık. Zamanı geldiğinde avucumda buldum. İnce memed, “bu kadar mert olunmaz” dedim oldu. “Bu kadar iyi olunmaz” dedim oldu. “Yapma etme” dedim yaptı etti.
    İnce memed, abdi ağa, hatçe, Hürü ana, recep çavuş karakterleri ile efsaneleşen eser.