Abbas Sayar

Abbas Sayar

Yazar
7.9/10
675 Kişi
·
2.468
Okunma
·
86
Beğeni
·
4810
Gösterim
Adı:
Abbas Sayar
Unvan:
Türk Köy Edebiyatında Önemli Yeri Olan Türk Romancısı ve Şairdir
Doğum:
Yozgat, Türkiye, 21 Mart 1923
Ölüm:
İzmir, Türkiye, 12 Ağustos 1999
Nail Abbas Sayar, 21 Mart 1923 tarihinde Yozgat’ta doğdu. 1941’de Yozgat Lisesi’ni bitirdikten sonra 1945 yılında evlendi ve İstanbul’a yerleşti. Dört dönem İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde Türkoloji eğitimi aldı ancak eğitimini yarıda bırakarak Yozgat’a döndü. Bir süre çiftçilikle uğraştı. Yeniden İstanbul’a giderek matbaa kurdu, 1953’te Yozgat’a dönerek İstanbul’daki matbaasında 15 günde bir çıkarttığı gazeteyi Yozgat’ta yayımlamaya devam etti ve böylece şehrin Bozlak adlı ilk yerel gazetesini çıkarttı. Yozgat’ın Bozok ve İleri gazetelerinde çeşitli yazıları yayımlandı. Kısa bir süre politika ile ilgilendi. Yozgat Demokrat Parti müteşebbis heyeti kurucuları arasında yer aldı ama politikaya olan ilgisini kısa zamanda yitirdi.
11.07.1989 yılında Ayvalık Lisesi Edebiyat Öğretmeni Hanife Ender Sayar'la ikinci evliliğini yaptıktan sonra Ayvalık, Balıkesir’e yerleşti. Edebiyatın yanı sıra resim sanatı ile uğraştı. 1990’larda Ankara, Antalya, Ayvalık ve İzmir’de sergiler açtı. 04.08.1999’da yatağında uyurken, gece yarısına doğru fenalaşarak beyin kanaması geçiren Sayar, bir hafta sonra 12 Ağustos 1999 tarihinde-9 Eylül Ünv. Tıp Fakültesi-İzmir ’de hayatını kaybetti. Mezarı Yozgat’tadır.
Abbas Sayar’ın bir oğlu vardır. Yozgat’ta askeri gazinonun bulunduğu bir sokağa adı verilmiştir

Yazın Yaşamı

Yazmaya şiir ile başladı. Toplam 6 şiir kitabı yayımladı. Bu kitaplar çok dar bir çevrenin dışına çıkmadığından bugün bilinmemektedir. Ancak daha önce yayımladığı tüm şiirleri 1992 yılında derlenip Boşluğa Takılan Ses adıyla kitaplaştırılmıştır. 1999’da ölümünden sonra derlenebilen şiirleri ise Şiirler adıyla yayımlanmıştır.
1950’lerde roman türüne geçti. İlk romanı Yılkı Atı’nı yazdıktan yaklaşık on - on beş yıl sonra 1970’de yayımladı. Yılkıya bırakılan bir atın doğadaki yaşam savaşını anlatan ve arka planda köy halkının yoksulluğu ve çaresizliğini sergileyen roman daha sonra filme uyarlanmıştır.
Yılkı Atı’nı yayımladıktan sonra ikişer yıl arayla romanlarını yayımlamayı sürdürdü. 1972’de yayımladığı Çelo, radyo oyununa (Nebahat Abla’yı Yitirdik adıyla)uyarlanmış; 1974’te yayımladığı Can Şenliği ise TV1'de dört bölümlük bir dizi film olarak gösterime sunulmuştur.


