• Kafası yavaş çalışan kişiden daha çok adımları yavaş olan kişiye, kalbi kör olan kişiden çok gözleri kör olan kişiye acıman, doğrusu çok tuhaf!
  • 1940 larda Yunanistan’da Cuntaya karşı Mihri Belli kalkıp Türkiye’den gider ve Yunanlı Devrimcilerle Cuntaya karşı savaşır.
    Che Kübada devrim yaptıktan sonra Hükümet kurulur. Maliye Bakanı olur. Küba’yı BM. vb. toplantılarda temsil eder. Ancak bürokrasinden sıkılır, dünyada yapılacak daha çok devrim var diyerek görevini bırakır. Bolivya dağlarında gerilla hareketine katılır. Ne yazıkki bir çatışma da öldürülür.
    Deniz Gezmiş te birkaç arkadaşı ile birlikte Filistin’de İsrail’e karşı gerilla savaşına katılır.
    Küresel sermayenin siyaset ve sömürü anlamında hükmettiği dünyanın herhangi bir ülkesinde, her zaman devrim adına yapılacak bir mücadele vardır. Yukarıda saydığımız insanlar başka ülkelerde bu düşüncelerle savaştılar.
    Elbette böylesine sadece insanlık için savaşan insanlarında bir edebiyatı, şiiri, sanatı da kendiliğinden ortaya çıkacaktır.
    Kitapta üç genç kalkarlar Türkiye’den Filistinli gerillalara destek için İsrail’le savaşmaya giderler. Kitabın konusu da bu üç genç etrafında şekillenir. Çatışmalar, ölümler yakalanmalar, işkenceler, adını unutacak kadar yaşadığı travmalar.
    Oğuz Atay okuyanlar bilir zekice cümlelerle okuru ters köşe yapar çoğu diyaloglarında. Benzer diyalogları bu kitapta da bolca buluruz.
    “Adım yok benim 10 km. doğudaki bir sel yatağında unuttum onu.”
    “Alışkanlık her türlü güzelliğin düşmanıdır.”
    Kadınla erkekler arasındaki özellikle kur yapma diyalogları Andrey Tharkosy’nin kadın ve erkeği tanımlamalarının sonucu gibidir.
    “kadın erkeğin yaratıcılığını tetikler, erkeğin yaratıcılığı sonrası kadının teslim olmasıdır.” Der. Aslında doğadaki dişi ve erkek ilişkileri de bunun üzerine kuruludur.
    “Sen bir hırsızsın diyorum kulağına. Sevdiğim bütün kadınların güzelliklerini çalmış usta bir hırsız.”
    “Gülmek devrimci bir eylemdir” sözü kitaptaki Ali’ye giydirilmiş bir karakterdir. Ali hem güler, hem marullara basmamak için vurulan hassas bir devrimcidir. İnsan emeğine saygıyı örtülü bir şekilde okuyucuya böyle gösterir Ali.
    “Gözleri büyük ve garipti. El sıkışırken gülüyordu. Ali’yi tanıdıktan sonra ciddi şeylerin de gülümseyerek yapılabileceğini fark ettik. Şimdi onun gerçek kimliğini biliyorum. O bir köylü değil, bir öğretmendi. Bize gülmeyi öğretmekle görevli bir öğretmen.”
    “Güldüğü zaman bütün yüzü ışıltılı gözlerine toplanırdı. Siz de o zaman gülmenin ne kadar önemli ve kalıcı olduğunu, hayatın eninde sonunda sadece gülmekle özetlenebileceğini anlardınız.”
    Devrimci düşüncenin temeli olan hümanist düşünceden bolca diyaloglara rastlarsınız kitap boyunca.
    “Eğer insansanız bazı şeylere aşık olma zorundasınız. Mesela gülmeye, mesela güneşe, mesela amcamın nedensiz özverisine, mesela direnmeye, mesela marul gibi ekili şeylere, anlayacağınız aşık olmak için çok neden vardı ve bizler de iyi birer aşıktık.”
    Kitap kısa olmasına rağmen konular birbiri içine geçmiş durumda bağlantıları kurmak ta okur zorlanıyor. Ancak demini almış cümlelerin tadına varmak için yavaş okumakta yarar var.
  • Tugay Komutanı gür sesiyle aslan gibi gürlüyor türbinler sessizce ona bakıyordu . Bu sessizlik yavaş yavaş gergin bir hal almaya başlamıştı. Tugay Komutanı sahnenin önündeki masadan indi kalkmayın herkes yerinde otursun diyerek tirbunlere daldı . O tirbunlere dalıp kalkmayın diyince on koltukardaki albayindan tegmenine tüm rütbeliler koltukarında kaldı . Sadece yeniçeri tipli mavi bereli yakın korumalar onunla birlikte tirbunlere yürüdü . Tugay Komutan ı tirbunlere gidip askerle konuşmaya başladı.
    O andan sonra normal bir adam olmadığına ve ondaki bu Mehmetçik sevgisinin tavan yaptığına kaaanat getirdim . Bir askeri için bile tüm tugayı diken üstünde tutan bu adam adamın dibiydi. Bu hikayeyi niye anlatıyorum . Bir karı kız tavlama için genç rütbeliler arasında üniforma fiyakasi atan ve bu üniforma fiyakasina tav olan kızlar beni askerlikten soğuturken .Bir de Hava Kuvvetleri nin dört numarasının bu Mehmetçik sevgisi o gece benim Tuylerimi diken diken etmiş, askerlik seviyem tavan yapmıştı.
    Tugay Komutanı tekrar sahneye çıktı . Haftaya Mehmetçik 97-1 ile 368 lerin Tezkere eğlencesi var . Bu akşamda Beşiktaş maçı varmış .
    İzlemek isteyen kalsın diğerleri bölüklere dönebilir. Yarında mangal var .Gozlerinizden öperim hicbirinizi evladimdan ayrı görmüyorum . İyi Akşamlar. Tuğgeneral Bülent Tatkan
  • Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen, kemiren yaralar.
  • O an bu aydınlık, kımıl kımıl gökyüzünden önemli bir başka şey yokmuş gibi yeniden pencerelere çeviriyor yüzünü. "Eskiden bütün bunları görmüş değilim. Ve hiç de küçümsenecek şeyler değil bunlar. Bilmem ki, anne, insanın her şeye bu kadar dikkat etmesi ve böyle şükranla karşılaşması, neredeyse bilge... ister istemez tıpkı çocukluğundaki gibi adeta bilge birine dönüşmesi hasta olmasından mı? Bir yol üstlenilmiş rolden hiç dışarı çıkamıyor insan. Sen inanıyor musun geç olduğuna?"
    - "Geç mi Harald, ne için?"
    - "Başlamak için. Çocukluğun hemen ardından yeniden başlamak için. Bu üç yıl hiç geçirilmemiş ya da uzun süren bir hastalıkmış da, ben bu hastalıktan yavaş yavaş ayağa kalkıyormuşum gibi... Geç, değil mi?"
  • “ - Anne,anneeee!! Dışarı çıksana,Ne yapıyorsun? “
    Kadın heyecanlı ama korkusuz, titremeyen bir sesle kendisine arka koltuktan seslenen oğlunun sesini duyunca kendine gelir gibi oldu.Nedense beyaz ışık gibi yüzünü aydınlatan telefonuna bakıyor ,amaçsızca belki de korkunun verdiği içgüdüsel bir kendini koruma duygusuyla tuşlara basıyordu.Tok ve kısa bir kapı gıcırdaması sesini duymanın garipseme duygusu ile arabanın kapısını açabilmeyi akıl etti ve dışarı çıktı.Burnuna yanık metal kokusu geliyordu.
    Gecenin karanlığının tüm iyilik ve kötülükleri gizlediği saatte yol alırken bir anda bu kadar beyaz entarili ama esmer yüzlü adamlar nereden çıkmıştı..Serseri görünümlü ama insan psikolojisinden anladığı belli olan genç bir adam başını eğmiş ,kadına bakıyor ,ellerini yukarı aşağı yavaş yavaş oynatarak sakin ol dedikten sonra arap aksanı ile ‘İyi misin?İyi mi veledler?’ sordu.Kadın soru üzerine bilinçsiz bir bilinçle önce çocuklarına sonra kendisine bir şey olmuş mu diye irkildi ve telaşla çocuklarının dışlarına ve gözlerine bakarak içlerini kontrol etti..
    Karanlığın resmini yap deseler bu çarpışma anını resmedebilirdi..

