1000Kitap Logosu

Yargilamak

Uzaktan yorumlamak insanın en iyi işi..
Tatlı umutsuzlukları dışında kendilerini anlayacak ve gökyüzünden başka kendililerini ısıtacak bir şeyleri olmayanların çalkantılı hayatlarıyla alay etmek ve hatta bunları şiddetle yargılamak, birazcık mal mülk sahibi olanlara ne kadar kolay geliyor.. ..
Panait Istrati
Sayfa 111 - Karbon
30
144 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Intihar Dünyanızın altüst olduğunu hissettiğiniz zamanlarda, hiçbir şeyin bir daha eskisi gibi olamayacağını düşündüğünüz, yaşamayı elinize yüzünüze bulaştırdığınız ve boğazınıza kadar hayal kırıklıklarına battığınızı hissettiğiniz zaman nefes almak ne kadar zordu değil mi? Sormalı kendine insanoğlu, bir soluk daha alırken boğulmuş gibi hissetmiyor muydu böyle zamanlarda? Oysa ne kolaydı değil mi yaşamaktan vazgeçmiş insanları yargılamak, intihar etmelerini alaya almak,haklarında hüküm vermek; şöyle yapsaydı böyle olacaktı yok böyle yapsaydı şöyle olurdu. Ne şöyle ne de böyle bir şeyleri engellemek artık imkansızdı. Kitabı son sayfalara kadar okurken kendimi Werther ile bütünleştirmiş onun gibi hissediyordum. Mektupları yazan bendim sanki. Aynı duygu karışımları benzer düşünce karmaşaları... Ama son sayfaya kadar okurken Werther değildim artık, onun ölümüne ağlayan bir okur olarak kaldım sadece ve bişeyleri daha iyi anladım insanlarca anlamak ve anlaşılmak...
Genç Werther'in Acıları
Okuyacaklarıma Ekle
8
Bilgi
Süreklice yol ayırımlarında kalıp karar vermek, sonra da verdiği kararın muhâsebesini çıkarmak, canlılar evreninde bir tek insanın alnına yazılmış kader olsa gerek. Nitekim hayati önem taşıyan kararlar ile tercihlerde bulunmak çeşidinden ağır bir yükün altında ezilmeğe hüküm giymekle Hz Adem'in cennet günleri sona ermiştir. Karar verip tercihte bulunmak hür olmak, hürlükse hak — ödev dengesini tayin etmek demektir. Hayatın en zor, en girift işi hak — ödev dengesini tutturmaktır. Her nice gelenekler, görenekler, eğitim, öğretim, ahlâk ile hukuk düzenleri cinsinden içine doğduğumuz ve bizleri çerçeveleyen kayıtlar ile kurallar, hayat yolunda rehberlerimizse de, önünde sonunda, bunların elbet esiri değiliz. Nihâi kararları kendimiz verip tercihte bulunmak zorundayız. Bununçinse karşı karşıya kaldığımız değişik yolların neler olduğunu ve bizleri nereye götüreceklerini anlamamız şart. Anlamaksa, algılamak ve algıladıklarını yorumlayıp yargılamak demektir. Yorum ile yargı, zihin faaliyetlerinden olan bir “düşünme” işidir. Bu işin ürününeyse 'düşünce” denir. Öyleyse hak — ödev dengesine ilişkin karar ile tercihlerimizi düşüncelerle dile getiririz. İşte kendimize ve çevremizdeki kişilere, olay ile süreçlere ilişkin düşüncelerimiz, başkalarınca da anlamlandırılıp denetlenebiliyorsa, bunlar, bilgi değerini taşıyorlar demektir. Bu hususu biraz daha açarsak, şunu söyleyebiliriz: İzhâr ettiğim düşüncenin doğruluğu yahut yanlışlığı başkalarınca tesbit ve tahkik olunabiliyorsa, o, “bilgidir.
6