A. Vahap Akbaş

A. Vahap Akbaş

YazarDerleyen
9.0/10
349 Kişi
·
1.363
Okunma
·
5
Beğeni
·
1.043
Gösterim
Adı:
A. Vahap Akbaş
Unvan:
Türk Şair, Yazar, Öğretmen
Doğum:
Batman, 1954
Batman'da 1954 yılında doğdu. Batman Lisesi’ni ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü (1977) bitirdi. Çorlu'da 1977–1985 yılları arasında öğretmen, 1985–1993 yılları arasında da Millî Eğitim şube müdürü olarak görev yaptı. Çorlu Mehmet Akif Ersoy Anadolu Lisesi’nde öğretmenlik yaparken kendi isteğiyle 2001 yılında emekli oldu.

A. Vahap Akbaş’ın ilk yazısı Hisar dergisinde (1978) yayımlandı. Şiir ve yazıları Türk Edebiyatı, Mavera, İslâmî Edebiyat, Kandil Çocuk, Gül Çocuk, Selâm, Düş Çınarı, Yağmur, Umran, Külliye, Berceste, Gonca, Yeni Devir, Türkiye gibi dergi ve gazetelerde çıktı. Nisan Bulutu (15 sayı, 1993–1994) dergisinin genel yayın müdürlüğünü yürüttü.

Şiir, roman, hikâye, deneme, inceleme, sadeleştirme, fabl ve antoloji türlerinde eserlere imza atan Akbaş, 1982 yılında “Efgan” adlı kitabıyla Türkiye Yazarlar Birliği’nce “yılın şairi” seçildi. “Alevler ve Güller” ile Sedat Yenigün Roman Yarışması’nda ikincilik (1984); “Kuş Olsun Yüreğim” ile Türkiye Milli Kültür Vakfı-Gökyüzü Yayınları Çocuk Şiirleri Yarışması’nda (1987) üçüncülük ödülü aldı.
Emin, anılarında at üzerinde gezinirken bir şehit çocuğuna su sıçrattığı için esaslı bir tokat yediğini söyler. Bu, şehit çocukları, kimsesizler, vatana hizmet edenler söz konusu olunca kendi çocuklarının ikinci planda kaldığını göstermektedir.
Mehmed Akif yaşadığı dönemde de günümüzde de çoğunlukla peşin hükümler ile değerlendirilmiş, buna göre takdir edilmiş ya da kötülenmiştir.
Şu siyasetten, siyaset sözünden, siyaset manasından, siyaset sözünün ağızdan çıkan her harfinden, siyaset namına içten gelen her hayalden siyasetin anıldığı her yerden, siyasetten bahseden yahut siyaseti öğrenen yahut siyasetle aklını bozan yahut siyasetle akıllılaşan herkesten, siyaset kelimesinin kökünden ve o kökten çıkan iştikakların hepsinden Allah'a sığınırım..
Akif'in dünya görüşünü paylaşmayanlar, onu gerektiği gibi okuyup inceleme zahmetinde girmeden gerici, yobaz, inkılap aleyhtarı, medeniyet düşmanı diye yaftaladılar.
Evindeki tek kilimi, üstündeki tek ceketi bir muhtaca verebilecek kadar eliaçık ; dört çocuğun yanına vefat eden arkadaşımnın dört çocuğunu da alarak onlara bakacak kadar sözüne sadık ve merhametlidir..
"Safahat kelimesi, görünüşler, manzaralar demektir.Fatih Câmi'i, Hasta, Küfe... gibi " hayattan manzaralar" ı ihtivâ eden bu manzûmelerin bulundukları ilk cilde "Safahat" adı verilmesinin sebebi budur.

Mehmet Akif ERSOY Türk edebiyatında daha çok şair ve vaiz kimliğiyle tanınmıştır. Ancak o hemen hemen edebiyatın her sahasında eser vermiştir. En önemli eseri "Safahat" isimli şiir kitabıdır. Bu kitap yedi bölümden oluşmaktadır.Yedi kitabın ilk altısının bütün baskıları İstanbul'da yedinci kitabındaki ise Kahire'de yapılmıştır.

Safahat aslında Mehmet Akif'in ilk şiir kitabının adıdır. Daha sonra diğer şiirleri de aynı kitapta yedi bölüm halinde basılmıştır:
l-Safahat, 2- Süleymaniye Kürsüsünde, 3-Hakkın Sesleri, 4Fatih Kürsüsünde, 5-Hatıralar, 6- Asım, 7- Gölgeler.

