• 384 syf.
    Uzayın Sırlarına Dair Bireysel Bir Okuma
    17.09.2020 - Ülker Gündoğdu
    Uzayın Sırlarına Dair Bireysel Bir Okuma
    Kitaplar tohum gibidir. Yüzyıllarca bir yerde uyuyakalmış durumdadırlar, sonra da birden beklenmedik ve umut vaat etmeyen topraklarda çiçek vermeye başlar. Prof. Dr. Carl Sagan akıllara durgunluk veren, sonu olmayan evreni, Kozmos adlı eseri ile anlatmaktadır. Bilimin geçmişine, şimdiki zamanına ve geleceğine yönelik insan aklının tüm noktalarına parmak basarak, düşünsel bir değişim geçireceğiniz bir eser ortaya koymuş, Sagan. Eser, gerçek olamayacak kadar gerçek.
    Carl Edward Sagan, Yahudi kökenli Amerikalı gökbilimci, astrobiyolog. Bilimin popülerleşmesi için yaptığı çalışmalarla tanınır. Astrobiyolojinin öncülerindendir ve Dünya Dışı Akıllı Varlık Araştırması'nın (SETI) ilerlemesinde büyük katkıları olmuştur. Popüler bilim kitaplarıyla ve yazımında yer alıp sunduğu ödüllü televizyon dizisi Cosmos (Kozmos) ile dünya çapında tanınmıştır. Parlak bir bilim insanı ve aktarım üstadı olan Sagan, herkesin anlayabileceği şekilde eserlerini okuruna etkili bir üslupla sunuyor. Bilimsel konuları kitlelere tanıtma, sevdirme ve aydınlatmayı hedefleyen Prof. Dr. Carl Sagan başta televizyon olmak üzere, kitle haberleşme araçlarını etkin olarak kullanmıştır. Kozmos Bilim Dizisi olarak çekilmiş Ülkemizde de gösterilmiştir. Bilimkurgu film ve kitaplarla evrenin ve yaşamın sırlarına duyduğum derin merakı giderme isteğime bilimsel cevap niteliği taşıyan hayranlık uyandıran bir yapıt Kozmos. Halkın ilgisine ve yararına sunulmayan bilimi, “mutlu bir azınlığın ayrıcalığı” olarak tanımlanmakta araştırma ve buluşların halka sunulması yönünde özel bir çaba sarf edilmektedir. “Ben Carl Sagan adında, su, kalsiyum ve organik moleküllerin toplamı olan varlığım siz de öylesiniz, yalnız adınız başka.” Diye kendini tanımlayan bilim adamı, okurla bağ kurmaya çalışarak, insanı metaya bağlı bir olgu, bir durum olarak tamlamaya çalışıyor, bu durum da düşüncesinin temelinde materyalist bir felsefe olduğunu gözler önüne sermektedir. Kozmik perspektifin keşfini amaçlayan Kozmos adlı eser, ilginç bir kitap olarak okurların ilgisine sunulmuştur. Pozitivist aklın her şeyi açıklamaya yettiğini düşünmek, salt akılla evreni, kâinatı açıklamaya çalışmak, yetersiz bir durumdur. Bilimsel gerçekler hakikatle olan temasını yitirdikçe, eksik bilgi, yetersiz bir açıklama olarak duracaktır… Hayretten okurun soluğunu kesecek kadar ilginç bilgileri barındırmaktadır.
    Düşüncelerin, yöntemlerin ve bilimsel hazzın okura yararlı olduğu kitap anlaşılması dikkat isteyen konulara eğilme fırsatı veriyor. “Evrenin uyumu” anlamına gelen Kozmos’un tahmin edilemeyecek kadar eski olduğu ortaya konulmakta, net bir tarih verilememektedir. Evreni inceleyen bilim adamları sayesinde karanlık bir galaksinin ücra köşesinde bir yıldızın çevresinde dolanan toz zerreciği üzerinde yaşadığımızı gördük. Uzayın enginlerinde bir zerreciksek, çağların enginliğinde de ancak bir anlık zaman içinde yaşıyoruz. Dünyaları yaratana kendimi teslim etmek zorundayım. “Sizleri toz zerreciklerinden var eden O’dur.” Kur’an-ı Kerim’de Mü’min Süresi’nde bir ayet ile örnek veren Carl Sagan, inancın bilime yön verdiğine değinmektedir.