Yazarın tek öykü kitabı Yorganımı Sıkı Sar 1976’da, Dik Bayır adlı romanı 1977’de yayımlandı. Takip eden yıllarda Tarlabaşı Salkım Saçak (1987, roman), Anılarda Yumak Yumak (1990, anı-roman), Boşluğa Takılan Ses(1991, şiir), Noktalar (1991, vecizeler) adlı kitaplarını yayımladı.
Abbas Sayar’ın yapıtları köy edebiyatı kategorisinde değerlendirilir. Yapıtlarında genellikle Orta Anadolu’yu anlatır. Romanlarında Türk köylüsünün nasıl yaşadığını bilmek, öğrenmek ve yaşam koşullarını değiştirmek gerektiğini aydınlara ve politikacılara haykırır.
El Eli Yur El de Yüzü adlı romanında ise politika ile uğraştığı dönemdeki anılarından yola çıkarak; 1954-1957 seçimlerinde Zağcıoğlu köyünün genel durumu, köylünün politikacılara bakışı; politikacılarla köy halkının birbirlerinden beklentileri nibir kara mizah örneği olarak gözler önüne serer.


Eserleri

Anılarda Yumak Yumak ISBN 978-975-437-401-8
Can Şenliği ISBN 978-975-437-402-5
Çelo ISBN 978-975-437-404-9
Dik Bayır ISBN 978-975-437-425-4
El Eli Yur, El De Yüzü ISBN 975-437-430-8
Noktalar ISBN 978-975-437-423-0
Şiirler ISBN 975-437-428-5
Yılkı At ISBN 978-975-437-406-3
Yorganımı Skı Sar ISBN 978-975-437-405-6
Yozgat Var, Yozgatlı Yok ISBN 978-975-437-669-2


Ödülleri

1971 - TRT Roman Başarı Ödülü, Yılkı Atı
1973 - TDK Roman Ödülü , Çelo
1975 - Madaralı Roman Ödülü , Can Şenliği
1987 - Yozgatlılar Dayanışma ve Kültür Derneği Şükran Plaketi
1992 - Yibitaş Holding - Erdoğan M. Akdağ - 50.Sanat Yılı Plaketi
1992 - Kültür Bakanlığı - Kültür Bakanı : D. Fikri Sağlar - 50.Sanat Yılı Plaketi
1992 - Yozgatlılar Kültür ve Dayanışma Derneği - 50.Sanat Yılı Plaketi
1992 - Gazeteciler Cemiyeti - Başkan : Osman Hakan Kiracı - Yozgat'ın İlk Gazetecisi Plaketi
1995 – Edebiyatçılar Derneği Onur Plaketi ve Altın Madalya Ödülü
1998 - Türkiye Yazarlar Sendikası - İzmir Kitap Fuarı 98 - Yazarlık Emeğine Saygı Plaketi
1998 - Türkiye Yazarlar Derneği Ödülü
Her yöne çileli bir akşam indi. Fırtınanın azgınlığı artıkça arttı. Yer gök olmuştu. Gökyüzü zulum kusuyordu. Çok geçmeden yel ıslığını ulumaya çevirdi.
Abbas Sayar
Sayfa 78 - Ötüken Neşriyat
Nasibi tükendi ise, önüne arpa kırması doldursan, altına kuştüyü yatak sersen geberip gider. Yook, nasibi varsa, değil yılkı, kırk yıl aç sefil bıraksan kılı kıpırdamaz.
Abbas Sayar
Sayfa 60 - Ötüken Neşriyat
''Tokluk, hayatı düşündürür. Toklukla birlikte, hayata olan bağlar artar, kavileşir. Tokluk bir gâvur şeydir. İyi bir gâvurluktur tokluk. Kini azaltır, hoş görürlüğü arttırır.''
269 syf.
·11 günde
“Namuslu şahitlik yapmaktan korkar. ''Doğru söylersem halk gücenir, yalan söylersem Hakk gücenir Hakim bey. Beni bağışla. Görmedim, bilmedim, hiç de buralarda olmadım” der. Ve alır başını kayıplara gi­der. İstemez fışkının üstüne sıçramasını. Gören gör­mediğini, bilen bilmediğini söyler. Naçar kalırsın orta yerde. Dinine, devletine bir küfür savurursun içinde. Ve o kadarla kalırsın.
Bura köy yeri Çelo! Kanun sökmez bu yerde. Burada kanun kuvvettir. Burada kanun arkadır. Bura­ da kanun paradır. Bu, dediklerim yoksa belin kıya­mete dek büküktür...”

