Yase

Normallik geometrik bir hadiseymiş yani, yere dik açıyla durabilenler için kullanılıyormuş. Bense yıllardır kendimi yere dik hissetmiyorum. Bundan mıdır bilmem bu ara sık sık düşüyorum. Zaten yer çekimi ile aram hiçbir zaman iyi olmadı, bir türlü ayak uyduramıyorum. fizik yasaları beni çok hırpalıyor...
Sayfa 10·Kitabı okudu

Yase

, bir kitap okudu
Puan vermedi·152 syf.·
7 günde okudu
·
2025 13. kitabı
Serkan Karaismailoğlu
8.6/10 · 6,5bin okunma
9/10
·368 syf.··
2025 8. kitabı
·
304 günde okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2025 14:54
Sizi alıp denizlere, doğaya, dostluğa ve en çok da kendinize döndüren bir yolculuğa çıkmak ister misiniz? Grace, hayattan ölüm dışında artık hiçbir beklentisi kalmamış emekli bir matematik öğretmeni. Yıllar sonra bir arkadaşının ölüm haberini alıp, ona bıraktığı İbiza’daki eve taşındığında tüm hayatı değişiyor. Peki 70’li yaşlarda bir hayatın değişmesi mümkün mü? Yoksa imkansızlığı yaratan bizler miyiz? Bu kitap; bakış açısı, gözlem ve “sihir” üzerine düşündürüyor. ️Belki de sihir, yaşamın henüz anlamlandıramadığımız bir parçasıdır. ️Belki tamamen yeni bir hayat mümkün değildir. Ama var olana mucizevi bir gözle bakmayı öğrenebilirsek…O zaman kendimize ait yeni bir dünya neden mümkün olmasın? Tam da bu yüzden Matt Haig’in kitapları beni derinden etkiliyor. Fantastik olayların içine gizlense bile, asıl mesele hep insana dair: anlaşılmak, seçimlerimiz, yaşamanın ağırlığı ve umudu. Bazen zaman yolculuğuna çıkıyorsunuz ama dersleri almadan dönemiyorsunuz. Bazen bir kütüphanede farklı hayatları deneyimliyorsunuz. Ve bazen denizin dibinde, hayatın imkansızlığını ve bir o kadar da şansını fark ediyorsunuz.
Hayat İmkânsızMatt Haig · Domingo Yayınevi · 20245,9bin okunma
9/10
·144 syf.··
2025 12. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 15 Ekim 2025 01:19
Öncelikle bilim kurgu klasikleri arasında yer alsa da, aslında hikâyede doğrudan bilim kurgu unsurları çok belirgin değil. Bir kasabaya taşınan bir kadın ve ailesinin hikâyesini okuyoruz. Başta her şey yolunda, kasaba ise kusursuz bir yer gibi görünüyor. Ancak zamanla Joanna'nın dikkatini garip bir şey çekiyor: Bu kasabanın kadınları gerçekten de yalnızca ev işleriyle ilgileniyor. Kocalarının dediğinden çıkmıyorlar, her şeyi “mükemmel bir eş” edasıyla yapıyorlar. Elbette toplumda “ev işi kadının görevidir” gibi bir algı hâlâ var ama genelde buna biraz söyleniriz, itiraz ederiz değil mi? Buradaki kadınlar ise tam anlamıyla itaatkâr, sessiz ve “kusursuz”lar. İşte Stepford kasabasının gizemi de tam burada başlıyor. Kitap arka kapakta “feminist bir gerilim romanı” olarak tanımlanıyor. Benim için gerçekten feminist bir roman olduğunu söyleyebilirim; okurken düşündürüyor, tartışma isteği uyandırıyor. Ancak “gerilim” kısmı çok yoğun değil. Yine de akıcı, düşündüren ve okuması keyifli bir kitaptı. Ben bir oturuşta bitirdim diyebilirim. Spoiler vermemek için detaylara girmeyeceğim ama kesinlikle okunması gereken kitaplardan biri. Okuyun, pişman olmayacaksınız.
Stepford KadınlarıIra Levin · İthaki Yayınları · 20222,680 okunma