    Kitap Hakkında Ayrıntılar
    Yerküre atmosferinin %99’u biyolojik kökenlidir. (s.48) Gökyüzü yaşamla dopdoludur. Çınar ağacının da, bizlerin de yapısı aynı harçtandı. Yiyecek parçaları hücrenin içinde şekil değiştirir. Bugün akyuvar olan, dünün ıspanağıdır. İnsan türünün kaynak potansiyeli büyüktür. Nükleik asitleri insandakinden daha iyi çalışmaları için bir araya getirmenin çeşitli yolları olmalıdır. Neyse ki, başka tür bir insan meydana getirmek için nükleotidleri değişik bileşimlere kavuşturma bilgisinden yoksunuz. İleride nükleotidleri istediğimiz biçimde bir araya getirerek arzu edilen nitelikleri yaratmak mümkün olabilir. Düşündürücü ve ürkütücü bir proje! İlk olarak biyologlar başka hayat türlerinin mümkün olduğunu anlayacaklardır. Başka bir yerde hayat arayışı önemlidir. Bulmak kolay olmayacak aramaya çok, ama çok değer. Kozmos’un çok sesli müziğine kulaklarımızı açtık. Biliyor musun göklerin yasalarını? Tanrı’nın yöntemini yeryüzünde kurabilir misin? Eyüp (a.s) Peygamber’in bir sözünden vurgu yapmaktadır. Tanrı Kozmos’taki Yaratıcı Güç’tü.
    Kepler ve Newton insanlık tarihinde çok önemli bir dönemi ifade etmektedirler. Dönemin ortaya koyduğu ilke, doğanın tümünde çok yalın matematik yasalarının geçerli olduğu ve yerküremizde olduğu kadar göklerde de aynı yasaların geçerli uygulandığıdır. Çağdaş uygarlığımızın tümü, dünya hakkındaki görüşümüz ve şu anda evreni keşifteki girişimlerimiz onlara borçlu ulduğumuz şeylerdir. Tarihin görüp göremeyeceği en ibret veren olayları ve çalışmalarını Kozmos ile okurun gözleri önüne sermektedir.
    Çağdaş gerçekçi resmin öncülerinden olan Giotto, Halley Kuyruklu Yıldızı’nın bir kez daha görünüşüne tanık olduğunda, bu yıldızı İsa’nın doğuşuna ilişkin bir tabloya dahil etmiştir. 1466’da büyük bir kuyruklu yıldızın görünmesi Avrupa’yı telaşa düşürdü. Bu da Halley Kuyruklu Yıldızı’ydı. Hıristiyanlar, yeryüzüne kuyrukluyıldız sevk eden Tanrı’nın, istanbul’u henüz yeni zapt eden Türklerin yanında olabileceği korkusuna kapıldılar.
    Yerküremizde bilimin gelişmesi temel olarak yıldızlarla gezegenlerin devimimlerindeki düzenin gözlemlenmesiyle oluşmuştur. Bizim sevimli gezegenimiz yerküre, bilebildiğimiz tek yuvamızdır. Venüs çok sıcak bir yer, Mars çok soğuk bir yer. Yeryüzümüzse uygun bir yer, insanoğlu için bir cennettir. Gezegenimizi tutarsız biçimde etkiliyoruz. Bilgisizlik ve bilinçsizlikle uzun vadeli sonuçlarını bilmeden atmosferi kirletip toprağı çoraklaştırıyoruz.
    Dünyamıza Özen Göstermek Zorundayız
    Mars’ta insan yaşadığına ilişkin verilerin entipüften kanıtlar olduğunu gözlemledik. İlk bakışta, Mars birçok bakımdan yerküremize benziyor. İleriye ait araştırmalarda öğreneceklerimiz, şimdiye dek öğrendiklerimizden çekici gelebilir. Mars’ta hayat var ama organik kimya yeryüzündekinde olduğundan daha az önemli bir rol oynuyor.
    Uzay okyanusundaki yıldızlar da birer güneştir. Göklerde keşfedilen dünyalar: çağdaş kozmik perspektife benzerlikler göstermektedir. Geceleri gökyüzü açık olduğunda yeryüzüne çok yakın görünmektedir. Elini uzatsan bir yıldız tutacakmış gibi gelen Karaman’ın Ambar Köy’ünün seması samanyolu ve yıldızlarla donanmış geceler de adını taşıdığım Ülker Yıldızı’nı aramakla geçen çocukluğumun sorusu: Yıldızlar nedir? Aynı sorunun peşinden giden Carl Sagan’ın yanıtı: Yıldızlar güçlü birer güneşlerdir, yıldızlar arası uzayda nice ışık yılı uzaklıklarda bulunmaktadırlar.
