A. Vahap Akbaş

A. Vahap Akbaş

8.5/10
2 Kişi
·
15
Okunma
·
5
Beğeni
·
1.039
Gösterim
Adı:
A. Vahap Akbaş
Unvan:
Türk Şair, Yazar, Öğretmen
Doğum:
Batman, 1954
Batman'da 1954 yılında doğdu. Batman Lisesi’ni ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü (1977) bitirdi. Çorlu'da 1977–1985 yılları arasında öğretmen, 1985–1993 yılları arasında da Millî Eğitim şube müdürü olarak görev yaptı. Çorlu Mehmet Akif Ersoy Anadolu Lisesi’nde öğretmenlik yaparken kendi isteğiyle 2001 yılında emekli oldu.

A. Vahap Akbaş’ın ilk yazısı Hisar dergisinde (1978) yayımlandı. Şiir ve yazıları Türk Edebiyatı, Mavera, İslâmî Edebiyat, Kandil Çocuk, Gül Çocuk, Selâm, Düş Çınarı, Yağmur, Umran, Külliye, Berceste, Gonca, Yeni Devir, Türkiye gibi dergi ve gazetelerde çıktı. Nisan Bulutu (15 sayı, 1993–1994) dergisinin genel yayın müdürlüğünü yürüttü.

Şiir, roman, hikâye, deneme, inceleme, sadeleştirme, fabl ve antoloji türlerinde eserlere imza atan Akbaş, 1982 yılında “Efgan” adlı kitabıyla Türkiye Yazarlar Birliği’nce “yılın şairi” seçildi. “Alevler ve Güller” ile Sedat Yenigün Roman Yarışması’nda ikincilik (1984); “Kuş Olsun Yüreğim” ile Türkiye Milli Kültür Vakfı-Gökyüzü Yayınları Çocuk Şiirleri Yarışması’nda (1987) üçüncülük ödülü aldı.
Emin, anılarında at üzerinde gezinirken bir şehit çocuğuna su sıçrattığı için esaslı bir tokat yediğini söyler. Bu, şehit çocukları, kimsesizler, vatana hizmet edenler söz konusu olunca kendi çocuklarının ikinci planda kaldığını göstermektedir.
Mehmed Akif yaşadığı dönemde de günümüzde de çoğunlukla peşin hükümler ile değerlendirilmiş, buna göre takdir edilmiş ya da kötülenmiştir.
Şu siyasetten, siyaset sözünden, siyaset manasından, siyaset sözünün ağızdan çıkan her harfinden, siyaset namına içten gelen her hayalden siyasetin anıldığı her yerden, siyasetten bahseden yahut siyaseti öğrenen yahut siyasetle aklını bozan yahut siyasetle akıllılaşan herkesten, siyaset kelimesinin kökünden ve o kökten çıkan iştikakların hepsinden Allah'a sığınırım..
Akif'in dünya görüşünü paylaşmayanlar, onu gerektiği gibi okuyup inceleme zahmetinde girmeden gerici, yobaz, inkılap aleyhtarı, medeniyet düşmanı diye yaftaladılar.
Evindeki tek kilimi, üstündeki tek ceketi bir muhtaca verebilecek kadar eliaçık ; dört çocuğun yanına vefat eden arkadaşımnın dört çocuğunu da alarak onlara bakacak kadar sözüne sadık ve merhametlidir..
Mehmed Akif.. Kelimeler yetmez bu ismi anlatmaya. Ona bağlılığım her şeyden, herkesten fazladır. Bilmem kaçıncı kitap oldu hakkında okuduğum ama asla doymadım. Yüreği güzel olana nasıl doyulur?

Mehmed Akif 'in gençlik yıllarından başlayan kitap torunlarının doğumuna kadar gitmekte. Ee torunlar doğduktan sonra da "DEDEM MEHMED AKİF" kitabı okunur. :) Kitaba dönersem. Kitapta yer yer anılardan yararlanılmış. Özellikle Mithat Cemal Kuntay anılarından. Zaten Mehmed Akif ile ilgili hangi kitabı okusam daima Mithat Cemal çıkıyor karşıma. En yakın arkadaşı olmasından kaynaklanıyor galiba bu durum.

