Yaratma sanatının icra edilebilmesi için önce zihinde kadın ile erkek arasında işbirliği yapılması gerekir.Zıtların evliliğinin gerçekleşmesi gerekir. yazarın tecrübesini kusursuz bir bütünlükle ilettiğini hissedebilmemiz için zihnin tamamının ardına kadar açık olması gerekir. özgürlük olması gerekir, huzur olması gerekir.
Sayfa 109Kitabı okudu
Din bir vicdan teınbelliği yaratma eğilimindedir. Vicdanı oto matikleştirip, şeyleştirıneye elverişli gibi durmaktadır. Dünyevilik ötesini yine bir tür dünya olan öte dünyada dünyevileştirmekte, böylece gerçek uhreviliği (ahlaki yaşamı) şeyleştirmektedir.
Sayfa 95
Reklam
Sevmek, sevilen şeye sonu gelmez bir çabayla canlılık katma, onu yaratma, isteyerek koruma eylemidir.
Hayatta, giderek resimde bile Tanrı’sız yapabilirim ama bir çilemle beni aşan, benden daha büyük olan bir şeyden, hayatım olan yaratma gücünden yoksun kalamam.
Sayfa 99 - Vincent van GoghKitabı okudu
İkmal istasyonları:
"Hiç şüphesiz, Allah azze ve celle'nin yaşamış olduğumuz bu dünya hayatında, iman ve takva ile beslenebilmemiz, bununla birlikte kalbimize yapışan günah ve gaflet hastalığından kurtulmamız için bizlere bazı ikmal istasyonları ihsan etmesi, O'nun bizlere bahşetmiş olduğu rahmeti ve faziletidir. Bu istasyonlarda, yeniden canlanır, hayatımızı düzenler ve yeni bir ruhla oradan çıkarız. Hayatta karşılaşacağımız zorluklar ve engellere karşı müthiş bir kuvvet ve büyük bir motivasyon elde etmiş oluruz. Böylelikle de Allah azze ve celle'nin bizi yaratma sebebi olan görevimizi yerine getirmemiz daha kolaylaşacaktır. Bu istasyonları arayan birisi, onları kolaylıkla bulabilecektir... Bu ikmal istasyonlarından bazıları, beş vakit namaz gibi günlüktür. Bazıları da Cuma namazı gibi haftalıktır. Bazıları ise Ramazan ayı gibi yıllıktır. Bazıları ise kişinin ömründe bir defa elde edebileceği hacc veya umre istasyonlarıdır. Bahtiyar kişi, bu belirli istasyonlar gelmeden önce, programını yapıp, bu özel anlardan yararlanmak için önceden hazırlanan kişidir. Akıllı kişi, Allah'a olan kulluk yolculuğunda ihtiyacı olan azığı elde etmeden, bu değerli vakitlerin öylece geçip gitmesine göz yummaz. "Siz ne hayır yaparsanız, Allah onu bilir. Bir de azık edininiz. Şüphesiz ki, azığın en hayırlısı, takvadır."*
Sayfa 37 - Beka Yayıncılık | *Bakara, 197Kitabı okuyor
André Gide'in dediği gibi: "Yazı yazmaya başlayınca en büyük zorluk samimi olmakta. Bu düşünceyi biraz derinleştirmek ve sanatta samimiyetin ne olduğunu tanımlamak gerek. Şimdilik şöyle düşünüyorum, kelime hiçbir zaman fikirden önce gelmez ya da kelimeyi gerektiren hep bir fikirdir. Karşı konulamamalıdır kelimeye, yok edilememelidir kelime, cümle de öyle, bir eserin bütünü de. Ve sanatçı yaşamı boyunca yaratma eğilimine karşı koyamamalıdır, yazmadan yapamamalıdır (önce kendisine direnmesini isterdim yazarın, yazmamasını ve bundan dolayı da acı çekmesini)..."
Sayfa 26 - İletişim YayınlarıKitabı okuyor
Reklam
Kalbine bak.
"Korku, Tanrıyı dışımıza taşımıştır!" dedi ve insan saygınlığını, iradesini, yaratma hakkını yeniden benimseyecek olduğunda, tüm dinlerin ortadan kalkacağını bildirdi. "Bir zamanlar insanoğlu dinler olmadan yaşıyordu - diye bildirdi - insanlar inançlarının zayıflaması sonucu bozularak özlerindeki tanrısallığı dışarıya aktardıklarında dinler ortaya çıktı."