    Aristarkhos’un bize bıraktığı en büyük mirası: Ne bize, ne gezegenimize doğada ayrıcalık tanınmıştır. Bu görüş gezegenimizin yıldızlarla kıyaslanışında geçerli olduğu kadar, insanlık ailesinin kişileri arasındaki çeşitli ilişkilerde de geçerlidir. Bu görüşün etkisiyle astronomide olduğu kadar, fizikte, biyolojide, antropolojide, ekonomide ve siyasette büyük ilerlemeler kaydedilmiştir. İnsanlar yaşadıkça Kozmos’taki yerimizi arayıp durmuştur. İnsanlardan çok galaksilerin bulunduğu bir evrenin ücra köşesindeki dağınık galaksiler kümesine dâhil bir galaksinin sınırlarında, iki sarmal kol arasında kaybolmuş sıradan bir gezegende yaşıyoruz.
    Uzak ve egzotik takımyıldızlarla dolu bütün bu göklerde, büyük Samanyolu’nun küçük bir bölümünü incelemek için yıldızlar arası taşıt filosunun kurulup yolculuğa çıkarıldığı bir liman olarak kullanılabilecektir. Gelecek yıldızlar arasında bir rol oynamaları mukadderse bunu tayin edecektir.
    Newton’a göre: Tanrı, çeşitli boyut ve biçimde madde zerrecikleri yaratabiliyor… Değişik yoğunlukta ve güçte de. Bu nedenle doğanın değişik yasalarını uygulayarak evrenin birçok bölgesinde değişik dünyalar yaratabilir. Çok uzaklarda bulunan yıldız anlamına gelen Kuasarları gökadamızdaki yıldızlar olduğunu düşünmüştük. Kuasarlar evrenin genişlemesinde çok önemli oldukları sanılmaktadır. Kanıtlanmadığı kesin hiçbir zaman da kanıtlanamaz. Ama sonsuz evrenler hiyerarşisi vardır. Elektron gibi evrenimizdeki bir temel zerreciğin içine girebilse tümüyle kapalı kalmış bir başka evren bulundurduğunu görebileceğizdir. Bunun içinde gökadaların ve daha küçük yapıların bölgesel karşıtı olan çok sayıda ve daha küçük element zerrecikleri vardır. Bunlarda alt düzeyin evrenleridir. Ve hep bu böyle gider. Evren içinde evren bulunması, aşağı doğru bir hiyerarşi oluşturduğu gibi yukarı doğruda oluşturur. Sonsuza dek. Bizim bildiğimiz galaksiler, yıldızlar, gezegenler ve insanlardan oluşan evrenimiz bir üstteki evrenin tek temel zerreciğinden biridir. Sonsuz bir merdivenin basamağı yani. Sonsuzluğun ip ucunu ararken, bir sıçrama yapabiliriz…
    Kozmos henüz dün keşfedildi. Bir milyon yıl boyunca yeryüzünden başka bir yer olmadığı düşünülüyordu. Aristarkhos’tan günümüze evrenin merkezi olmadığımızı ve evrenin varoluş amacının üzerimizde toplanmadığını öğrendik. Merkezi ve kuruluş amacı biz olmayıp enginlikte ve sonsuzlukta kaybolmuş minnacık ve minyatür inceliğinde, yüzlerce milyar galaksi ve milyarlarca trilyon yıldızla bezenmiş bir Kozmik Okyanus’ta dönüp dolaşan bir dünya üzerinde yaşadığımızı fark ettik. Yıldız külünden yapılmış bulunuyoruz. Kozmos’un keşfi kendi kendimizi keşif yolculuğudur.