Ebeveynlerini küçük yaşta kaybeden Çelo’nun yanında binbir eziyet çekerek büyüdüğü amca evini terk edip babasından kalan toprağın yarısını amcasından almak üzere köye geri dönmesinin öyküsüdür Çelo. Bir hak mücadelesidir Çelonunki! Güçlünün güçsüzü kandırmasına mani olma mücadelesidir.

Yazar Sayar, köylülerin ne kadar değişken bir karaktere sahip olduğunu hissettirmiş kitap boyunca. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisine bakıldığında yiyecek ve barınma ihtiyaçlarından sonra gelen kişisel gelişimin köylülerdeki toplumsal yansıması olarak tabiri caizse “oturmamış” bir erdem hakimdir köylülere.

Çıkarlarını düşünmek zorunda hissederler çünkü köyde aç açıkta kalsalar bir yudum su verecek evini açacak kimse yoktur karşılık beklemeksizin. Bu uğurda yalancı şahitlik bile yaparlar mazluma karşı. Neden? O mazlum gibi olmamak için, hep güçlü kalmak için! Ya gerçekten vicdanı olanlar? Onlar köyde barınamazlar gerçeği görüp sustukları için. Göz göre göre Tanrının bildiğini kuldan sakladıkları için köklerinden, topraklarından, geçmişlerinden kopup belirsizliğe yol alırlar. Köyde kalanlar, yine kendileri gibi bu devranı döndürenler olarak kalmaya devam eder böylece. Aynı tas aynı hamam!

Kin! Haset! Dedikodu! Küfür! Yalan!...
Hepsini görürüz kitaptaki karakterlerde. Sadece köylüler mi? Hayır! Kaymakamından ilçedeki arzuhalciye, bankacısından ziraatçisine dek kangren olmuş bir bencillik ve yalancılık söz konusudur. Köylüyü kandıran kandıranadır ki sadece köyün delisi doğruları haykırır muhtarından herkesin yüzüne! Sadece köyün delisindedir merhamet, acıma, doğru sözlülük, açık sözlülük! Herkes yüzüne karşı “Deli” der ama bilirler bir yandan da asıl “Veli” olduğunu. Herkesin işine geldiği şekilde “akıllı” olduğu yerde “delilik” nimettir nimet!

Kezik karakteri, aşkın yolunda harcanmış bir köylü kadınının simgesi. Çelo ile sadece mutlu olmak isterken gerek babası, gerek sevdiği, gerek imam nikahla kocası tarafından hep çıkarlarına alet edilmiş bir çaresiz kadın. Kadının Orta Asya’dan beri süregelen söz hakkının köylerde iyice ataerkilleşen erkekler arasında kaybolmasını vurguluyor kitap bir yandan da. Aşağılanan, dövülen, saçı uzun aklı kısa görülen, fakirlik içinde sessizce kocasına ve köylünün sözüne boyun eğen kadınlar! Oyuncak edildikçe kendini göllere atan kadınlar...
Yıl: 1962. Ya şimdi?

Köy edebiyatına güzel bir örnek sayılabilecek, objektif bir bakış açısıyla gerek köyü gerek erdemi çok yönlü olarak ele alan Abbas Sayar’ın bu eseri, bu türü sevenlerin severek okuyabileceği bir eser. 1973 senesinde Türk Dil Kurumu ödülünü aldığını da eklemeli.
120 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Köylülerin davranışlarını, birbirlerine olan tutumunu, hayvanlara, atlara, Dorukısrak’a olan bakış açılarını anlatan güzel bir kitap. Sahibi İbrahim’in acımasızlığını, atına karşı olan çıkarcı ruhunu ve yılkıdan dönen atının ona verdiği dersi çok iyi anlıyoruz kitapta. Tabi İbrahim bunu göremediği gibi (spoiler sayılabilir) kitabın sonunda da atına, atının tayına sövüyor. 120 sayfada İbrahim’e verdiği dersi İbrahim göremese de biz okurlara ibret oluyor. Okumanızı tavsiye ederim.
250 syf.
·19 günde
İnce Memed tadında etkileyici bir roman olarak hafızama kazındı. Kullandığı yöresel dil, roman da geçen bazı kelimeler beni çocukluğuma götürdü. Okurken bilmediğiniz kelimelerin anlamını cümlenin içinden kendinizde çıkartabileceksiniz ve merak edip yine de araştıracak olursanız ki Türk Dil Kurumunun genel sözlüğünde değil de derlemeler sözlüğünde o kelimelerin yörelere göre hangi manalarda kullanıldığını göreceksiniz. Çelo'nun köy yerinde yaşadığı dramı içiniz cız ederek okuyacaksınız. Sadece kendime değil de ülkenin okuyamama kültürsüzlüğüne bir kez daha hayıflandım. 1971 Türk Dil Kurumu ödülünü alan bu kitap - sonuna kadar hakketmiştir- kaç kişi tarafından biliniyor. Hatta Abbas Sayar ne kadar biliniyor? Buna en güzel cevabı 1000Kİtap istatistikleri veriyor. An itibarıyla 1000Kitap'ta okuyan dokuzuncu kişiyim.
120 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Güçlü ve güçsüz atların olduğu bir ovada bir tepecik de hayata kalmaya çalışan atları anlatıyor orta anadolunun soğuk havasindan bahseden halk dilli,köylü dilli ve deyimlerle anlatan kitap.(23.Sayfadan sonra sarmaya basliyo kitap.)
120 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Yılkı Atı(1970; TRT Roman Ödülü-TV dizisi yapıldı)...


