Şule Nur, bir alıntı ekledi.
 52 dk.

"Seni mesut edeceğime inansınlar ve senden, bunu sordukları zaman 'beni mesut edebilir' değil 'beni mesut edecektir' cevabı alsınlar."

Arif Nihat Asya’nın Sevgi Mektupları, Yavuz Bülent BakilerArif Nihat Asya’nın Sevgi Mektupları, Yavuz Bülent Bakiler
Halil İbrahim, bir alıntı ekledi.
58 dk. · Kitabı okudu

Canıma bir merhaba sundu ezelden çeşm-i yar
Öyle mest oldum ki gayrın merhabasın bilmedim
Ahmet Paşa

Yüzümün Çocukluğu, Said YavuzYüzümün Çocukluğu, Said Yavuz
Halil İbrahim, bir alıntı ekledi.
1 saat önce · Kitabı okudu

Saklarım gözümde güzelliğini
Her neye baksam sen varsın orda
Aşık Veysel

Yüzümün Çocukluğu, Said YavuzYüzümün Çocukluğu, Said Yavuz
~Aysar~, bir alıntı ekledi.
1 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Tekke ve Zaviyeler
"Öyleyse neden kapatıldı?" Diye soracak olursanız,tarihin cevabı açıktır: Çünkü Türkiye,yenilenmeyi ya da başka bir deyişle "çağdaşlaşma"yı,ruhuna çok da uymayan Batılı temellere oturtmuştu.

Harem, Yavuz Bahadıroğlu (Sayfa 217)Harem, Yavuz Bahadıroğlu (Sayfa 217)
~Aysar~, bir alıntı ekledi.
2 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Hatırlamamız gereken bir husus da şudur: Osmanlı'yı batırıp devlet adamlarının içinde "devşirme" devede kulak kabilindedir. Ne yaptıksa Biz kendi kendimize yaptık!

Harem, Yavuz Bahadıroğlu (Sayfa 207)Harem, Yavuz Bahadıroğlu (Sayfa 207)
Halil İbrahim, bir alıntı ekledi.
2 saat önce · Kitabı okudu

Anladım senden uzakta varılırmış sana
Adem'in aklını aşka sattığıdır

Yüzümün Çocukluğu, Said YavuzYüzümün Çocukluğu, Said Yavuz

Ağustos. Parasız yatılı sınavlarını kazanmışım, Niğde Lisesi’ne gideceğim. Evde misafir gibiyim artık. Havuzun kenarına oturmuş, biraz önce teveğinden kopardığım domatesi yiyorum. Havada, akşamhayır çiçeklerinin kokusu. Üzerimde açık mavi, kısa kollu gömleğim. Kot pantolonumu geçen sene almıştım, hakiki Vranjler! Tiril tirilim. Bozkırın insanın içini ürperten akşam rüzgârı, ayaklarımdan başlayarak yukarıya, tüm gövdemi dolanıyor ve sanki beni bir kez daha temizledikten sonra, başımın üzerinden yükselerek havaya karışıyor. Domatesin yakıcı tadını bir süre ağzımda gezdirdikten sonra, bahçeye girip bir tane daha koparayım derken açık hava sinemasından gelen şarkıyı duyuyorum. Şükran Ay’ın ‘Sevemedim Kara Gözlüm’ü çalıyor. Bu son şarkıdır, arkasından film başlar. Hızla caddeye çıkarak koşmaya başlıyorum. Gerçi önce, gelecek filmin parçaları filan gösterilir ama yine de yetişmeliyim.
Makinist Yavuz Abi elinde Tekel birası, kapının önünde birine bir şeyler anlatıyor. İyi, demek ki daha başlatmamış filmi.
Pek kimse yok bugün. Siyah-beyaz bir film başlıyor az sonra. Garip bir film. Bir adam var, boyacı. Bir kadının resmine âşık. Kadın, “Ne yapacaksın resmimi, işte karşındayım, beni sev” diyor. Adam, “Resminle arama girme” falan diyor... Sonra ikisi de ölüyorlar. Büyülenmiş gibi izliyorum filmi. Sinemadan çıkıp eve dönerken karanlık yollardan geçiyorum. İçimde tuhaf bir kıpırtı. Âşık olduğum kız geliyor aklıma. Sonra annem, babam. Abilerim. Aynadaki yüzüm ve giderek değişen gövdem. Hiç bilmediğim şeyler var sanki bu dünyada ve sanırım hayat, hiç de kolayca anlaşılabilir bir şey değil.
Ercan Kesal

Mehmet Güreli - umrumda
https://www.youtube.com/watch?v=4qWE4XbI9iY