    Uzayın detaylı tasvir edilişi zihinde canlanıyor, evrenin haritası okurun zihninde şekilleniyor. Kitabın basımı gözü yormuyor ve akıcı okuma keyfi veriyor. Rahat okunuşuyla hızlıca okuyup bitireceğiniz kitabı, zengin içeriğiyle öğreneceğiniz paha biçilmez bilgileri nedeniyle herkesin öğrenmesi için şiddetle tavsiye edeceksiniz. Yazar tüm tasvirleriyle uzay okyanusunda hayretlere durgunluk verecek hayal kurma zevki sağlıyor. Kitabın sonunda Nasa’nın izniyle basılmış inanılmaz Kozmos manzaralarında gözünüz, gönlünüz, ufkunuz ve zihninize şölen yaşatarak kitabı tamamlıyorsunuz. Yıldız serpilmiş Kozmos’un fotoğrafını taşıyan kapağı keşfe çıktığımız uzaya farklı perspektifler ile bakış atmanızı sağlamaktadır. Bilim arayanlar gerçeğin mutluluğuna varanlardır. Eser konularını bilimsel şekilde anlaşılır aktarmaktadır. Eserin ortaya koyduğu unsurlar kozmik sırlar bakımından değerli ve çok önemlidir. Bilimsel veriler ışığında ortaya konulan Kozmos, galaksiler, yıldızlar, evreni kainat noktasında önemli ayrıntılar elde etmek için başvurulacak eserlerden biridir. Esre, popüler bilim serisi dahilinde değerlendirilebilinir. Okuyucuların evren hakkındaki meraklarını bir nebze de olsa giderebilecek türden bir eserdir. Yazar Tv programlarıyla elde ettiği popülerliğini, kitaplarlada perçinlemek için bu konuda detaylı bir eser ortaya koymaya çalışmıştır. Eser ortaya koyduğu konular dâhilinde, diğer eserlere de vesile olacak bir niteliktedir.
    Carl Sagan
    Kozmos
    Evrenin Ve Yaşamın Sırları
    Altın Kitaplar
    384 s.
    Ülker Gündoğdu - 17.09.2020
    http://www.kitaphaber.com.tr/...bir-okuma-k3683.html

    Ülker Gündoğdu Kozmos - Evrenin ve Yaşamın Sırları Carl Sagan
  • “Yaşam ne kadar kötü gözükürse gözüksün, her zaman yapabileceğiniz bir şeyler vardır.
    Mutlaka başarabileceğiniz bir şeyler vardır. Yaşamın olduğu yerde, umut da vardır.”

    Stephen Hawking
  • 112 syf.
    ·3 günde·Puan vermedi
    "Yaşamın, ölümle sonuçlanan yaşamın saçmalığına karşın, umutsuz değil Camus'nün dünya görüşü. Bir yazısında bakın ne diyor Camus: "Ne olursa olsun, her şeyin anlamsız olduğu, her şeyden umut kesmek gerektiği düşüncesiyle nasıl kalır insan?.. Her şeyin anlamsız olduğunu söylediğimiz anda bile anlamlı bir şey söylemiş oluyoruz. Dünyanın hiçbir anlamı yoktur demek, her çeşit değer yargısını ortadan kaldırmak olur. Ama, yaşamak ve örneğin, yiyip içmek kendiliğinden bir değer yargısıdır. Ölmeye yanaşmadığı sürece, insan yaşamayı seçiyor demektir. O zaman da, görece de olsa, yaşamaya bir değer veriyoruz demektir. Umutsuz bir edebiyat ne demek olabilir? Umutsuzluk susar. Kaldı ki susmak bile, eğer gözler konuşuyorsa, bir anlam taşır. Gerçek umutsuzluk can çekişme, mezar ya da uçurumdur. Umutsuzluk konuştu mu, hele yazdı mı, hemen bir kardeş el uzanır sana, ağaç anlam kazanır, sevgi doğar. Umutsuz edebiyat sözü birbirini tutmayan iki sözdür. Çünkü edebiyat olan her yerde umut vardır.”

    Umut dolu önsözlerle başlamasına karşın Meursault'un hapsolduğu umutsuzluğu ve boşvermişliği derinden hissettiren bir kitap. Her şeye rağmen, en çok da ölüme yakınken, içinde bir parça umut kaldığını seziyorsunuz lakin hayatın akışına karşı umursamazlığının bu ümidi perdelediği bir anlatım daha fazla ön plana çıkıyor. Çaresizce veya değil bir şekilde ölüme yürümek dahi biraz huzursuzluk dışında rahatsızlık vermeyecek bir kabulleniş haline bürünen Meursault üzerinden yazdıklarımdan başka mesajlar verilmek istendiği de hissedebileceğimiz bir eser.

    Eser politik, hukuki ve toplumsal meselelere de değinmiş olsa da ben daha çok psikolojik açıdan bir değerlendirme yapmak istedim.

    Eserin dili ile ilgili bir şeyler söylemek gerekirse de oldukça sade bir anlatımı var.
  • Yaşamın olduğu yerde, umut da vardır.
