• Kadınlar ürkekliğe koşullandırılmışlardır, erkeklerse ataklığa; kadının kahramanlığı yaşamı iyileştirmek ve korumak, erkeğinki ise yaşamı yok etmek, ölümü aramaktır.
  • Solomon Adaları'nda yaşayan yerlilerin ilginç bir ağaç kesme yöntemi vardı. Elektronik testere gibi teknolojik nimetlerden mahrum olan yerliler, baltayla kesemeyecekleri kadar kalın bir ağacı üfleyerek deviriyorlardı!

    Evet, yanlış okumadınız. " Üfleyerek! "

    Baltayla deviremeyeceklerini düşündükleri ağacın karşısına hep birlikte dizilip bir ağızdan kötü sözler söylüyorlar ve bunu yaparken her ağacın içinde bir ruh taşıdığına inanıyorlardı. Kötü fısıltıların ise bu ruhu gücendirip ağacı terketmesini bekliyorlardı. Bir süre sonra ağaç kurumaya yüz tutuyor, ardından da devriliyordu...


    Sizce bu sözler bir ağacın yanında, bir insana söylendiğinde farklı bir tesire sebep olabilir miydi?
    Sonucunu tahmin etmek güç değil...

    Ruha söylenen her söz; İyiliği ve kötülüğüyle, içinde " Yaşamı " taşır. Sözler ki bir nefesle, daima bizde...

    " Söz ki baltadan daha yaralayıcı olmalı. "

    Senai Demirci/Aşka Dair Öyküler
    adlı kitabından " uyarlanmıştır " :)

    ★★★


    Sözcüklerin gerçeği değiştirme gücü vardır. Öyleyse sözcüklerine dikkat ederek güçlü bir enstrüman olarak kullan onları; iyileştirmek için, şükretmek için, şefkat göstermek için, var etmek için, affetmek için kullan.