Her kitap farklı bir Mehmed Akif ile tanıştırdı beni. Lâkin en çok üzen anı ise şu oldu:
"İki genç kız, lise çağındalar sanırsam, ellerinde gazete okurken, birisi dönüp diğerine dedi ki :
Mehmet Akif ölmüş. Diğeri ise daha acı bir cevap verir. O cevap şudur:
" O kim ki? "
" İstiklal Marşı yazarı diyen gazete okuyan kıza, yanında oturan arkadaşının cevabı ise içler acısıdır.
" Hâlâ yaşıyor muymuş? "
Bu ânı bu kitapta yer almıyor ama Mehmed Akif her daim gözardı edilen bir insan oldu. Bunu kanıtlamak için yazdım.

Mehmed Akif hakkında beni üzen bir diğer anı ise ne yazık ki cenazesindir. Cenaze belediye tarafından sokağa bırakılıyor ve üniversite öğrencileri, Akif'in değerli arkadaşları kaldırıyor cenazeyi.. Ertesi gün... Aahhh o ertesi gün! Ertesi gün cenazeye katılan herkes sorguya alınır. Mithat Cemal şöyle anlatır :
"27 Aralık 1930'dayız, Beyazıt Camii'nin musalla taşında bir tabut, üstünde ne bir bayrak var, ne de bir örtü. Cami avlusunda cenazeyi bekleyen şair Mithat Cemal, "Bir fıkara cenazesi olmalı" diye düşünüyor. O anda Emin Efendi lokantasının sahibi Mahir Usta elinde bir bayrakla cenazeye koşuyor. Sonra yüzlerce genç peyda oluyor, çıplak tabutunu üniversitenin büyük bayrağına sarıyorlar.Defnedileceği Edirnekapı Şehitliği'ne kadar omuzlarda taşınıyor.Kör ve sağır yetkililerin görmediği, duymadığı, tınmadığı büyük Âkif'in cenazesi bu şekilde 'millet töreni' ile kaldırılıyor.Ertesi gün gazetelerde, bir iki sütuna, sıradan birkaç haber. Bir süre sonra, "Kimseler yüzüne bakmadı, bitler içinde öldü" türünden yalan ve aşağılayıcı yazılar."

