Musmutlu Haftasonlari Diliyorum Herkese .
Bir kez hayatınızda bir kez; bencilliği kenara bırakıp ,karşısındaki bir insan mutlu diye mutlu olmayı deneyin,bir kez irite etmek yerine yarenlik edin hiç tanımadığınız biri dahi olsa,HAYATINIZDA BİR KEZ UFAK ŞEYLERLE MUTLU OLUN !

Hı diyorsanız ki,benim ruhum kötü ,ben kendimi bile mutlu edecek yetiye sahip değilim,o zaman insanların enerjisini düşürmek yerine bize bir iyilik yapın ,kötü enerjinizi de alıp defolup gidin ! çünkü siz mutsuz ve yalnız olmaya mahkumsunuz !

NE DİYORDUM HARİKA BİR HAVA DEĞİL Mİ,YAŞASIN BAHAR GELDİ,ŞÜKÜRLER OLSUN Kİ YİNE AĞUSTOS BÖCEĞİNİ GÖRECEĞİM,minik balıkların tenime dokunmasını hissedip ürpereceğim ama bu bile bana tatlı bir gülümseme sunacak..

Kimola, bir alıntı ekledi.
14 May 00:34 · Kitabı okudu

Gericilik ; ilericilik
Ne demek gericilik? Milletimi, devletimi, vatanımı tarihimi, bayrağımı sevmek ve müslüman olmak,bazı zavallılara göre gericilikmiş, Gericiliği böyle anlayanlara, böyle sananlarla biraz yarenlik etmek istedim. Bize gerici diyenler, ilericilikten ne anladıklarını
açık açık ortaya koymuyorlar.

Arif Nihat Asya İhtişamı, Yavuz Bülent BakilerArif Nihat Asya İhtişamı, Yavuz Bülent Bakiler
Geyikli Gece, bir alıntı ekledi.
09 May 13:10

"İnsanların yarenlik için hemcinslerinin, oyalayıcı şeylerin, eğlencenin, her türden lüzumsuz lüksün peşine düşmesi, esas itibariyle bu deruni ruhsal boşluk (bönlük) nedeniyledir..."

Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine, Arthur Schopenhauer (Sayfa 6)Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine, Arthur Schopenhauer (Sayfa 6)
Beyhude, bir alıntı ekledi.
06 May 18:45

Deniz kıyısında öpen, dans eden dalgaları dinleyen biri, dünyada en güzel şeyin ne olduğunu bilir. Çünkü o aşk ile yarenlik etmiştir.

Berlin - Aleksander Meydanı, Alfred Döblin (Sayfa 72)Berlin - Aleksander Meydanı, Alfred Döblin (Sayfa 72)

İşte Böyle Azizim
Yaşamak zor azizim,
sağ olsaydın eğer
nasıl bulacaktın her gün,
sütü, taze yumurtayı, pirzolayı?
Çok şükür bunlara kalmadı ihtiyacın,
Biz hâlâ öğrenemedik
senin kadar olsun,
etsiz ekmeksiz,
parasız pulsuz yaşamayı!

Yarenlik, Rıfat Ilgaz (Sayfa 19)Yarenlik, Rıfat Ilgaz (Sayfa 19)
Betül, bir alıntı ekledi.
02 May 20:31

“Olur ya!” demeyin, iki kırlangıcın ilkbaharda, herkes dört tarafa koşup çalışırken bir söğüt dalında oturup yarenlik etmeleri gündelik işlerden değildir.

Değirmen, Sabahattin AliDeğirmen, Sabahattin Ali
İsa ©, bir alıntı ekledi.
 29 Nis 21:29 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Yarî ne hèsanîye, cefaye
Meqsûd ji yarîyê wefaye


Yarenlik kolay değil cefadır
Yarenlikten maksat vefadır

Mem û Zîn, Ehmedê Xanî (Sayfa 98)Mem û Zîn, Ehmedê Xanî (Sayfa 98)
Şeyma Öztürk, Sevmek, Sevinmek, İyi Şeyler Üstüne'yi inceledi.
27 Nis 21:21 · Kitabı okudu · 2 günde · 10/10 puan

Ara Güler'in; "Dobra dobra konuşurdu. Kimseden korkusu yoktu. Ha bir de kafa dengiydi. Matraktı. Öleceğini nereden bilelim ulan?" dediği ve 2015 yılında hayatını kaybeden Yaşar Kemal'le yüz yüze tanışma fırsatı bulamadım ben. Bu benim içimde bir yaradır. Kendisiyle karşılıklı oturup doyasıya sohbet etmek isterdim. Buna rağmen okuduğum her eserinin derinlerinde buldum kendimi. Kimi zaman İnce Memed'in Hatçe'si, Dağın Öte Yüzü serisinin Meryemce'si, kimi zaman da Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana'nın Poyraz Musa'sı ve daha nicesi oldum. Fakat bugüne dek okuduğum eserlerinde hep başkalarının hayatına ortaklık etmiştim. Sıra kendisiyle yarenlik etmeye gelmişti, oturduk karşılıklı ve başladık sevmek, sevinmek ve iyi şeyler üstüne konuşmaya.