Televizyon izlemek eğlenceli olabilir ama yeniden yaratan bir süreç değildir. Biri yenilenmiş hissederek televizyonu kapatmaz. Yeniden yaratma için zihni besleyen veya bedeni özgürleştiren aktivitelere ihtiyaç vardır.
Devlet kendine bir ulus yaratmıştı.
Osmanlı gibi çok kültürlü, çok dinli, çok dilli bir toplumdan hepsi birbirine benzeyen bir Türk ulusu yaratma çabası, böyle zorlamaları da beraber getiriyordu işte. Devlet bu yüzden Türk kimliği üzerinde bu kadar hassastı. Çünkü yine ağabeyimin deyimiyle, biz diğer mevcut uluslar gibi kendimize bir devlet yaratmamıştık. Yani tam olarak bir ulus-devlet değildi kurulan, devlet kendine bir ulus yaratmıştı.
Postyapısalcılık, insan, dünya, anlam yaratma ve yeniden oluşturma arasındaki ilişkileri irdeleyen kurama, daha doğrusu bir grup kurama verilen addır.
Sayfa 13 - DostKitabı okuyor
Reklam
Her yaştan yabanıl kadınlar, özellikle de gençler, uzun kıtlık dö­nemlerini ve sürgünleri telafi etmek yönünde çok güçlü bir dürtüye sa­hiptirler. Besleyici, kalıcı ya da dayanıklı olmayan insanları ve hedef­lere ulaşmak için akılsızca ve aşın bir gayret gösterdikleri İçin kendile­rini tehlikeye atmış olurlar. Nerede ya da hangi zamanda yaşarlarsa ya­şasınlar, her zaman için onları bekleyen kafesler; kadınların kandırıla­rak ya da itilerek içine atılacakları çok küçük hayatlar vardır. Eğer ele geçirildiyşeniz, hambredel alma’ya. [ruhun açlığına] katlandıysanız, tuzağa düştüyseniz ve özellikle bir yaratma dürtüsüne sa­hipseniz, muhtemelen yabanıl bir kadındınız ya da hâlâ öylesiniz. Ya­banıl kadın genellikle ruhani şeylere son derece açtır ve ruhunun açlık çektiği şey olduğuna inanarak, sivri bir çubuğun ucunda gizlenen her zehri yutar.
Sayfa 240Kitabı okudu
Ne yapalım evladım, gidiş geliş âlemidir. Görünüşüne niye bakmalı? Küllü yevmin hüve fî şe'nin (O her an yaratma peşindedir). Biz âdetullahtan (Allah'ın adaletinden) hariç olamayız ki.
Ortak değerlerin yerini, herkesin kendi normlarını ve değerlerini kendi bildiğince yaratma çabalarının alması, birbirimizi anlamamızı ve birbirimize ulaşabilmemizi gitgide zorlaştırıyor.
Kararlarımızı bilgisayarların vermesi endişesi burada bitmiyor, çünkü yapay zeka araştırmaları gittikçe hız kazanıyor. Buradaki korkumuz insanlardan çok daha akıllı ve daha yetenekli bir yapay zeka yaratmayı başardığımızda bunun bizim yararımıza işleyeceğini düşünürken yanılıyor olabileceğimiz. Bizi kendi amaçlarına göre manipüle edebilir, bir tehdit olarak görüp yok edebilir ya da insanların önemli olduğunu fark edemeyebilir ve sonunda daha çok ataç yaratma hedefi (ya da ona verdiğimiz başka bir görev) dolayısıyla bizi hammadde olarak kullanabilir. Kendimizi Frankensteinlaştırarak kendi kendimizin sonunu getirmemiz uzak bir ihtimal gibi görünebilir, ancak endişe verici sayıda zeki insan, bu olasılığı epey ciddiye alıyor gibi.
Acı bakış açımıza göre tanımlar kazanmaktadır
Nevroza yani acı çekmeye yaklaşımlar arasında iki önemli ayrım vardır: 1. Acı; var olan düzenin, yaşamın sürdürülmesini engeldir ve ortadan kaldırılması gerekir 2. Acının varlığı, var olan yapının aksadığını gösterir ve üzerine gidildiği takdirde, yeni bir düzenin, yaşamın yaratılmasına giden yolun başlangıcıdır.
1.500 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.