Asıl okumak istediğim Mithat Cemal'in dostu hakkında yazdığı bilgiler. Umarım bir gün gerçeklerini bulur okurum. Kitap kendi içinde bazen çelişiyor lâkin Mehmed Akif 'i tanımak isteyenlerin okuması gereken bir kitap.
Keyifli okumalar..
Batmanlı eğitimci ve yazar olan A. Vahap Akbaş, Osmanlı Edebiyatının son dönem yazarlarıyla ilgili kapsamlı ve sadeleştirme çalışmaları yapmıştır. Ayrıca bir roman ve bir hikaye kitabı dışında şiir, deneme ve çocuk kitapları türlerinde çokça çalışma yaptığını görüyoruz. Halen üretkenleriyle çalışmalarına devam ediyor. Çalıştığı liseden de 2001'de emekli olmaktadır.
Akbaş, en rahat bir üslupla en kıymetli şahsiyetler ve eserleri kütüphanemize çalıştırmıştır. Nabizade Nazım'ın Zehra, Samipaşazade Sezai'nin Sergüzeşt eserlerini kullanışlı hale getirirken özüne sadık kalarak hazırlamıştır. M. Akif hakkında uzmanlaşarak Safahat ile Akif'in Düzyazı eserinide üzerinde titiz çalışma yapmıştır.
"Mehmet Akif'ten Nükteler" adlı kitabında anlaşılır ve kucaklayıcı bir üslupla Akif ile Fıkra iki kavramı yanyana getirir. Karşılaştırma, birleştirme ve ortaya çıkan fıkralar yani nükteler. Bu nüktelerle Akif'in hayatında bir üslup bulacağız. Biz bu üslupla tebessüm ile gülmeye yelken acacaz.
Akif'in nüktelerini kavramamız için mizacını iyi bilmeliyiz. Bunun yoluda Akif'in tanıdıkları ve göz tanıklarıyla öğrenmemiz mümkün olabilecektir. Akbaş, bu konuda Akif'in arkadaşlarının Akif hakkında anekdotlar/hatıralar kaynaklarına başvurmaktadır. Eşref Edip, Ömer Rıza, Mithat Cemal, Muallim Vahyi, Ferit Kam, Neyzen Tevfik, Hamdullah Suphi Tanrıöver, Süleyman Nazif, Hafiz Sami gibi hatıralarından Akif ile yaşadıkları nükteleri toplayıp Nukteden Akif başlığında toplamıştır. Sonraki başlıklar Akif'e Dair Anektodlar, Safahat'tan Fıkralar ve Akif'in Düzyazilarindan adlı başlıklarla kitabını tamamlar. Son olarak Kaynakça başlığıda vardır. Akbaş, Mehmet Akif'ten Nükteler, kitabında dört başlıkla: Akif'te nükte ile ironi kavramlarını ele alır. İkinci başlığında ise göz tanıkları olan arkadaşlarından Anektodlardan bahseder. Son iki başlık ise Akif'in Safahat kitabından nazım ile nesir şeklinde iki farklı başlık altında, Akif'in yazılarında ki nükteler ile ironik olayları derleyip bahseder.
Akif, çok yönlü bir kişiliğe sahipti, sağlam bir iradeyle; çalışkan yönüyle toplum içinde kendine has bir yeri vardı. Eserlerinde biz bunu çok bariz bir şekilde görmekteyiz.
Birey ve toplum bir bütün etkileşim halindedir. Bu değişmez gerçekle diye biliriz ki Akif dönemin şartlarına göre şekillendiğini ancak şaşmaz ayrılmaz bir yol çizgisinde olduğunuda görmekteyiz. Bir işaret olarak İstiklal Marşı ödülünü şahsına almayıp, ihtiyaç sahiplerine vermesi, ömrünün yarısını fakirlikle geçirmesi gibi.
Akif,

Yazarın biyografisi

Adı:
A. Vahap Akbaş
Unvan:
Türk Şair, Yazar, Öğretmen
Doğum:
Batman, 1954
Batman'da 1954 yılında doğdu. Batman Lisesi’ni ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü (1977) bitirdi. Çorlu'da 1977–1985 yılları arasında öğretmen, 1985–1993 yılları arasında da Millî Eğitim şube müdürü olarak görev yaptı. Çorlu Mehmet Akif Ersoy Anadolu Lisesi’nde öğretmenlik yaparken kendi isteğiyle 2001 yılında emekli oldu.

A. Vahap Akbaş’ın ilk yazısı Hisar dergisinde (1978) yayımlandı. Şiir ve yazıları Türk Edebiyatı, Mavera, İslâmî Edebiyat, Kandil Çocuk, Gül Çocuk, Selâm, Düş Çınarı, Yağmur, Umran, Külliye, Berceste, Gonca, Yeni Devir, Türkiye gibi dergi ve gazetelerde çıktı. Nisan Bulutu (15 sayı, 1993–1994) dergisinin genel yayın müdürlüğünü yürüttü.

Şiir, roman, hikâye, deneme, inceleme, sadeleştirme, fabl ve antoloji türlerinde eserlere imza atan Akbaş, 1982 yılında “Efgan” adlı kitabıyla Türkiye Yazarlar Birliği’nce “yılın şairi” seçildi. “Alevler ve Güller” ile Sedat Yenigün Roman Yarışması’nda ikincilik (1984); “Kuş Olsun Yüreğim” ile Türkiye Milli Kültür Vakfı-Gökyüzü Yayınları Çocuk Şiirleri Yarışması’nda (1987) üçüncülük ödülü aldı.

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 15 okur okudu.
  • 9 okur okuyacak.