Abbas Sayar'ın hayatıyla anlattığı kitapları birbirine benzemektedir. Eserlerinde de Anadolu insanının sıkıntılarını anlatırken aydınları haberdar etmek ister.. Yılkı Atı da bu şekilde ele alınmış bir yapıt. Anadolu insanının yoksulluğunu gösterir. Günlük hayattaki diyaloglara yer verilmiştir. Sosyal gerçekçiliğe yakındır. Sayfa sayısının az olmamasından mütevellit kolayca bitirebileceğiniz bir kitap. Belki bazı diyaloglar ilk başta zorlayabilir ama normal derecede. Ve akıcı bir anlatımı var. Yazarın okuduğum ilk kitabı, pek tanımadığım bir isimdi. Kitabını okuyup biraz anlatmak istediklerini inceleyince eserini farklı açılardan görme fırsatını yakaladım. Eseri tezli saplantılardan uzak ve oldukça samimi.
112 syf.
*YILKI: Başıboş bırakılmış at veya eşek. (TDK)

Bir zamanlar bulunduğu ahırın sahibine uğur getirip kazanç sağlayan bir kısrağın (Doru) artık sahibine kazanç sağlamayıp aksine onu masrafa sokmasıyla birlikte yılkıya bırakılmayla birlikte başından geçenleri anlatan hüzün dolu bir eser.

Okurken gerçekten de Doru'nun başından geçenlere üzülüyor insan. Şunu söylemekten alıkoyamıyor kendini: İnsanoğlu zaten hep böyledir; faydan varsa senden iyisi yoktur, faydan yoksa senin de yok olman gerekir. İlk başlarda okurda oluşan üzüntü, gelişen olaylar çerçevesinde kitabın sonuna doğru 'oh, çok iyi oldu' dedirtiyor. Kitap Anadolu'daki köy insanının 70'lerdeki halini yansıtma açısından da gayet başarılıdır. (Ötüken Yayınları, 27.Baskı)
120 syf.
·Puan vermedi
İlk bakışta duygulu bir hayvan hikâyesi; ama sadece o kadar değil. Hayvanların, yaşadıkları ortak şeyler.. Yerel ağız özellikleri ve duyguları kullanılarak yazılmış, gerçekçi bir eser. Toplumsal dayanışmadan yoksun,kendi çıkarlarını düşünen ve bencillik olan gerçek bir hikaye..
Ben beğendim, siz de okumalısınız.
120 syf.
·2 günde·9/10
Yine uzun zamandır elimde olup da okuyamadığım eserlerdendi Yılkı Atı. Yine geç kalmışım dediklerimden oldu. Öylesine yerel, doğal bir dil ki harika. Beklentimin üstünde olduğunu söylemekten geri kalmayacağım. Betimlemeler falan gayet muazzam. Bana Jack London'un Vahşetin Çağrısı, Beyaz Diş gibi hayvanların gözünden anlatılan eserleri anımsattı. Hayvanlarında duyguları olduğunu anlatan güzel bir eser. Yılkı atlarını ve eskiden köylerde yılkıların geliştirilimesi, eğitilmesi ve köy yaşantısını göz önüne sermiş yazar. Kışın gelişini, kurtlarla vahşi atların savaşmasını, kavgalarını çok güzel dille anlatmış.
Tüm bunlar anlatılırken insanlara ait davranışlar, insanların hayvanlara ve dünyaya bakış açısını yansıtmış yazar. Anadolu'da hayvanlara yapılan eziyetlerden de tam tersine bir evlat gibi bakıp yetiştirmekten de söz etmiş. Gerçekten etkileyici ve bir çırpıda okunabilecek bir eser. Tavsiye ederim.
90 syf.
Seviyorum bu adamı.
Yorganımı Sıkı Sar, Emrine Şükür, Cami Yaptırma Derneği, Bulut Ekip Yel Biçen adlı 4 hikayeden oluşan bir kitap.

