• 191 syf.
    Yazar Hakkında Eric Hoffer’in hikayesi, adeta roman ve filmlere konu aranmasına gerek kalmayacak kadar fantastik bir hikaye.. 6 yaşta annesini kaybeder Eric Hoffer, akabinde ise bir kaza sonucu hem hafızasını hem de gözlerini kaybeder. On beş yaşına geldiğinde mucizevî bir şekilde, görme yeteneğine birdenbire kavuşmuştur. Okula gitme imkânı bulamamış olan Hoffer, tekrar görebilmenin heyecanıyla büyük bir okuma açlığı taşır ve hiçbir zaman da doyuramamıştır bu açlığı. Özellikle Dostoyevski’nin Budala isimli eseri -Hoffer kör iken bir gün babasının “Bu budala çocuktan ne hayır gelir ki” dediğini hatırlattığından bahsedermiş- ve Denemeler adlı eseri önemli bir yer tutmuş hayatında. Eric okuduğu kitapların sentezini yaparak kendi düşüncelerini oluşturup, kitaplardan çıkardığı notları evinde biriktirip yine aklına gelen düşünceleri küçük kâğıtlara not ederek böylece, farkında olmadan kitle hareketlerinin yapısına ışık tutan Kesin İnançlılar isimli eserini oluşturmuş. Asıl ilginç olanı da şudur ki Eric Hoffer bu konularda hiçbir eğitim almamış fakir bir hamaldır ama onun parlak zekasının böylesine en ağır şartlarda bile kendini gösterip belli etmesi, yoğun sistemli şuurlu okumalarının akıllı bir insanı yükseltilebileceği kavrayış seviyelerine sahip olması ilkokul yüzü bile görmemiş bir hamalı dünyanın en önemli üniversitelerine hoca yapmasına engel olmamıştı. Bizimde bu saygı değer insanın hayatından çıkarılabilecek birçok derslerimizin olduğu aşikar.
    “Tarihte büyük eser yaratan kişiler, hep büyük şehirlerde ortaya çıkmışlardı. Yaratıcı kişiler köyde, ormanda, kırda, dağ başlarında ortaya çıkmıyorlardı. Nasıl çıksın ki; yabancı şeylerin hoş karşılanmadığı ortamda ne yaratılabilir ki? İnsan şehirde insanlığını bulmuştur. Şehir olmaksızın insan da bir şey değildir. Ancak ne var ki insanı kokuşturan, dejenere eden de şehirdir. Eğer biz şehirlerimizi yaşayabilir ve yaşanabilir kılmazsak bazı büyük ulusların ölümünü görebiliriz” diyordu Hoffer. Bir toplumun ilerlemesi ve kendi yararına yönetilmesi için anlı şanlı liderlere hiç de ihtiyaç bulunmadığına inanıyordu. Toplum pekâlâ kendi kendini yönetebilirdi.

