A. Turan Oflazoğlu

A. Turan Oflazoğlu

YazarÇevirmen
8.4/10
37 Kişi
·
128
Okunma
·
10
Beğeni
·
1.938
Gösterim
Adı:
A. Turan Oflazoğlu
Unvan:
Türk Oyun Yazarı, Şair, Eleştirmen
Doğum:
Adana, 1932
Turan Oflazoğlu, (d. 1932, Adana), Türk oyun yazarı, şair, eleştirmen.
İstanbul Üniversitesi, İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde ve Felsefe Bölümü'nde eğitim gören Oflazoğlu, ABD'ye giderek burada tiyatro üzerine çalışma ve araştırmalar yaptı. Oyun yazarlığı konusunda eğitim aldı. 1967 yılında Amerika'da ilk oyunu olan Keziban`ı yazan sanatçı, yazdığı oyunların konularını genellikle tarihe dayandırmakla birlikte, tarihi incelemeye yönelik değil, karakterlerin kişilik ve iç dünyalarını yansıtmaya önem verdi. Ayrıca bir çevirmen olan Oflazoğlu, oyunlarıyla çeşitli ödüller kazandı.
İkiz varlıklardır kadınla erkek. Biri karanlıkta kaldıkça, öbürü hiçbir zaman tam aydınlanamaz. Türk kadını, Türk erkeğiyle birlikte varacaktır uygarlık ışığına.
Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,
Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.
Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,
Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,
Değil mi ki ayaklar altında insan onuru,
O kızoğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,
Ezilmiş, horgörülmüş el emeği, göz nuru,
Ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,
Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,
Değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,
Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,
Değil mi ki kötüler kadı olmuş Yemen' e
Vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama,
Seni yalnız komak var, o koyuyor adama.
OSMAN
Ulu atamız Fatih'in koyduğu yasayı hatırla:
"Torunlarımdan her kime saltanat nasip olursa, dünyanın düzeni uğruna...

MEHMET (tamamlar).
"...kardeşlerini öldürebilir." Osman, kıyma bana!
OSMAN
Yeryüzünün en güçlü devleti,
en zengin ülkesiyiz sözde.
Açlıktan ölenlerin bulunduğu bir ülkede
şölenler düzenlenip tıka basa yeniyorsa,
çıplakların titreştiği bir yerde
kürklere sarınanlar olabiliyorsa;
ve bütün bunlardan sorumlu olan kişiye
cihan padişahı diye alkış tutuluyorsa
yazıklar olsun o padişaha da ona alkış tutanlara da!
Önümüze konmuş bir mermer kütledir kader.
Umutsuzluğa kapılıp bakakalmak da bize bağlı,
ondan bir zafer anıtı yontmak da.
O güneşler fırıl fırıl dönerek arar seni
Raksa başlayamaz evren bulmadan onlar seni

Hayallerinle parlayınca göklere sığmaz da
Alev kısar bu can duymadığı zamanlar seni

Aklın buz çöllerinde yitenler anlamaz elbet
Ancak onlar, ateşte yaşayanlar, anlar seni

Şevk ışıklarıyla yenilenir dünya rengarenk
Gülüyle, bülbülüyle düşündükçe bahâr seni

Dünyanızla beraber düşmekteyiz ya, boşluğa
Sesin de var aynı boşşukta, sevmek de seni

Bir çağ gelir ki anarlar bu Gâlib'i demişsin
Neyi anmaktayız biz andığımız kadar seni"
A. Turan Oflazoğlu
Şeyh Galib'in hatırasına ithafen
Nietzsche’ye göre insan hayvan ile kendi ürettiği üstinsan kavramı arasında kalmış bir varlıktır.
Zerdüşt ile üstinsana ait kavramları, yaşam amacını insanlara öğretmeyi hedefliyor. Geçmiş ile gelecek arasında sıkışan insan ruhunu serbestliğe ulaştırıyor. Kendi tabiri ile bilgelik şarapları ikram ediyor insanlara.
Kitapta A. Turan Oflazoğlu(Çeviren)'nun önsözü ve "Hölderlin Üzerine" adlı denemesi yine M. Heidegger' in "Hölderlin ve Şiirin Özü:Beş Kılavuz Söz" adlı incelemesi gibi ön metinlerin bulunması Hölderlin şiirlerine dalışı kolaylaştırır.(Sanırım yalnızca İz yayıncılıkta baskısı var)Ozanın tüm şiirlerinde rastlayabileceğimiz bir motif Antik Yunan kültürüdür. Ozanı tanımak adına mitoloji bilgisiyle okunursa şiirler daha verimli bir anlayış sağlanacağı düşüncesindeyim. Ancak Hölderlin "ara" da olan bir ozandır. Bahsettiği gibi Göklü ile Yerli arasında cereyan eden akımın içindedir o. Bu nedenle yunan mitologyası şiirinin merkezindedir.