Hepsi birbirinden güzel ama en çok sevdiğim hikaye son ikisi.
Yaşar Kemal tadında,
Kendine has sözcükleri olan bi yazar...
Ve yazılanlar ise hayatın gerçeğinin taaaa kendisi.

Neler neler yok ki kitabın içinde;
Yobazlık,
Sahtekarlık,
Kurnazlık,
Kumar İlleti,
Masumiyet,
Hakkaniyet...

Ve daha neler neler..

-"Peki ben bu yazarı okumak istiyorum ama, sence hangisiyle başlasam iyi olur "diye soracak olan arkadaşlara cevabım :

İlk olarak 'Yılkı Atı' adlı eseriyle bu yazar ile tanışın.

Herkese İyi Okumalar

Yazarın biyografisi

Adı:
Abbas Sayar
Unvan:
Türk Köy Edebiyatında Önemli Yeri Olan Türk Romancısı ve Şairdir
Doğum:
Yozgat, Türkiye, 21 Mart 1923
Ölüm:
İzmir, Türkiye, 12 Ağustos 1999
Nail Abbas Sayar, 21 Mart 1923 tarihinde Yozgat’ta doğdu. 1941’de Yozgat Lisesi’ni bitirdikten sonra 1945 yılında evlendi ve İstanbul’a yerleşti. Dört dönem İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde Türkoloji eğitimi aldı ancak eğitimini yarıda bırakarak Yozgat’a döndü. Bir süre çiftçilikle uğraştı. Yeniden İstanbul’a giderek matbaa kurdu, 1953’te Yozgat’a dönerek İstanbul’daki matbaasında 15 günde bir çıkarttığı gazeteyi Yozgat’ta yayımlamaya devam etti ve böylece şehrin Bozlak adlı ilk yerel gazetesini çıkarttı. Yozgat’ın Bozok ve İleri gazetelerinde çeşitli yazıları yayımlandı. Kısa bir süre politika ile ilgilendi. Yozgat Demokrat Parti müteşebbis heyeti kurucuları arasında yer aldı ama politikaya olan ilgisini kısa zamanda yitirdi.
11.07.1989 yılında Ayvalık Lisesi Edebiyat Öğretmeni Hanife Ender Sayar'la ikinci evliliğini yaptıktan sonra Ayvalık, Balıkesir’e yerleşti. Edebiyatın yanı sıra resim sanatı ile uğraştı. 1990’larda Ankara, Antalya, Ayvalık ve İzmir’de sergiler açtı. 04.08.1999’da yatağında uyurken, gece yarısına doğru fenalaşarak beyin kanaması geçiren Sayar, bir hafta sonra 12 Ağustos 1999 tarihinde-9 Eylül Ünv. Tıp Fakültesi-İzmir ’de hayatını kaybetti. Mezarı Yozgat’tadır.
Abbas Sayar’ın bir oğlu vardır. Yozgat’ta askeri gazinonun bulunduğu bir sokağa adı verilmiştir

