• 164 syf.
    ·3 günde·Beğendi·10/10
    Bu kitabı 2 yıl önce, üniversitemin ilk yılında artık 'bir yerden başlamalıyım' diyerek almış ve okumuştum. Çünkü kendimi okuma yönünden eksik buluyordum ve en doğru kitabın bu olduğunu düşünmüştüm. O zamanlar hiç kitap okumayan birisi olarak tek gecede bitirmiştim bu şaheseri.Bilmiyorum. O zamanlar içimde çok müthiş bir duygu yoğunluğu oluşturmuştu bu kitap çünkü ben de bir kadın hakkında Raif Efendi'nin hissettiği duyguları ilk o zamanlar almaya başlamıştım. Demiştim ki ben de bu adam gibi sevmeliyim. Saf ve temiz. Ancak nereden bilebilirdim benim sonumun da Raif Efendi'ninki gibi bol hüzünlü ve yaşama sevincini yitirecek cinsten olacağını. Tabi o zamanlar bu hikayenin benimkine benzeyeceğini bilemezdim çünkü o zamanlar yani 2 yıl önce her şey bir zamanlar Raif Efendi'de olduğu gibi gerçekten güzel ve karşılıklı gelişiyordu.
    Amma velakin. 2 yıl sonrasında okuduğumda farkettim bu kitapla kendi hayatımda oluşan iç acıtıcı bazı benzerlikleri. Bu kitabın sonu tıpkı benim sonumdu. Aradaki tek fark sadece ben kısa bir sürede gerçeği fark etmiştim. Raif Bey ise 10. Yani tabi ki tüm hikayelerimiz benzer değildi. Benim mesela bir çocuğum olmadı ya da ondan hiçbir zaman uzaklaşmamıştım. Sadece Raif Bey'le düşündüklerimiz, bir kadını sevme şeklimiz ve şu sıradan hayatı ifade etme tarzımız aynıydı. Sonuçta üzülen hem o oldu hem ben. Bütün bunları ben de Raif Efendi gibi bir günlük yerine hayatımın her zamanında bakmayı düşündüğüm buraya yazıyorum. Bunu kendime bir zorunluluk olarak görüyorum.
    Bu benim için 'DÜNYA'NIN EN GÜZEL KİTABI' olan kitabı 2, kez okumak ve yaşamımda ki tüm gerçekleri 1943'te yazılmış bir romanda görmek gerçekten bu kitaba olan saygımı ve sevgimi fazlasıyla çoğalttı ve kitaplar hakkımdaki olumlu düşüncelerimi fazlasıyla pekiştirdi.
    Bu kitabın benim hayatımdaki öneminden bahsettikten sonra biraz da kitabın içeriğine geçecek olursak böyle bir kurguyu dünyaya getiren Sabahattin Ali'yi canı gönülden kutluyorum.Sanırım hiçbir yazar benim gönlümde onun eserlerde gösterdiği tesiri gösteremeyecek.Ama ben yine de başka yazarlara da şans vereceğim. Sonuçta yazılmış her eser bir duygu ve düşünce teşkil ettiğinden bir şansı hak eder değil mi? Evet yine asıl konudan koptuk:) Kitapta karakter sayısı çok az ve bu eseri Sabahattin Ali'nin de dediği gibi bir novellaya çeviriyor. Kitap Raif Efendi'nin iki farklı dönemini bize yansıtıyor. Birinde gençliğinde yaşadığı ve Berlin'de otoportresine hayran olup sahibi olan Maria Puder'e aşık olmasını ve onunla yaşadığı olayları ve hissettiği duyguları görüyoruz. Diğerinde bütün bunların üzerinden 10 yıl geçtikten sonra yazdığı hatıra defterini okuyan Raif Efendi'nin iş arkadaşı olan anlatıcının Raif efendi ile ilgili düşüncelerini içeren ilk kısım yer alıyor.
    Zaten akıcılığı hakkında en güvendiğim kitaplardan birisidir. Üslubuna da diyecek söz bulamıyorum. Tam bir sanat eseri. Bu kitap hakkındaki düşüncelerimi her zaman koruyacağıma ve Sabahattin Ali'yi her zaman yüreğimin bir kenarlarında saklayarak yaşayacağıma söz veriyorum. bilmiyorum bunu neden yapıyorum. Ama hayatımda hiç tanımadığım,görmediğim darklı zaman evrelerinde yaşadığımız birinin hislerime ve tüm hayatıma tercüman olduğunu bilmek sanırım beni buna itiyor. Önce öykülerinde sonra da şiirlerinde görüşmek dileğiyle Sabahattin Ali...