Safahat: Birinci kitaptır. 44 şiir ve 3084 mısradan oluşur. 1908-1911 yılları arasında yazılmıştır. Tarihi ve sosyal manzumelerdir. Bazı manzum tasvirleri ve İstibdadı kötüleyen şiirleri içine alır.

Süleymaniye Kürsüsünde: Tek şiirdir. 1002 mısradır. Uzunca bir vaaz şeklindedir. İlimde, sosyal hayatta olayları iyi takip eden ulemadan bir şahsın Müslüman cemaate söylediği nutuklardır. Burada olayları ve gelişmeleri İslam'a göre yorumlamaktadır. Bu vaiz, İslam'ı, Batı'yı ve hayatı gerçek anlamda kavramış bir kişidir. Şiirde yer yer realist özelliklerin hakim olduğu tasvirler, tablo şiir unsurları göze çarpmaktadır.

Hakkın Sesleri: 1912-1913 yılları arasında yazılmıştır. 10 şiir ve 482 mısradan oluşur. Bu bölüme "Hakkın Sesleri" isminin verilmesi, şairin Kuran-ı Kerim'den bazı ayetler veya Hadisleri şiirlerinin başına alıp; kendi zamanını ve döneminin olaylarını bunlara göre yorumlamasından ileri gelir.
Hakkın Sesleri Mehmet Akif'in en sıkıntılı ve ıstıraplı olduğu, Türk milletinin büyük katliamlara uğradığı, Balkan Savaşlarının olduğu dönemde yazılmıştır. Şiirlerde Mehmet Akif buhran ve isyan içindedir.

Fatih Kürsüsünde: 1913-1914 yılları arasında yayımlanmıştır. Tek şiirdir. "İki Arkadaş Fatih Yolunda" ve "Vaiz Kürsüde" başlıklı iki bölümden meydana gelir. Şiir 1692 mısradan oluşmaktadır.

Hatıralar: 1913-1915 yılları arasında yazılmış 10 manzumeden oluşur. Mehmet Akif'in Berlin ve EI-Uksur seyahatlerini anlatan hatıralardır.

Asım: Bu eser ancak 1923'te yayımlanmıştır. Tek bir şiirdir. 2292 mısradan ibarettir. Bu eser şaire büyük bir şöhret kazandırmış, muhavereli manzum hikaye tarzında' yazılmış bir eserdir. Eser baştan sona kadar karşılıklı konuşma şeklinde devam eder. Konuşmalar, Hocazade (Mehmet Akif), Köse İmam (Mehmet Akif'in sevdiği dostlarından Ali Şevki Hoca, Asım (Köse İmam'ın oğlu) ve Emin (Hocazade'nin oğlu) arasında geçmektedir.

Gölgeler: 1933 yılında Kahire'de basılmış, 41 şiir ve 1374 mısradan oluşmaktadır. Bu bölümde 1918- 1933 yılları arasında yazılmış şiirler yer almaktadır. Mehmet Akif'in küçük, derin tesirli şiirleri, kıtaları, Bülbül, Leyla, Gece, Secde , Hicran gibi şiirleri, Safahat İçin, Kendim İçin, Resmim İçin gibi derhal dillerde kalacak kadar etkili ve güzel şiirler bu son ciltte yer almıştır.

(Mehmet Akif ERSOY, İstiklal Marşı'nı Türk Milleti'nin milli marşı olarak görmüş ve Türk Milleti'nin malı olarak gördüğünden diğer şiirlerinden ayrı tutmuş ve kendisine ait bir eser olarak görmediğinden, Safahat'ındaki yedi bölümden herhangi birisinde de yayımlamamıştır.)

Safahat 'ının ilk şiirinde " Ağlarım, ağlatamam, hissederim söyleyemem..." diye terennüm başlayan büyük şair, eserini, yine gözyaşları ile bir vedâı andıran şu mısralarla bitirir:

