Rabiülevvel ayının on ikinci gecesindeydi. Goncamı dünya gözüyle ilk defa görmüştüm. Şimdi de Rabiülevvel'in on ikincisi başlamak üzereydi ve yüzüne dünya gözüyle son bakan yine ben olmak istiyordum.
Ölüm hayatın zıddı değildi, bilakis hayatla başlıyordu ve hayatın ta kendisiydi. Ölüme ilerlemenin adı hayat olmuştu. Doğan herkes bu yolu yürüyor ve günü gelince de dünyayı terk edip gidiyordu. Uzun emeller ve ihtiraslar gidişi geciktirmiyor, bilakis hayatı geciktiriyordu.