Dertli dertli anlatmaya başladı Büyük Usta. Neden bizim halkımız sefâlete mahkûm olsun, neden bir yanımız uzaya giderken bir yanımız yerlerde sürünsün, neden halkımız kandırılarak ezilsin, diyerek vurdu sazın teline. İçim cız etti. Ne kadar da doğruydu söyledikleri. 1960'lı yıllarda bunu söylerken Yaşar Kemal, göz ucuyla günümüze bir baktım; hiçbir şey değişmemişti. Hâlâ ülkenin bir tarafı refah içinde yaşarken diğer tarafı sefâlet içinde yüzüyordu. Hâlâ pek çok meyveyi tatmamış çocuklar, deniz görmemiş insanlar, bir çift yeni ayakkabısı olan ve eskimesin diye giymeye kıyamayan yavrular vardı. Bunları düşündüğüm sırada "Bir Japon filmi var, adı Çıplak Ada, izledin mi?' diye sordu. İzlemediğimi anlayınca başladı anlatmaya ve Japonya dahi bu film ile dünyaya yoksulmuş imajı verirken, biz gerçek yoksulluğumuzu görmezlikten geliyoruz, diye ekledi. O an aklımdan ülke olarak ne kadar boş şeylerle uğraştığımızı geçirdim. İnsanımızın sıkıntılarına farkındalık oluşturmak adına kullanabileceğimiz medyayı, ne kadar faydasız yayın varsa ona harcıyoruz dedim kendi kendime. İnsanların kalbine dokunabilmek, dertlerine derman olabilmek varken önemsiz sıkıntılar yaratıyorduk kendimize.

Muhabbet koyulaşınca konu öğretmenlere geldi tabii. Ne güzel günlerdi, köy enstitüleri vardı, insanlar okuyor, öğreniyor, aydınlanıyordu, insanlığa umut oluyordu dedi coşkuyla. Köy enstitüleri kalsaydı, kırk bin köye kırk bin öğretmen olacaktı, derken coşkusu bir nebze olsun azaldı. Ortak bir üzüntüyü paylaşırken neden geçmişten bu yana yeniliklerin önünü her fırsatta kapatma çabası içerisinde olduğumuzu düşündüm. Bir şeyler daha iyiye gidebilecekken her şey gittikçe kötüleşiyordu. Yetenekli, değerli pek çok insan sudan sebeplerle ya çürümeye mahkûm ediliyor ya da beyin göçüne maruz bırakılıyordu. Öğretmenlik mesleğinin itibarı yerlere inmiş, değersizleştirilmişti. Eskiden yolda görünce dahi saygıda kusur etmediğimiz öğretmenlerimizin emeklerine şimdilerde sözlü ya da fiziksel şiddetle karşılık veriliyordu. Ne hâle gelmiştik bizler böyle?

Lisansımın Tarih olduğunu öğrenince Hitler dönemine gidelim, dedi. Tarihin karanlık dönemine doğru yola çıktık. Yahudi soykırımından dem vurup yüzyıllar boyunca insanlığın maruz kaldığı işkencelerden söz ettik. Hapishaneler, susuzluk, açlık, dayaklar, hamam cezaları, hava cezaları ve daha nicesi... Keşke bu konuda değişen bir şeyler olsaydı en azından. Adaletin hakiki mânâda icra ettiğı, tabiri caizse at izi ile it izinin birbirine karışmadığı bir ülke haline dönüşebilseydik. Ama bütün olumsuzluklara rağmen yolumuzun sonu yine insanlığa çıktı. Ahmet Hamdi, "Her şeyin bir çaresi vardır. Fakat insan bozuldu mu, bunun çaresi yoktur." diyordu ama bizim insanlıktan hâlâ umudumuz vardı.

Ne çok yaramız, derdimiz varmış insanlığa, ülkemize dair. Ben böyle kara kara düşünürken muzip bir tebessümle yüzüme bakarak, 'Ben can çıkmayınca huy değil de, umut çıkmaz diyen adamım. Onun için bu düzenden bile, bu karmaşadan bile bir umut umuyorum." dedi. Gülümsedim. Umut dedim, ne güzel şey...

Hep kötü şeylerden bahsettik; güya sevmekten, iyi şeylerden bahsedecektik dedim çekinerek. Kederli bir biçimde başını eğerek, "Ben sevgiden, sevinçten söz açmak istemez miyim, delice, çılgınca, içim taşa taşa, bir sevinçten söz açmak istemez miyim? Ben sevinçli adamım. Bu dünya böyle olmasa, böyle kara, karanlık olmasa, ben sevinçten taşar coşardım. Yaradılışım karanlıktan çok aydınlığa, acıdan çok sevince... Ne çare, ne çare ki sevinmek gelmiyor elimden..." diye seslendi.