Kişisel tarihine biraz değinecek olursam;
Hölderlin 1795 yılında bir dostunun aracılığıyla bir bankerin oğluna eğitmenlik yapmaya başlar ve bir süre sonra bankerin eşi Susette'ye aşık oluyor, Susette'de ona. Ancak müstahdem de Hölderlin'e tutulmuştur. Aşkına karşılık bulamayınca müstahdem, Hölderlin ve Susette arasındaki bu kabul edilemez aşkı bankere söyler. Böylece Hölderlin ve Susette bir süre mektupla sürdürürler aşklarını. Ancak Susette bir süre sonra ölür. Ardından ozan şifozren olur ve şiirden uzaklaşır. Kimileri için Hölderlin'in bu patolojiye yakalanmasında Susette'nin ölümü bir katalizördür ve ozanın bu aşkla birlikte gerçek ozan olduğu düşünülmüştür.Ancak şizofreni için erken travmatik yaşam deneyimleri de büyük rol oynar. Nitekim ozanın geçmişi kayıplarla doludur. Öz babasını kaybettikten bir süre sonra annesi yeni bir eş bulur yaklaşık yedi yıl sonra da ikinci babasını kaybeder Hölderlin(9 yaşında) . Daha sonra manastıra girer ve 1787'de(onyedi yaşında) nişanlınır ama 1790 da nişanı bozar. Ardından Elise Lebret adında bir kadına aşık oluyor ancak kimi durumlardan ötürü evlenemeyeceğine karar veriyor.

Ozan patolojinin ardından 1806'da bir kliniğe yatırılır. Ertesi yıl ise bir marangoza yaşamının sonuna değin emanet ediliyor(36yıl, bu süreci merak ediyorum).Ve 1843'de yaşamdan ayrılır.

Çağdaşları tarafından pek üzerinde durulmuyor Hölderlin'in. Çünkü çağın havası rasyonalist bir tutum içindedir ve ozan Antik Yunan'ın özlemi içerisinde dizelerini oluşturur. Ancak 20.yy başlarında keşfediliyor. Rilke, Hermen Hesse, Vernon Watkins etkilediği sanatçılardan birkaçıdır.
Benimdi dünyanın güzel şeyleri zevk almaya
gençlik saatleri, ne kadar uzakta.
Uzakta Nisan, Mayıs, uzakta Temmuz;
artık hiçim ve yaşarım kayıtsızca.
_Friedrich Hölderlin

Kalbi delip geçiyor yazdıkları...
Biyografik oyun denilince aklımıza Turan Oflazoğlu geliyor. Genç Osman oyunu malum padişahın hazin öyküsünün sahneye iyi bir şekilde uyarlamasıdır.
Üniversitede edebiyat hocamız bu kitap üzerine bir çalışma istemişti bizden kitabın adını ilk o zaman duymustum fakat okumaya başlayınca beni gerçekten çok etkilemişti.Özellikle şiirsel diliyle cok özgün bir eser.Herkese tavsiye ederim.
Sadece vakit geçsin diye okunmamalı. Turan Oflazoğlu bunları neden yazdı ? Kim neden var ve neyi temsil ediyor? Bunlar üzerinde düşünülerek okunmalı.
Tarihi bir eser değil tiyatro çerçevesinde yazılmış bir eserdir.

* Seni kuşandım Kösem. Sana karşı. *

Yazarın biyografisi

Adı:
A. Turan Oflazoğlu
Unvan:
Türk Oyun Yazarı, Şair, Eleştirmen
Doğum:
Adana, 1932
Turan Oflazoğlu, (d. 1932, Adana), Türk oyun yazarı, şair, eleştirmen.
İstanbul Üniversitesi, İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde ve Felsefe Bölümü'nde eğitim gören Oflazoğlu, ABD'ye giderek burada tiyatro üzerine çalışma ve araştırmalar yaptı. Oyun yazarlığı konusunda eğitim aldı. 1967 yılında Amerika'da ilk oyunu olan Keziban`ı yazan sanatçı, yazdığı oyunların konularını genellikle tarihe dayandırmakla birlikte, tarihi incelemeye yönelik değil, karakterlerin kişilik ve iç dünyalarını yansıtmaya önem verdi. Ayrıca bir çevirmen olan Oflazoğlu, oyunlarıyla çeşitli ödüller kazandı.

Yazar istatistikleri

  • 10 okur beğendi.
  • 128 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 152 okur okuyacak.