Küçük Prens’in geldiği gezegen bence Asteroit B-612’ydi. Böyle düşünmemin haklı bir sebebi vardı. Bu küçük gezegen yalnızca bir kez, 1909 yılında, bir TÜRK gökbilimcisi tarafından teleskopla görülmüştü.
Bu gökbilimci, buluşunu o zamanlar Uluslararası Astronomi Kongresi’nde harika bir sunumla açıklamıştı. Fakat fes ve şalvar giyiniyor diye kimse onun söylediklerine değer vermemişti. Büyükler böyledir işte...
Neyse ki sonraları Asteroit B-612’nin itibarını kurtarmak için bir TÜRK ÖNDERİ bir yasa koydu; artık halkı Avrupalılar gibi giyinecek, yasaya uymayanlar ölümle cezalandırılacaktı. Aynı gökbilimci 1920 yılında, Asteroit B-612’yi etkileyici ve şık giysiler giyinmiş olarak tanıttı. Bu kez herkes onu dikkatle dinledi ve görüşlerini kabul etti.
Bu noktada kendi kanaatlerimize göre değil de daha çok yazara ve yazarın mensup olduğu milletteki karşılığa bakmak gerek. Fransızlar nezdinde diktatör kötü bir mana muhteva ediyor fakat kendi diktatörlerine diktatör diyemedikleri de bir gerçek. Mesela demokrasiyi aşırı serbest bulduğu için rafa kaldıran De Gaulle tam manasıyla bir diktatör fakat birçok Fransıza göre diktatör değil otoriter lider.
Olaya böyle bir şerh düşmek belki en doğrusu olur.
Bakış açın çok nesnel hak veriyorum ancak; Masalın yazıldığı tarih zaten İkinci Dünya Savaşı’nın psikolojisini yansıtıyor. Fransa’nın Hitler tarafından işgal edilmesi haliyle yazarı üzmüştür. Ancak bizim mücadelemiz bir işgal girişimi değildi; Milli Müdafaa idi. Exupery de bir Fransız olarak bunu gayet iyi bilmesi gerekir. Demem şu ki yazarın Diktatör sözcüğünü hangi anlamda kullandığını bu şekilde saptamak bence zor olacaktır. Sansürün uygulanmasında da dediğim gibi bir sakınca yok bence.
Küçük Prens’in geldiği gezegen bence Asteroit B-612’ydi. Böyle düşünmemin haklı bir sebebi vardı. Bu küçük gezegen yalnızca bir kez, 1909 yılında, bir TÜRK gökbilimcisi tarafından teleskopla görülmüştü.
Bu gökbilimci, buluşunu o zamanlar Uluslararası Astronomi Kongresi’nde harika bir sunumla açıklamıştı. Fakat fes ve şalvar giyiniyor diye kimse onun söylediklerine değer vermemişti. Büyükler böyledir işte...
Neyse ki sonraları Asteroit B-612’nin itibarını kurtarmak için bir TÜRK ÖNDERİ bir yasa koydu; artık halkı Avrupalılar gibi giyinecek, yasaya uymayanlar ölümle cezalandırılacaktı. Aynı gökbilimci 1920 yılında, Asteroit B-612’yi etkileyici ve şık giysiler giyinmiş olarak tanıttı. Bu kez herkes onu dikkatle dinledi ve görüşlerini kabul etti.
Elbette doğru. Diktatör kelimesi genellikle müstebit ve zorba devlet başkanları ile anıldığı için olumsuz bir çağrışımı var fakat Eski Romada diktatörlük gayet iyi bir manada kullanılıyordu.
Küçük Prens’in geldiği gezegen bence Asteroit B-612’ydi. Böyle düşünmemin haklı bir sebebi vardı. Bu küçük gezegen yalnızca bir kez, 1909 yılında, bir TÜRK gökbilimcisi tarafından teleskopla görülmüştü.
Bu gökbilimci, buluşunu o zamanlar Uluslararası Astronomi Kongresi’nde harika bir sunumla açıklamıştı. Fakat fes ve şalvar giyiniyor diye kimse onun söylediklerine değer vermemişti. Büyükler böyledir işte...
Neyse ki sonraları Asteroit B-612’nin itibarını kurtarmak için bir TÜRK ÖNDERİ bir yasa koydu; artık halkı Avrupalılar gibi giyinecek, yasaya uymayanlar ölümle cezalandırılacaktı. Aynı gökbilimci 1920 yılında, Asteroit B-612’yi etkileyici ve şık giysiler giyinmiş olarak tanıttı. Bu kez herkes onu dikkatle dinledi ve görüşlerini kabul etti.