Anlatacak çok şey vardı ama sohbetin sonuna gelmiştik artık. İstemeden de olsa yanından ayrılırken, Ne güzel adamsın sen, dedim içimden. İnsanını her şeyiyle düşünen, herkes için yaşanılabilir bir dünya dileyen ve bu uğurda sözünü yükselten, yazdığı eserin sonunda adalet zulme galip geldi diye ağlayacak kadar ümitvar, yüreği sevgi dolu bir adam... İyi ki geçtin bu dünyadan, iyi ki sıcacık kelimelerinle dokundun kalplerimizin en ince yerlerine, iyi ki...

Herşey Dündür Bugün Hariç
Her zaman mutlu olmayı öteleyen insanları anlamamışımdır. Acılar nasıl ki yaşanır ve sonra daha sonraki yolculuğunuzda size yarenlik etmek üzere heybenize katılırsa mutluluk da zamanında yaşanması gereken bir duygudur. Kimse acısını ertelemeyi düşünmez. Kimse acısını erteleyemez. Ama nedense mutlu olmak hep gelecektedir. Bu işin içinde belki de biraz benim beceriksizliğim de var. Çünkü ben gelecekten mutlu olma yeteneğine sahip değilim. Şuan ne hissediyorsam onu hissedebilirim. Şimdi Çok ama çok keskin. Şimdinin acısı büyük ve derin. Ve yaşayabileceğimiz tek an şimdi. Şuan buradayken gelecekteki gibi hissedemeyiz. Gelecektede şimdiki gibi.

Geçmişe el atamazsınız. Değiştiremezsiniz. Belki sevmekte bile zorlanabilirsiniz geçmişi. Kurtulmak istediğiniz bir yük, İzini silmek istediğiniz, yaşanmadı sayılacak bir zaman dilimi de olabilir.
Öte yandan mutlu olduğunuz bir zaman dilimi de. Geçmiş ne kadar artarsa artsın hep bir nostalji kadardır.(Nostalji yunanca kökenli bir kelime olup esiki bir yaranın verdiği tatlı sızı anlamına gelmektedir.)Hep bi tebessüm kadardır.El atıp hatırlayabileceğiniz kadar , fotoğraflarda dokunabileceğiniz kadar yakın değiştiremeyeceğiniz ve zamanın uzunluğunu tekrar kavrayamayacağınız kadar uzak.
‎Gelecek sizin elinizde iyi veya kötü olmaya yakın bir dündür. Şöyle de denilebilir. Her şey dündür, bugün hariç. Dün ile bugünün can alıcı farkı ise bir şeyleri değiştirebileceğiniz tek zaman diliminin bugün olmasıdır. Tavsiye etmek istediğim şey anı yaşa mantığıyla sorumsuz davranmaya yöneltmek değil insanları. İnsanları yüzleştirmek istediğim bir şey var. Eğer yeterince yarıncı (bir başka deyişle düncü olursanız) hayattan düşeceksiniz. Hayat bir viyadüğün üzerinde kıvrılan hızlı tren. Durmayacak. Mola kabul etmeyecek. Ara duraklardan yolcu kabul etmeyecektir. Herkes trenin içinde olmak zorundadır. Zira şehirler arası otobüs terminallerine de uğramayacaktır.
‎peki ne yapılmalı?
‎İnsanlar yine de düşünmeli, hayal etmeli, mutlu olmalı, hiç bitmeyecek ve hiç yanlışlar yapılmayacak gibi sevmelidir.Ama hiç unutmamak lazım. İstediğiniz hiç bir şey gerçekleşmeyebilr.[Hayat bir dilek gerçekleştirme makinesi değil.(-Aynı yıldızın altında-) ]. Gelecek geldiğinde bu olmayacak zaten, göreceksiniz. İşte bu ihtimal göz ardı edilmemesi gereken, şimdiyi parlatmak zorunda olduğumuzu fısıldayan ama bağırmayan, duymak istemediğimiz çatlak sestir. Geleceğin size getirdiklerini hiç beğenmediğinizde , dünü yatıştırıcı bulmadığınızda, başarısız olduğunuzda, kendinizle baş edemediğinizde hatırlamanız gerekir. Mutluluk bir duygudur. Maddesel hiç bir şeyle alakası yoktur. Ve bugün mutluluk için en büyük kaynaktır. Yeniden başlayın, savaşın, sizi mutlu edecek bugünleri dünler yapın.
‎ Hayat devam edilmesi gereken yolculuk. Trenden dışarı çıkamayacaksınız. Eğer bugün mutluysanız her zamandan daha çok mutlusunuz. Çünkü geçmiş hiç geçmeyebilir gelecek ise hiç gelmeyebilir.

Hasan HAKAN, bir alıntı ekledi.
22 Nis 15:41 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Şu dağların meşeleri karanlık,
Etekleri olur çayır çimenlik
Kızanlarla burda eder yarenlik,
“Sarı Zeybek şu dağlara yaslanır,
Yağmur yağar, pusatları ıslanır”.

Yolların Sonu, Hüseyin Nihal Atsız (Sayfa 26 - Sarı Zeybek)Yolların Sonu, Hüseyin Nihal Atsız (Sayfa 26 - Sarı Zeybek)