Harîm-i kalbime indim mi, titrerim tir tir,
Adım başındaki iz, çünkü bir gurûb izidir.
Evet, gurûb izi, lâkin, adem misâli derin,
Tulû'u mahşere kalmış batan güneşlerimin...
Kitabı okurken dalıp gidecek , okudukca okumak isteyeceksiniz .
Mehmet Akif ERSOY ' un ince düşüncelerini okumak insana inanılmaz bir zevk veriyor . Tüm okurseverlere tavsiye ederim
Okuduğum yaşlarda anlayamadım birçok kelime barındıran kafiyesine bazen hayran kaldığım bazen anlayamadığım bir eserdi. Tekrar okuduğumda ise hayran kalarak okuduğum ve bazen yer yer ezberime bile aldığım bir kitap oldu. Hayatınızda bir kere olsun okumalısınız bana kalırsa.
Elimde iki cilt şeklinde mevcut bu eser. Şiirlerin bi orjinal halleri bi de sadeleştirilmiş halleri var kitapta.
Gerçekten okurken emek isteyen eserlerden ve bence Türk Edebiyatı'nın baş yapıtlarından. Anlam yoğunluğu , dil yapısıyla kusursuz bi örgü var şiirlerde. Eserin özetini zaten Mehmet Akif şu dizelerle kendi yapmıştır fazla söze daha ne hacet ...

Safahât'ımda, evet, şi'r arayan hiç bulamaz;
Yalınız, bir yeri hakkında "hazin işte bu!" der.
Küfe? Yok. Kahve? Hayır. Hasta? Değil. Hangisi var ya?
Üç buçuk nazma gömülmüş koca bir ömr-i heder!
Okunması gereken bir kitap

Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!

Bükülmüş beller, incelmiş boyunlar, kaynamaz kanlar,
Düşünmez başlar, aldırmaz yürekler, paslı vicdanlar

Mehmet Akif Ersoy
- Toprakta gezen gölgeme toprak çekilince, Günler şu heyulayı da er geç silecektir, Rahmetle anılmak ebediyet budur amma, Sessiz yaşadım kim beni nerden bilecektir.. - Mehmet Akif Ersoy – Safahat
Çok güzel bir kitap. Herkesin bilmesi gereken bilmeyenlerin öğrenmesi gereken muhteşem detaylar barındırıyor. Akif dede her zaman ki gibi mükemmel bir iş çıkarmış
Akif'in yazdıkları; bir şairin, bir münevverin, bir düşünürün,bir dehânın yazabileceği şeylerin çok ötesinde.Eğer dünyada şiir ya da şairlik diye bir şey varsa, Akif onlardan çok yukarılarda,çok ilerilerde bir yerde.Bu...Bu olsa olsa ilahi bir ilham,ilahi bir inayet,ilahi bir maharettir...
Kitabın sunuş bölümünde de belirtildiği gibi, Osmanlı'nın son 200 yılında Müslümanların yaşadığı travmayı hâlâ hissediyoruz. Zaman zaman kendimize olan güvenin sarsıldığı milletçe umutsuzluğa kapıldığımız anlar olmuyor değil.
Şimdi de öyle bir dönemden geçiyoruz...
Biz dünya tarihinde yaptıkları ile yapacaklarının teminatı olan bir milletiz...
Öyleyse Dünyanın önde gelen devletleri için potansiyel bir tehdidiz...
Benim anlamadığım bu dünya herkese yetecek kadar büyük, sonrası? 2 m. toprak...
M.Akif ERSOY şiirlerinde hep kendine güveni vurgulamış,
Bizde eksik olan güveni... Kendimize güvenmek etrafındakine güvenmekle alakalı Şimdi bize bir bakın, artık kimseye güveni olmayan bir grup ucubeye döndük. Etrafımızda guvenecek kimse kalmayınca kendimize guvenimiz de sarsıldı hâliyle... At izinin, it izine karıştığı şu ortamda akıl sağlığımıza dikkat edip sağlıklı kararlar alabilmek dileğiyle...
Mehmed Akif.. Kelimeler yetmez bu ismi anlatmaya. Ona bağlılığım her şeyden, herkesten fazladır. Bilmem kaçıncı kitap oldu hakkında okuduğum ama asla doymadım. Yüreği güzel olana nasıl doyulur?

Mehmed Akif 'in gençlik yıllarından başlayan kitap torunlarının doğumuna kadar gitmekte. Ee torunlar doğduktan sonra da "DEDEM MEHMED AKİF" kitabı okunur. :) Kitaba dönersem. Kitapta yer yer anılardan yararlanılmış. Özellikle Mithat Cemal Kuntay anılarından. Zaten Mehmed Akif ile ilgili hangi kitabı okusam daima Mithat Cemal çıkıyor karşıma. En yakın arkadaşı olmasından kaynaklanıyor galiba bu durum.