    Eric Hoffer, Kesin İnançlılar adlı kitabında kitle anatomisini, bu hareketlere katılanların sosyal psikolojik durumlarını ve söz konusu hareketlerin sosyolojisini incelemiş. Kitapta; Bir kitle hareketinin başarılı olmasının koşulları nelerdir? Fanatizm nedir, fanatik insan kimdir ve amacı nelerdir? Acaba, hayal kırıklığı ile taklitçiliğe eğilim arasında bir ilişki var mıdır? Kimleri hangi sebeplerle taklit edilir, bu taklit sonucu benlikte bir değişim veya asimile olma durumu söz konusu mudur? Taklitçilik sorun çözmede işe yarar mı? Liderlerin kitle hareketinde başarı sağlaması için ne gibi yeteneklere sahip olması gereklidir? Atatürk, Gandhi, Churchill, Çan Kay Şek, Hitler, Stalin, Lenin, Trokçi, De Gaulle, Mussolini, Nehru, Lincoln vd. liderlerin başarı ve başarısızlıkların nedeni nedir?
    Ordu ve kitle hareketleri arasındaki benzerlikler ve ayrılıklar?
    Hayal kırıklığına uğrayan üniveriste çağındaki gençler, başarısızlar, yoksullar ve servetini kaybetmiş kişilerin devrim potansiyeli nedir?gibi daha birçok sorunun cevabı eserde yer almaktadır. Yazar kitabta kitle hareketlerinden bahsetmiş aktif dönemi üzerinde durmuş ayrıca yine bu döneme karşın eleştirilerini de dile getirmekten çekinmemiştir bu aktif dönemin üzerindeki etksinden hoşnutsuzluğunu birçok itici ve kısır yönlerini ele almıştır. Ayrıca Kesin İnançlılar kitabında Wilhelm Reich’ın uzun yaşam ve acı deneyimlerinden damıtılmış, kendi gerçek ihtiyaçlarının bilincine varamayan ve artık zalimce kendi kendilerini mahveden insanlara yöneltilmiş sarsıcı çağrısını konu edinen Dinle Küçük Adam adlı kitabının akla gelmesi oldukça muhtemel.“İnsanoğlu büyük adam olmak için hevesle doludur fakat bir gün anlarki sadece küçük bir adamdır, mutlu olmak için hevesle doludur fakat bir gün anlarki sadece mutsuzdur, mükemmel olmak için büyük hevesler taşır fakat bir gün anlarki sadece kusurlarla doludur, insanlar tarafından sevilen ve sayılan bir kimse olmak için devamlı ümitler taşır fakat bir gün anlarki kusurlarından dolayı sadece insanların hoşgörüsüne muhtaçtır”. Hoffer’ın bu sözleri Dinle Küçük Adam adlı eserini hatırlatıyor. Reich’ın küçük adama Wilhelm Reich’ın seslenirken söylediği sözlerle Hoffer’ın bu adamları betimlemeleri arasındaki paralellikler mevcuttur. Bu yönüyle bu iki kitabı birlikte okumak kitleyi oluşturan çoğu “küçük adam”ları ve kitlenin anatomisini anlamayı kolaylaştırıyor.

    Eserin çok yalın bir dili var. Kitap kitle hareketlerinin sosyolojisini, sosyal psikolojisini incelemek gibi zor bir işe girişmesine rağmen, bunu çok yalın ifadelerle, kolay anlaşılır cümle örgüsüyle okuyucuya sunuyor. Yazarın dilinin bu kadar etkili olması, Montaigne’nin “Bütün söylediklerim karşılıklı bir sohbettir ve hiçbiri öğüt niteliğinde değildir. Bu kadar serbestçe konuşabiliyorsam bu, başkalarını kendime inandırmak zorunda görmediğim içindir” şeklindeki sözleriyle telif edilebilir.

    Kitabın İçeriği
    Dört bölümden oluşan kitabın birinci bölümünde “Kitle Hareketlerinin Çekici Yönü” incelenmiş. Bu bölümün alt başlıkları Değişiklik İsteği, Başka Bir İnsan Olma İsteği, Kitle Hareketleri Arasında Transfer’den oluşmaktadır. Kitabın ikinci bölümünde Hoffer “İnanç Değiştirmeye Hazır Kişiler”in psikolojisini, bilinç ve zihin yapısını analiz ediyor. Kitabın üçüncü bölümü “Birlikte Hareket Ve Nefsinden Fedakârlık” adını taşıyor. Burada Hoffer Fedakârlığı Arttıran Faktörler, Kolektif Bir Topluluğun Kimliğini Taşımak, Şimdiki Zamanın Gözden Düşürülmesi, Henüz Var Olmayan Şeyler, Doktrin (Öğreti), Müfritlik (Aşırılık), Kitle Hareketleri ve Ordular, Birleştirici Faktörler, Taklitçilik, Liderlik, Şüphe gibi önemli konular üzerinde sosyolojik, yerine göre felsefik analizler yapıyor. Kitabın dördüncü ve son bölümü “Başlangıç Ve Sonuç” adını taşıyor. Hoffer bu bölümde Söz Ustaları, Elverişli Eylem Adamları, İyi ve Kötü Kitle Hareketleri, Aktif Dönemin Nahoşluğu ve Kısırlığı, Aktif Dönemin Süresini Belirten Faktörler, Yararlı Kitle Hareketleri gibi konuları inceliyor.