  • "Bir kurbanın, eğer ki istiyorsa, kendi yaşamına son verme hakkı olmalıdır. Ancak bence bu büyük bir hatadır. Yaşam ne kadar kötü gözükürse gözüksün, her zaman yapabileceğiniz bir şeyler vardır. Mutlaka başarabileceğiniz bir şeyler vardır. Yaşamın olduğu yerde, umut da vardır."
  • Yaşamın olduğu yerde, umut da vardır.
  • 348 syf.
    Bağımsız Bir Yaşamın Mükemmel Kılavuzu Ülker Gündoğdu
    İnanılmaz yaşamları içinde barındıran kitaplar, anlatımıyla gerçek olan olayları yaşıyormuş gibi okura aktarabiliyorlar. Yazarın eserinde acı ve mizahı birlikte kullanma yeteneğiyle kitabın dramatik etkileyiciliği artmaktadır. Bu etkili anlatımlara iyi bir örnek Nikos Kazancakis’in Zorba adlı eseridir.
    Nikos Kazancakis’in “Zorba” karakteri üzerinden bir anlatıdır. Yaşam unsurları barındıran eserin Zorba karakteri, korkmayan, yaşamı olduğu gibi seven, ayakta durabilen, bir yaşam kılavuzudur.
    Yazar hayatı özümseyerek yaşayanlar için mükemmel bir anlatım sunuyor. Kahvede balıkçı Konstantin, günaydın kahve, tünaydın ev diyerek dönemin işsizliğine dem vuruyordu. Kafkas’ta, ırkımızdan binlerce insan tehlikede; gel, onları kurtaralım. Diye öneride bulundu arkadaşı. Onları kurtaramazlar belki, ama kurtaralım derken, kendileri kurtulur. Kendini kurtarmanın tek yolu başkalarını kurtarmak için çabalamaktır. Girit’e yerleşen yazar bir süre kitaplarını bir kenara bırakıp ilgilendiği Linyit maden ocağında çalıştıracağı usta arayışındaydı.
    Yazarın dikkatine mahsur olan madenci Aleksi Zorba, ile kısa bir tanışmanın sonunda sohbetleri esnasında öğrendiği kadarıyla Zorba; meraklı bir Türk’ü bulup santura öğretmesi için ayaklarına kapanmış. Santura çalana dek yanında kalmış müziğe sevdalı Zorba, evde dert var, kadın var, çocuklar var ne yiyeceğiz, halimiz ne olacak diyerek açık yürekli konuşmalarının sonunda patronu üzerinde iyi bir izlenim uyandırır.
    Zorba, arayıp bulamadığı; canlı bir yürek ve hilesiz, kocaman bir ruh! Olduğu için işe alır. Zorba ile anlaşırlar. Çağın olaylarını o kadar aşmıştı ki, Zorba’ya göre kuşkusuz telgraf ve vapur, demiryolu, şimdiki ahlak ve din de ona göre eski uygarlıklardı. Onun ruhu, dünyadan çok daha hızlı ilerliyordu. Zorba’ya göre insan, gençliğinde canavardır, evcilleşmek bilmez canavardır ve insan yer. Yazar, Zorba karakteri ile hata yapmadan öğrenmeyen insanın yaptığı hatadan dönmesinin pişmanlığın önemli olduğunu belirtir. Şafağın pembe ışıklı doğallığına salıverince hayat böyle anlarda tüy gibi hafiftir. Bu dünyada her şeyin gizli bir anlamı var, insanlar, hayvanlar, ağaçlar ve yıldızlar hiyeroglif olduğunu düşünüyordu. Onları anlayana ne mutlu! Aşk yeryüzündeki en kuvvetli sevinç olsada özgürlüğü seviyordu Zorba. Birlik kurup hep birlikte çalışıp aynı yemeği yiyerek kardeş gibi yeni bir toplum yeni ortak hayatın mayasını yaratıyordu okurun zihninde yazar.
    Zorba güçlü olan, insanlardan iğrenebilen, keyifli olup onlarla güreşebilen bir adamdı. Karga keklik gibi yürümek isteyince kendi gibi yürümeyi unutmuş. Hayatım boşuna geçmiş diye düşündü yazar Zorba’nın okuluna gidip beş duyumu sevip anlamaya talim ettirmiş olurdum. Hayatı mutluluk kabul edersin, öyledir de. Maddeyi ruha çeviren ölümsüz güç insanın içinde var. Yazık değil mi bu güce? Gerçek mutluluk, yükselme tutkun olmadan erişmiş gibi çalışmak, insanlardan uzak yaşayıp onları sevmek ve gereksinim duymamak ve hayatın masal olduğunu duyumsamaktır. Zorba’ya göre yuvarlanan taşlar varlıklarına inişte sahip oluyordu. Zorba gururu yenmiş, düşünmeye gereksinimi yoktu. İyilikten dolayı sevinmeyen kötülükten dolayı da üzülmeyen biriydi. Önemli olan günahkâr ya da günahsız olmak değildi. Zıtlıklar ile hayatı doğru yaşamaktı. Kötülük iyiliği, şeytan meleği gösterir. Yenilginin olması zaferlerin tadına vardırır.

