• Bir âlem düşünürüm ezan sesinde
    Bir âlem, ötenin çok ötesinde
    Kimseler görmeden gidip diz çöksem
    Ağlasam caminin bir köşesinde.

    Yavuz Bülent Bakiler
  • Kaç defa çıkıp gittim,
    Buralardan yeminle.
    Ama her defasında,
    Geri döndüm seninle.
    Hangi düğüm çözülür;
    Nazla, sitemle, kinle?
  • En çok hoşuma giden kitapta 'izlemek' yerine 'seyretmek' kelimesini kullanılması oldu. Yavuz Bülent Bakiler bu konuyu Sözün Doğrusu adlı çalışmasında çok güzel izah etmiştir. Hareket halinde olan şeyler 'izlenir'. "Ona fark ettirmedin, onu arkadan gizlice izledik, gittiği her yere gittik." Seyretmek(seyir etmek) , bir şeyi takip etmeden, hareketsizce ona odaklanmak. "Herkes sessizce televizyon seyrediyordu."
    .
    .
    Günlük yaşamı edebiyata ustaca yansıtmış. Tek tek hiçbir ayrıntıyı atlamadan okuyucu olayların içinde yaşıyormuşçasına anlatmakta yazar. Balzac, tasvirin ustası;Pamuk da bu edebi anlayışa sadık kalarak gerek cansız nesnelerin tasviri olsun, gerek karekter tasviri olsun bunu ustalıkla yapmıştır. Bazı yerlerde  yazar konuyu gereksiz anlatımlar zenginleştirmeye çalışmış gibi geldi. Bu gereksiz anlatım kitabın yarısından sonra beni inanılmaz şekilde sıktı. Ama bir gayret ne olacak derken şiddetli anlatımlar yerine artçı anlatımlarla anlatımı sürdürüyor. Belli bir noktadan sonra sıkılmak yerini sanatsal anlatımın keyfini okuyucuya veriyor anlayacağınız sizi edebiyata doyuruyor. . Post-modern anlafımı ustalıkla sergilemektedir yazar.
    .
    .
    Kitap  cinsel tema ve aşk acısı üzerine temellendirilmiş. Konu cinsellik olarak sunulurken insan tabiatından uzaklaşarakar nesne tabiatına kaymıştır. Bedensel hazların çekiciliği silikleşirken maşuğun fiziksel özellikleriyle birtakım anlamlar çıkarılmaya başlanmıştır. Merhamet apartmannı yaşam alını olmaktan çıkıp kullanılmayan, atmaya kıyılamayan kıymetli eşyaların toplandığı yer ve bir geçmişi olan eşyalarla kurulan duygusal bağ. Kemal ile Füsun ilk bu dairede birbirlerine ait olmuş ve araya giren ayrılık ve onca yıl yaşanılanlar burada biriktirilmeye başlanmıştır, tıpkı daha öncekiler gibi. Pamuk, burada daireyi biri metafor olak kullanmış. Birinci kişi ağızdan anlatılan olaylar geçmiş olayları bugünkü gibi okuyucuya aktarmakta. Leyla ile Mecnun hikayesinden yola çıkan yazar Füsun'le tensel temasın yerine, Füsun'un dokunduğu eşyaları birer birer evden aşırarak Merhamet apartmanında tıpkı Füsun'a dokunur gibi eşyalara dokunmakta. İçtiği tüm sigaralırın izmaritlerini toplamakta çünkü her birinin söndürülüşünde ayrı duygusal tepkiler var-sinirli, dalgın, öfkeli, duygusal, umutsuz vb. - hepsinden de önemlisi Füsun'nun dudaklarına temas etmiştir bu izmaritler. Bu arada Freud'un psikanaliz tekniğinide ilme ilmek paraglaflara işlemiş yazarımız. Üslüp oldukça anlaşılır ve anlatım akıcı. 1970'li İstanbul'unda zengin, fabrikatör çevrede yaşayan insanların yaşamları eğitimden eğlenceye, siyasetten askeri darbeye kadar genişçe bir açıdan ele alınmıştır. Özellille de sosyete hayatı ronik bir şekilde anlatılmaktadır. Tarihi zaman ve konu kendi içinde öyle bir harmanlanmış ki bu da okuyucu üzerinde derin bir iz bırakmakta. Kitap bana gölgelenmeyi anımsattı. Nasıl mı? Bir yanımda Vadideki Zambak, bir yanımda Kürk Mantolu Madonna, bir yanımda Anayurt Oteli, bir yanımda Aşk-ı Memnu, bir yanımda Eylül romanının hafif hafif esintilerini hissettim.
    .
    .
    Nişanlanmak üzere olan Kemal nişanlısı Sibel'in Şanzeli butiğin vitrininde görüp beğendiği çantayı, nişanlısına sürpriz olsun diye almak için butiğe girip Füsun'la karşılaşmasıyla başlar. Füsun uzaktan akrabaları olan hem de  annesinin terzisi olan Nesibe Hala'nın kızıdır. Füsun çocukluk anılarından farklı olarak artık büyümüş, çekici bir genç kız olmuştur. Merhamet apartmanında başlayan tensel yaklaşmayla Kemal gitgide başka bir aşk duygusuna yelken açmıştır. Nişanlandığı gün Füsun'u son kez görür ve Füsun bir anda ortadan kaybolur. Kemal onu aylarca Merhamet apartmanının dairesinde bekler ama o gelmez.  Bir yanda Sibel bir yanda Füsun vardır. Sibel'le olan beraberlik biter çünkü Kemal deli gibi Füsun'a aşıktır. Nişan günü ortadan kaybolan Füsun, bir buçuk sene sonra Füsun'nun arkadaşı Ceyda aracılığıyla ona mektupla ulaşır ve bir araya gelirler ama Füsun beş ay önce ona çocukluğundan beri aşık olan Ferudun ile evlenmiştir. Artık Füsun başka bir insanın eşiydi. Bahane üstüne bahane bularak Füsun 'lara girip çıkmaya başlar Kemal. Olaylar bu ev ve aile çevresinde derinlemesine anlatılmaktadır okuyucuya.
    .
    .
    Füsun'a ait olan eşyalarla oyalanarak onu hayatanda yaşayan aşk acısı çeken Kemal.
  • "Vatan için ölmek de var
    Fakat hakkın yaşamaktır !"
  • https://www.youtube.com/watch?v=yjsnfXiFcKI