    Alıntılar
    Eserde geçen “Modern çağda milliyetçilik, kitle heyecanının en yoğun ve en sürekli kaynağıdır” ifadesi oldukça makul görünmektedir. Özellikle Türk ırkında bunu gözlemlemek daha mümkündür. Türkler, vatan ve millet sevdalısı insanlardır. Bu konuda bir tehlike sezdikleri an tek yumruk haline gelmeyi iyi bilirler.
    *“Her kitle hareketi, bir bakıma bir göçtür yani vaat edilene doğru bir yürüyüştür. Kitle halindeki göç, bir hareketin birliğini ve maneviyatını güçlendirir.” yaklaşımı çok yerindedir. *“Atılanlar ve itilenler, çok kere bir ulusun geleceğinin hammaddesini oluştururlar.” Çünkü bu tipler ya toplum kendilerini dışladığı için ya da kendileri toplumdan uzak durdukları için yeni bir şeyler yapma arzusunda olurlar ve ortaya çok çeşitli fikirler çıkar. Bunlar pratiğe döküldüğü zaman belki de o toplumun geleceğini aydınlatacaklar, bir gelişmişlik kazandıracaklar.
    *“Birçok şeye sahip olduğumuz halde, daha fazlasını istediğimiz zamanki hayal kırıklığımız, hiçbir şeye sahip olmayıp bazı şeyler istediğimiz zamanki hayal kırıklıklarımızdan daha büyüktür.” Bu söz çok doğrudur. Hiçbir şeye sahip olmadığımızda o olmayan şeyin tadını zaten almamış oluyoruz. Nasıl bir şey olduğunu bilmediğimiz için hayal kırıklığı doğal olarak az olur. Ama zaten o elde etmiş olmanın hazzını bir kere yaşadıysak onun oluşturacağı hayal kırıklığı çok daha fazla olur.
    *Şu ifade de oldukça ilginçtir: “Eşitlik arzusu, bir bakıma kişiliğini gizleme (anonimite) arzusudur.” Bu bağlamda kesin inançlı şöyle düşünecektir: “Herkesin benimle eşit olmasını istiyorum ki bende ortaya çıkan bir değişiklik göze batmasın, herkes benim gibi olsun.”

    Kitle hareketlerinin “kesin inançlı” kişiyi çevresinden, ailesinden tamamen kopardığı tahmin etmesi zor olmayan bir gerçektir. Öyle olması gerekir ki kişi, harekete kendini tamamen adasın, hiçbir dış kuvvet onu etkilemesin. Amaç budur. Bergson’un şu sözü çok anlamlıdır: “Bir inancın gücü, dağları yerinden oynatmasından değil, yerinden oynatılacak dağları görmemesinden belli olur.”
    “Bir öğretinin etkili olabilmesi için anlaşılmaz fakat inanılır olmalıdır” ifadesi ile Tertullian’ın müntesibi olduğu Hıristiyanlık dini için söylediği “Saçma olduğu için inanıyorum” cümlesi arasında mantıklı bir ilişki olsa gerektir. Kitle hareketinin istediği insan tam anlamıyla homojen ve elastiki tiptir. Bu insan ihtiras dolu olmalıdır.
    *“Genellikle, bir şeyi sevdiğimiz zaman, o şeyi bizimle beraber sevecek taraftarlar aramayız; Aksine, sevdiğimiz şeyi seveni rakip ve saldırgan olarak görürüz. Fakat bir şeyden nefret ettiğimiz zaman, aynı şeyden nefret eden taraftarları daima ararız.” çıkarımı da belki çoğumuzun tecrübe ettiği veya şahit olduğu durumlardan birisidir.
    *Eserde Pascal tarafından söylenmiş olan “Bütün heyecanlarımız, bağlılıklarımız, ihtiraslarımız ve umutlarımız analiz edildiği zaman, içinde nefret bulunduğu görülür.” sözünün doğru kabul edilmesi güç görünmektedir. Öyle ya bu duyguların kaynağında nefret nasıl barınabilir ki? “Kendi kendimiz olmak bizi ne kadar az tatmin ederse, başkaları gibi olma isteğimiz o kadar güçlü olur.” Bu bağlamda kitle hareketlerinde taklitçilik önemli yer tutar.