    Sonsuzluk, aşk, umut, anayurt, ve Tanrı sözcüğüne tutunup ilerlediğini sanıyordu. Sadece sözcük değişiyordu. Şu an “Buda” sözcüğüne asılıydı. Bundan sonsuza dek kurtulacaktı. Manastırda dönen pisliğe kurban giden genç keşişin ölümü bu kararında etkiliydi. Zorba’nın elinde dünya canlanıyordu, hayat ile göğüs göğüse savaşıyordu. Dünyayı bu hale getiren; yarım işler, yarım konuşmalar, yarım günahlar, yarım iyiliklerdir. Sonuna kadar git be insan korkma! İnsanın erişebileceği en yüksek şeyin “Kutsal Korku” olduğudur. Ruhuma girmeyeceksin, sana kapıyı açmıyorum, ocağımı söndürmeyecek, beni yıkamayacaksın! Hiçbir şey ummuyorum; hiçbir şeyden korkmuyorum; özgürüm.
    Sonuç ve Değerlendirme Üzerine Kısa Kısa
    Yazar, Zorba, Madam Ortans, Dul, Mavrandonis, Pavlis, Zaharias-Yosif, Karayannis, Mimitos bütün karakterleriyle kitabın olay örgüsünü dramatik halde canlandırmayı mükemmel bir biçimde başarmaktadır. Eser, baskısıyla hızlı okunabilirliği ön planda oluşu, yazı karakteri olarak iyi ve gözü yormayan bir mizanpaj ile sunulması, okunuşunu kolaylaştırmaktadır.
    Kapak rengini aldığı mavi gökyüzünün altında heybetiyle hayatla dans eden Zorba’nın ahengi sizleri içsel huzura götürecektir.
    Eser; Sonsuzluğu ve bağımsızlığı kazanımın, gerçekle anlatımına sahip. Çok seveceğiniz Zorba karakterini okurken duyacağınız hayranlığınızın kalıcı olacağını garantiliyorum. Girit’in doğasının betimlemeleri içindeymişsiniz hafifliğine kapılacaksınız. Bir karakter anlatımı olan Zorba’yı tüm içsel ve dışsal serüvenleriyle ele alan Kazancakis, başarılı bir anlatım ve aktarımla insanlığın kültürel mirasına bir katkı olarak sunmuştur. Zorba, aslında bütün insanların kendinden bir şeylerin bulabileceği bir karakterdir. Dünya edebiyatında bu kadar sahiplenilmesinin sebeplerinden biri de belki budur. Çünkü onun umut ile umutsuzluğu, korku ile korkusuzluğu, miskinlik ile çalışkanlığı arasında bir yerde duran insanlar, Zorba’nın içsel muhasebesi ve dışa yansıttığı ifadeleri, bir özdeyiş gibi düşüncemizin çeperlerinde yankılanıp durmaktadır. Eser, her ne kadar
    Kitabın başından sonuna yüzümde eksilmeyen bir tebessüm oluşturan Zorba’nın okuma keyfine doyamadım, sonsuzluğa karşı oluşan heyecanım pürdikkat okumamın kaynağı oldu. Hayatı olumlu ve olumsuz değerlendirmek yerine her duyumuzla oluruna yaşamalı. Empati yeteneğinizi, çok şükretmeyi ve sevme yetinizi zenginleştirecek bir eser. Her insanın bir Cennet’i vardır; benim Cennet’im kitaplardı. Nitelikli okurlar için nitelikli bir kitap.
    Zorba
    Nikos Kazancakis Can Yayınları 348 sayfa
    Michael Cacoyannis'in yönettiği aynı isimle dünya sahnesinde
    isminden söz ettirse de Kazancakis’in o ayrıntıcı anlatımı bu ünü layıkıyla hak etmektedir.
    http://www.kitaphaber.com.tr Ülker Gündoğdu Zorba Nikos Kazancakis