    Şaşırdım Kaldım İşte, Bilmem ki Nemsin?

    Sözde senden kaçıyorum
    Dolu dizgin atlarla...
    Bazen sessiz sevdâsın
    İpekten kanatlarla...
    Ama sen hep, bin yıllık bilenmiş inatlarla
    Karşıma çıkıyorsun,
    En serin imbatlarda...

    Adını yazıyorum
    Bulduğum fırsatlarla,
    Yüreğimin başına noktalarla, hatlarla
    Başbaşa kalıyorum sonunda heyhâtlarla.
    Sözde senden kaçıyorum,
    Dolu dizgin atlarla...

    Ne olur bir gün beni
    Kapından olsun dinle!
    Öldür bendeki beni,
    Sonra dirilt kendinle!
    Çarpsam kara sevdâyı
    En azından yüzbinle,
    Nasıl bağlandığımı
    Anlarsın kemendinle...

    Kaç defa çıkıp gittim
    Buralardan yeminle!
    Ama her defasında,
    Geri döndüm seninle...
    Hangi düğüm çözülür,
    Nazla, sitemle, kinle?..
    Ne olur bir gün beni
    Kapından olsun dinle!..

    Şaşırdım kaldım işte,
    Bilmem ki nemsin?
    Bazen kız kardeşimsin,
    Bazen öpöz annemsin.
    Sultanımsın susunca,
    Konuşunca kölemsin!
    Eksilmeyen çilemsin...
    Orada ufuk çizgim,
    Burda yanım yöremsin!
    Beni ruh gibi saran,
    Sonsuzluk dâiremsin...
    Çaresizim çaremsin!
    Şaşırdım kaldım işte!
    Bilmem ki nemsin?..

    Yavuz Bülent Bâkiler
  • Dünyada büyük bir Türk milleti vardır, olmuştur, olacaktır ve bu milletin varlığına ve geleceğine hiçbir kuvvet engel olamayacaktır.
  • "Söz ola kese savaşı
    Söz ola bitire başı
    Söz ola oğulu aşı
    Bal ile yağ eder bir söz."