    Eric Hoffer’in bu kitabı, kitle hareketlerinin anatomisini gösteren bir “baş yapıt” niteliğinde. Eser, her ne kadar kesin tonlu ve aşırı genellemelerden oluşsa da, iddialarının kuramsal olarak sadece “açıklama”dan ibaret olduğunu tanımlayıcı olmadığını düşündüğümüz zaman, eserin üst bir kavrayışın ürünü olduğu sonucuna varabiliriz. Sonuç olarak hacim itibariyle küçük, ancak içerik itibariyle bu devasa eserin toplumda erdemli bireylerin çoğalmasına, toplumsal normlarının yasaklayıcılıktan çok, düzenleyiciliğe yönelik olmasına katkı sağlayacağı beklenir. Hoffer’ın kitabını okuyup bitirdikten sonra insanın, Reich’ın eserini bitirirken söylediği bir dönemin buyurganlarının, aç ve açıkgözlülerinin, “Kutsal sözcükler ektim yeryüzüne… Çok geçmeden anlı şanlı krallar, kuru güz yaprakları gibi savrulacak.” yazgısıyla karşılaşacaklarına olan inancı güçleniyor.
    Yararlandığım ve faydalı gördüğüm bol bilgili; video ve değerlendirme linklerini bırakıyorum ve bu değerli eseri okumak isteyenlere, okuyacak olanlara ve okuyanlara keyifli okumalar dileyerek incelememi sonlandırıyorum.

    Biraz uzun bir inceleme oldu ne yazıkki farkındayım ama hakkında yazılacak o kadar çok kelime vardı ki kısaltamadım yine de sonuna kadar okumuş olan arkadaşlar varsa da onlara ayrıca teşekkürlerimi iletiyorum sağlıcakla kitapla kalınız:)
    https://www.youtube.com/watch?v=2izGlkOYmEE
    https://www.marmarailahiyat.com/...a-bir-degerlendirme/
    https://dergipark.org.tr/.../article-file/213306
  • Bir yapıt açık, kesin, belirli bir düşünceyi içermelidir. Belirli bir amaç olmadan yola çıkarsanız ya yolunuzu şaşırırsınız ya da yeteneğiniz yok eder sizi.
    Anton Çehov
    Sayfa 24 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
  • 200 syf.
    ·15 günde·Beğendi·7/10
    Bu türde ilk okuduğum kitap beğendim yazarın, yazar olmak isteyenlere iyi kılavuz yapabilecek bir eserdir. Bazı yerlerini hiç ama hiç beyenmedim lakin tüm olarak bakacak olursak güzel bir eser bir ara banada yazma isteği uyandıran bu eser belki okurlarından çok ama çok iyi yazarlar ortaya çıkarabilir. Bu hikayeden her kesin ne istiyorsa onu yapması gerektiğini anlatan biraz liseli tarzı bir kitap. İki kişinin arasında geçen konuşma şeklinde yapması okurun canını sıkmadı. Çoğu bilginin de bulunduğu öğüt verici bir eserdir. Eğer ki birşeyler yazmaya niyetiniz versa yani "makale, deneme, öykü, hikaye hatta roman" bu eser size çok faydası olacaktır.
  • 243 syf.
    ·8 günde·Beğendi·10/10
    Öğretmenler ve öğretmen adayları için bildiri niteliğinde bir kitap. Sayfalarca not çıkartarak okudum. Ufkumu açtı adeta. Kuru kuru öğüt vermek için yazılmamış , fark edersiniz.. Yazar içten, bildiklerini paylaşmış ve tek derdi yeni nesil..
    "Önce insan, sonra öğretmen" olmak isteyenlere... şiddetle tavsiyemdir.