Her kitap farklı bir Mehmed Akif ile tanıştırdı beni. Lâkin en çok üzen anı ise şu oldu:
"İki genç kız, lise çağındalar sanırsam, ellerinde gazete okurken, birisi dönüp diğerine dedi ki :
Mehmet Akif ölmüş. Diğeri ise daha acı bir cevap verir. O cevap şudur:
" O kim ki? "
" İstiklal Marşı yazarı diyen gazete okuyan kıza, yanında oturan arkadaşının cevabı ise içler acısıdır.
" Hâlâ yaşıyor muymuş? "
Bu ânı bu kitapta yer almıyor ama Mehmed Akif her daim gözardı edilen bir insan oldu. Bunu kanıtlamak için yazdım.

Mehmed Akif hakkında beni üzen bir diğer anı ise ne yazık ki cenazesindir. Cenaze belediye tarafından sokağa bırakılıyor ve üniversite öğrencileri, Akif'in değerli arkadaşları kaldırıyor cenazeyi.. Ertesi gün... Aahhh o ertesi gün! Ertesi gün cenazeye katılan herkes sorguya alınır. Mithat Cemal şöyle anlatır :
"27 Aralık 1930'dayız, Beyazıt Camii'nin musalla taşında bir tabut, üstünde ne bir bayrak var, ne de bir örtü. Cami avlusunda cenazeyi bekleyen şair Mithat Cemal, "Bir fıkara cenazesi olmalı" diye düşünüyor. O anda Emin Efendi lokantasının sahibi Mahir Usta elinde bir bayrakla cenazeye koşuyor. Sonra yüzlerce genç peyda oluyor, çıplak tabutunu üniversitenin büyük bayrağına sarıyorlar.Defnedileceği Edirnekapı Şehitliği'ne kadar omuzlarda taşınıyor.Kör ve sağır yetkililerin görmediği, duymadığı, tınmadığı büyük Âkif'in cenazesi bu şekilde 'millet töreni' ile kaldırılıyor.Ertesi gün gazetelerde, bir iki sütuna, sıradan birkaç haber. Bir süre sonra, "Kimseler yüzüne bakmadı, bitler içinde öldü" türünden yalan ve aşağılayıcı yazılar."

Asıl okumak istediğim Mithat Cemal'in dostu hakkında yazdığı bilgiler. Umarım bir gün gerçeklerini bulur okurum. Kitap kendi içinde bazen çelişiyor lâkin Mehmed Akif 'i tanımak isteyenlerin okuması gereken bir kitap.
Keyifli okumalar..

Yazarın biyografisi

Adı:
A. Vahap Akbaş
Unvan:
Türk Şair, Yazar, Öğretmen
Doğum:
Batman, 1954
Batman'da 1954 yılında doğdu. Batman Lisesi’ni ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü (1977) bitirdi. Çorlu'da 1977–1985 yılları arasında öğretmen, 1985–1993 yılları arasında da Millî Eğitim şube müdürü olarak görev yaptı. Çorlu Mehmet Akif Ersoy Anadolu Lisesi’nde öğretmenlik yaparken kendi isteğiyle 2001 yılında emekli oldu.

A. Vahap Akbaş’ın ilk yazısı Hisar dergisinde (1978) yayımlandı. Şiir ve yazıları Türk Edebiyatı, Mavera, İslâmî Edebiyat, Kandil Çocuk, Gül Çocuk, Selâm, Düş Çınarı, Yağmur, Umran, Külliye, Berceste, Gonca, Yeni Devir, Türkiye gibi dergi ve gazetelerde çıktı. Nisan Bulutu (15 sayı, 1993–1994) dergisinin genel yayın müdürlüğünü yürüttü.

Şiir, roman, hikâye, deneme, inceleme, sadeleştirme, fabl ve antoloji türlerinde eserlere imza atan Akbaş, 1982 yılında “Efgan” adlı kitabıyla Türkiye Yazarlar Birliği’nce “yılın şairi” seçildi. “Alevler ve Güller” ile Sedat Yenigün Roman Yarışması’nda ikincilik (1984); “Kuş Olsun Yüreğim” ile Türkiye Milli Kültür Vakfı-Gökyüzü Yayınları Çocuk Şiirleri Yarışması’nda (1987) üçüncülük ödülü aldı.

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 1.363 okur okudu.
  • 68 okur okuyor.
  • 474 okur okuyacak.
  • 67 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları