Zaten Emevi hanedanının olsun; başkalarının olsun; hatta gayr-i müslimlerin İslam'a düşmanlıklarının yani katıksız ve tavizsiz bir İslam'ın uygulanmasına karşı çıkmalarının sebebi, menfaatlerin, çıkarların kayboluşudur. Başka bir deyişle, Müslümanlar diledikleri kadar namaz kılsınlar; idterlerse bütün sene boyunca oruç tutsunlar; her sene hacca gitsinler; zekat versinler; Müslüman görünen veya gayr-i müslim, hiç kimse buna mani olmaz. Yeter ki siyasetten, İslam'ın devlet görüşünden, Kapitalizmin kötülüğünden, Komünizmin zulmünden, Tağutlardan, sömürüden, ezilmişlikten, hakkı haykırmadan söz etmesinler! Bunları söylemeye başladı mı Müslüman, çıkar çevreleri telaşa kapılır ve saf dışı etmeye çalışırlar bu Müslüman'ı. Onlar konuşmasınlar; bu gerçekleri Müslümanlara anlatmasınlar diye özel yasak kanunları çıkartılır ve İmam Azam'lar, İmam Şafiiler, Ahmed b. Hanbel'ler ve günümüze gelinceye dek şu veya bu Müslüman alimleri, işkence altına alınıp asimile veya şehid ederler. İşte Ömer b. Abdülaziz, böyle yönetimi yıktığı için ona düşman oldular; onu öldürdüler...
Hakkaniyete dayanan bir devlet siyasetini yürütmek, oldukça zordur; çünkü adil bir devlet, bir sürü dalkavuk ve menfaatperestin kafasını ezer; onlara sömürü imkanı tanımaz; insanları eze eze oluşturdukları holdingleri yer ile yeksan eder. Adil devlette sömürücü holdingleri olmaz çünkü...