bir şeylerin peşine asfalt kıvrımları varsa düşülür. bir şeylerin içine beton yığınları varsa girilir. bir şeylerin gölgesi kaldırım varsa çıkar. insan sadece duvara çarpar. saçlarınla bir saati uyandırabilirsin. antibiyotik yere düşerse deprem olur. bir iki sıfır sıfır sıfır, ölçüsü, karada kullanılmaya başlanırsa her yer denizdir. insanlar arasındaki bağ millerle ölçülür gerekirse millerle örülür. dudaklar eşlenmişse fersah fersah çoktan yakınlık ölçüsü olmuştur. ele avuca gelmeyenlerin ileride ellerinde kimseyi tutamasınlar diye parmaklarını keserler. ellerin varsa gözlerin yoktur bu yüzden dudaklardan birisi görür birisi dokunur. orada tamamlanmak kelimesiyle bir çift göz beş çift parmak eş anlamlıdır. kürek çekiyorsan orta yol yoktur. ama kürek çekiyorsan çıkmaz sokak da yoktur. yani canım ben demek istiyorum ki, biz birer kağıdız ve bir şeylerin altında kaldığımızı sandığımız o anlarda aslında kendi üstümüze devrilir devrilirken de en az on ikiye katlanırız. şimdi henüz ilk kıvrılmada o ilaç kutusu yerdeyse, artık ben bir forsaysam ve karadaysak, bence otobüs neyse kayık da odur. dediler ki gözlerin varmış. ha bir de, geçersen, lütfen yanıma otur.