    15.12.2018 /M.
  • Edmond Dantes, en mutlu olacağı gün suçsuz olduğu halde krala karşı ayaklanan Napoléon yanlısı bir casus damgası yiyerek bir komploya kurban gidiyor. Elinden bütün yaşamı çalınıyor ve İf Şatosu'nda bir hücreye kapatılıyor. Yıllar boyunca o hücrede sadece ona yemek getiren gardiyandan başka hiç kimsenin yüzünü göremiyor. Ve tam bütün umutlarını yitirip ölmek istediğinde duyduğu bir ses onun hayata
    bir kez daha tutunmasını sağlıyor.

    Bu kısımdan sonrası o kadar heyecan vericiydi ki, kitabı okumadım yuttum diyebilirim. Dantes kaçabilecek mi? İntikamını alabilecek mi? Onun öldüğünü düşünerek evlenen nişanlısını affedebilecek mi? Ve daha neler neler..

    Benim kitapta en sevdiğim yer ise Dantes ve hücre arkadaşı rahibin karşılıklı diyalogları oldu diyebilirim. Okuyacak arkadaşlarında o kısımlarda daha dikkatli okumasını tavsiye ederim.


    Ebru Ince'nin yapmış olduğu etkinlik sayesinde ilk defa onun tabiriyle kütük tarzında bir dünya klasiği olan bu kitabı okudum. Burdan ona teşekkürlerimi sunuyorum.
    Aslında "çok fazla sayfalı kitaplara" karşı önyargılarım vardı. Nedeni ise galiba biraz sabırsız bir karakter yapısına sahip olmam. Sohbet ederken bile karşımdaki insanın konuyu allayıp pullamasına katlanamayıp, direk sadete gelmesini arzu ettiğim için kitabı okurken ne kadar dayanabileceğimi düşünüyordum. Ama hiçte korktuğum gibi olmadı. Tamam dürüst olmam gerekirse kitabın beni etkisi altına almasıyla olayların gidişatını merak ettiğim için biraz hızlı okudum. Tabii bu da bana baş ağrısı olarak geri döndü. O yüzden siz benim gibi yapmayın. Tadını çıkara çıkara yavaş yavaş okuyun derim.

    Son olarak; Dumas beni etkileyici ve sürükleyici anlatımıyla kendine hayran bıraktı. Artık gönül rahatlığıyla bütün eserlerini okuyabilirim.