    • Daphne Rose Kingma
  • Herkes yaşam şartlarının zorluklarından, çekilen acılardan şikayetçi ama kimse yaşamı düzeltmek için bir şeyler yapmak istemiyor. Sanki hepimiz hayatı dışarıdan izleyen yabancı seyircileriz ve her birimiz her şeyin ve herkesin hakemi olarak görevlendirilmişiz. Herkes büyük işler başarmak, büyük insanlar olmak, büyük sevinçler yaşamak istiyor ve çok az insan yaşam kalitesini yükseltmek, etrafındaki sefaleti gidermek için bir şeyler yapıyor. İnsanlar, borçlarını ödemekten kaçan vicdansızlara benziyor.
  • Savaşlar... Biliyoruz ki hepsi kendi yasalarını dikte ediyor ve ödettikleri bedeller, doğrunun yolunda gideni de kavgaya dahil olmaya mecbur ediyor. Ya savaş alanlarındaki herkes, seherin tertemiz havasını içine çekerek otların üzerinde oturup silahlarını yana bıraksa? (...) Vahşet saçan ordular ve onca namlu karşısında elinden hiçbir şey gelmeyeceğini bildiğimiz üç asker feda ederek tüm hücumu bastırıp üstün gelmeyi ummak ne kadar da saçma. Barıştan, barışmaktan başka nedir ki iyileşmek, iyileştirmek? Ve nedir ki yaşamak dediğimiz, eğer sevmek için değilse?
    Muriel Barbery
    Sayfa 120 - Kırmızı Kedi Yayınevi
  • Barıştan,barışmaktan başka nedir ki iyileşmek, iyileştirmek ?
    Ve nedir ki yaşamak dediğimiz, eğer sevmek için değilse ?
  • Çarlığın yıkılış dönemini ve 1917 iç savaşı sırasında Rusya'da ve Moskova'da gelişen olayları,yasam seklini ele alan roman zamanın aile portresini tuhaf karşılamadan 'oyle bir donemde ancak boyle yasanir'dedim.Bana yazarı takdir ettiren sey Boris pasternak'in tek romanı olmasina ragmen okuyucuyu ele geçirecek potansiyele sahip olması oldu ki buda çokta kolay olmasa gerek.Rusçada Jivago "yasamak"fiilinden geliyor.Bir ilahide İsa'dan sonsuz yasayan "jivago"olarak bahsedilir(Kitabin sonu zaten bunu açıklar nitelikte Jivagonun kitapları ardında kalan ve hala yasayan şeydir).Kitabin ismini basta 'Kizlar ve Oglanlar'olarak tasarlamış yazar fakat sonrasında Jivagoyu hayati boyunca kafasında bir kitap ismi olarak kafasında tuttuğundan kitaba bu ismi uydurmuş.Metafor olarak ozdeslestirince kitapla daha iyi uyum yakalamış."Doktor Jivago" kendimce bu ismi yasamı iyileştirmek olarak tasavvur ettim zira bu paragrafta olduğu gibi'açık pencerenin önünde oturmuş ve iyice yaslanmış olan bu iki arkadaşa bekledikleri özgürlük artık gelmişti.Gelmisti veasagida uzanmakta olan Moskova caddelerine yerleşmişti.Bunu tüm benlikleriyle hissediyorlardı..Bu kutsal kent icin ,hatta bu öykünün icinde yer almış olan herkent içlerinde büyük bir sevgi duyuyordu.Mutlulugun eşsiz müziği bir dalga gibi sararak cok uzaklara kadar yayılıyordu.Elindeki kitapta (Jivagonun kitabını kastederek sanki tüm bunları biliyor onların duygularını onaylıyor ve destekliyordu.'fikirlerimi benimsetti.Diger yandan kitap uzun bir zamana yayılmışta birbiri arasında bütünlük sağlayamamış gibiydi.Yazarin kadınların ruhsal ve davranışsal özeliklerini yansıtmasında eksiklik hissettim.Yazarlarda kadın veya erkek karsi cinsiyeti kendi cinsiyetini tasavvur eder gibi tasvir etmesi beklentisi icinde oluyorum.(Bunu başarabilen yazar cok azdır ,Tolstoy gibi)Bu yuzden dikkatimi cekmis olmasi olası.İcerik olarak kitap devrimi,kızıllar ile beyazlar arasındaki mücadeleyi aynı ülkenin vatandaşı olup insanların birbirlerini dusman kesilmesini görüyoruz.Palykh'in yaptığı sey savasın psikolojisini gözler önüne seriyor.sirf dusman iskencelerine maruz kalmasınlar diye ailesini oldurmesi tuyler ürperticiydi.Kitabin realis tarafının yerinde olduğu görüsündeyim.Ornegin Doktor Jivagonun hem karısına olan sevgisini hemde Lara'ya olan askını artik pekte mümkün olmayan mühürlenmiş aşkları anlatan bir cok kitaptan farklı bir noktaydı.Bunu Tolstoy'un Savaş ve Barış kitabında birbirine delice asık olup sonrasında farklı kalpler arayan Kahraman'ların anlatımı artık 'sonsuz asklar ancak kitaplarda olur 'deyimlesmis cümlesininin geçerliliğini kaldırmis bulunuyor benim icin.Kitabin son 20 sayfası bana bitmesi icin acele edilmiş gibi geldi.Kitap gerçek bir savası gerçek yönleri ile ele alıyor."20. yüzyılın ortasında, 19. yüzyılın büyük Rus romanı, Kral Hamlet'in hayaleti gibi, geri dönüp bizi ziyaret ediyor. Boris Pasternak'ın Doktor Jivago'sunun bizde uyandırdığı duygu işte bu."
    -Italo Calvinonun fikiri Kitabin başka bir boyutta anlatılmak olmus.
  • İnsanlar toplumsal koşulları korumak ve güçlendirmek veya değiştirmek ve iyileştirmek bahanesiyle, bütün güçleriyle başka insanları etkilemeye çalışırken, kendilerini olgunlaştırma görevlerini, yani bir bütün olarak toplumun yapısında değişime bahane olacak tek şeyi savsaklıyorlar.
    Her insan, kendi kişisel ve sınırsız olgunlaşmasına doğru ilerlese, bir bütün olarak insanlık yaşamı, sonsuz ülküsü olan olgunlaşmasına doğru ilerler.