Yazın Yaşamı

Yazmaya şiir ile başladı. Toplam 6 şiir kitabı yayımladı. Bu kitaplar çok dar bir çevrenin dışına çıkmadığından bugün bilinmemektedir. Ancak daha önce yayımladığı tüm şiirleri 1992 yılında derlenip Boşluğa Takılan Ses adıyla kitaplaştırılmıştır. 1999’da ölümünden sonra derlenebilen şiirleri ise Şiirler adıyla yayımlanmıştır.
1950’lerde roman türüne geçti. İlk romanı Yılkı Atı’nı yazdıktan yaklaşık on - on beş yıl sonra 1970’de yayımladı. Yılkıya bırakılan bir atın doğadaki yaşam savaşını anlatan ve arka planda köy halkının yoksulluğu ve çaresizliğini sergileyen roman daha sonra filme uyarlanmıştır.
Yılkı Atı’nı yayımladıktan sonra ikişer yıl arayla romanlarını yayımlamayı sürdürdü. 1972’de yayımladığı Çelo, radyo oyununa (Nebahat Abla’yı Yitirdik adıyla)uyarlanmış; 1974’te yayımladığı Can Şenliği ise TV1'de dört bölümlük bir dizi film olarak gösterime sunulmuştur.


Yazarın tek öykü kitabı Yorganımı Sıkı Sar 1976’da, Dik Bayır adlı romanı 1977’de yayımlandı. Takip eden yıllarda Tarlabaşı Salkım Saçak (1987, roman), Anılarda Yumak Yumak (1990, anı-roman), Boşluğa Takılan Ses(1991, şiir), Noktalar (1991, vecizeler) adlı kitaplarını yayımladı.
Abbas Sayar’ın yapıtları köy edebiyatı kategorisinde değerlendirilir. Yapıtlarında genellikle Orta Anadolu’yu anlatır. Romanlarında Türk köylüsünün nasıl yaşadığını bilmek, öğrenmek ve yaşam koşullarını değiştirmek gerektiğini aydınlara ve politikacılara haykırır.
El Eli Yur El de Yüzü adlı romanında ise politika ile uğraştığı dönemdeki anılarından yola çıkarak; 1954-1957 seçimlerinde Zağcıoğlu köyünün genel durumu, köylünün politikacılara bakışı; politikacılarla köy halkının birbirlerinden beklentileri nibir kara mizah örneği olarak gözler önüne serer.


Eserleri

Anılarda Yumak Yumak ISBN 978-975-437-401-8
Can Şenliği ISBN 978-975-437-402-5
Çelo ISBN 978-975-437-404-9
Dik Bayır ISBN 978-975-437-425-4
El Eli Yur, El De Yüzü ISBN 975-437-430-8
Noktalar ISBN 978-975-437-423-0
Şiirler ISBN 975-437-428-5
Yılkı At ISBN 978-975-437-406-3
Yorganımı Skı Sar ISBN 978-975-437-405-6
Yozgat Var, Yozgatlı Yok ISBN 978-975-437-669-2


Ödülleri

1971 - TRT Roman Başarı Ödülü, Yılkı Atı
1973 - TDK Roman Ödülü , Çelo
1975 - Madaralı Roman Ödülü , Can Şenliği
1987 - Yozgatlılar Dayanışma ve Kültür Derneği Şükran Plaketi
1992 - Yibitaş Holding - Erdoğan M. Akdağ - 50.Sanat Yılı Plaketi
1992 - Kültür Bakanlığı - Kültür Bakanı : D. Fikri Sağlar - 50.Sanat Yılı Plaketi
1992 - Yozgatlılar Kültür ve Dayanışma Derneği - 50.Sanat Yılı Plaketi
1992 - Gazeteciler Cemiyeti - Başkan : Osman Hakan Kiracı - Yozgat'ın İlk Gazetecisi Plaketi
1995 – Edebiyatçılar Derneği Onur Plaketi ve Altın Madalya Ödülü
1998 - Türkiye Yazarlar Sendikası - İzmir Kitap Fuarı 98 - Yazarlık Emeğine Saygı Plaketi
1998 - Türkiye Yazarlar Derneği Ödülü

Yazar istatistikleri

  • 86 okur beğendi.
  • 2.468 okur okudu.
  • 36 okur okuyor.
  • 586 okur okuyacak.
  • 28 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları