Yazar
Abdülhak Hamit Tarhan

Abdülhak Hamit Tarhan

Yazar
Çevirmen
BEĞEN
TAKİP ET
7.8
48 Kişi
200
Okunma
102
Beğeni
5bin
Gösterim
Tam adı
Abdülhak Hamid Tarhan
Unvan
Türk Şâir, Oyun Yazarı, Diplomat
Doğum
Beşiktaş, İstanbul, 2 Ocak 1852
Ölüm
İstanbul, Türkiye, 13 Nisan 1937
Yaşamı
Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde ve Cumhuriyet Türkiye'sinin ilk yıllarında eserler vermiş, modern edebiyatın doğuşunda etkin bir isimdir. Köklü ve eski bir ulema ailesinin ferdi olarak dünyaya gelmiş, hayatının her döneminde yüksek mevkilerde bulunmuş, dünyanın birçok yerini görme fırsatı yakalamış, çağının büyük ve güçlü bir sanatçısı sayılmıştır. Tanzimatı, Birinci ve İkinci Meşrutiyetleri ve Cumhuriyeti gören; bu devirlerdeki Tanzimat, Edebiyat-ı Cedide, Milli Edebiyat ve Cumhuriyet devri edebiyatlarını yakından tanıyan sanatçı Türk Edebiyatı'nda Şair'i Azam sıfatı ile anılır (Bu sıfatı ilk kez Süleyman Nazif kullandı). Uzun seneler diplomat olarak hem doğu hem de batı ülkelerinde bulunması nedeniyle iki edebiyatı da tanımış; Türk şiirine batıdan yeni konular, serbest düşünce ve şekiller getirirken; batı yazarlarından etkilenerek yazdığı oyunlarla Türk tiyatrosuna felsefi düşünceyi sokmuştur. Türk edebiyatının en büyük eserlerinden birisi kabul edilen Makber'in şairidir. TBMM III., IV. ve V. dönemlerde İstanbul milletvekili olarak görev yapmıştır.
_1okur
Makber'i inceledi.
336 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
Puan vermedi
Hepimizin edebiyat derslerinden bildiği Abdülhak Hamit Tarhan’ın Makber eserini öylesine merak ediyordum ki sonunda okumak nasip oldu. Kitap hakkında o kadar çok şehir efsanesi var ki ben bunların dışında biraz kitaptan bahsetmek istiyorum. Malûmunuz Abdülhak Hamit Tarhan Makber’i canından çok sevdiği eşi Fatma Hanım için yazmıştır. Kendisiyle 11 senelik evli iken 24 yaşında vereme yakalanmış ve kurtarılamamıştır. Bu olay yazarı çok etkiler ve kendisini bu eserle birlikte Türk edebiyatına kabul ettirir. Elimde olan eser günümüz Türkçesine uyarlanmıştır. Bunu yaparken ki amaç anlaşılmasını kolaylaştırmaktır. İçersinde eşinin ardından ona karşı olan duygularını anlatan şiirler yer almaktadır. Okumanızı dilerim, sevgiler.
Makber
8.6/10
· 103 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
11
159 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
Abdülhak Hamit Tarhan, Tanzimat Dönemi Türk edebiyatçılarımızdan en aykırı ve en merak uyandıran kişiliktir. Yenileşme dönemi Türk edebiyatının öncülerinden bir yazar, yeni Türk şiirinin önemli bir ismi kabul edilen bir şair, daha 13’ünde bir çevirmen, cesur ve meydan okuyan bir eleştirmen ve TBMM milletvekilidir. Aristokrat, bürokrat ve iyi eğitimli bir ailenin iyi eğitimli bir çocuğudur. Paris, Berlin, Belgrad, Bombay Büyükelçiliklerinde çalışır. Henüz 26 yaşındaki eşi yakalandığı verem hastalığı nedeniyle; Bombay’den döndükleri gemide hayatını kaybedince, cenazesini denize atmak zorunda kalmıştır. Eşine Beyrut’ta anıtsal boş bir mezar yaptırmıştır. Bu olay onu o kadar derinden etkilemiştir ki eşinin ardından yazdığı 4 güzel şiirinden özellikle sekizer mısra ve 295 kıtadan oluşan “Makber” hem sanatsal niteliği hem de duygusal yoğunluğu ile onu sanatının zirvesine taşımıştır. Bu şiiri yazarken Hugo’dan etkilendiği söylenir. Makber’den güzel bir örnek: “Maksûd-ı hayâtı der-miyân et, Ferdâ-yı beşer nedir, beyân et! Yâ fikrimi ruhuna kıl îsâl Yâ ruhumu hâkine revân et.” (Yaşamaktan maksat nedir, bunu açıkla; insanoğlunun geleceği nedir, bunu söyle, izah et. Ya düşüncelerimi onun ruhuna ulaştır ya da benim ruhumu onun gömüldüğü topraklara yolla…)” Ancak hayat devam ediyordu ve o da ikinci evliliğini İngiliz bir kadınla yaptı. Talihsiz bir tesadüfle ikinci eşini de kaybettikten sonra, Brüksel’de tanıştığı Belçikalı bir kadınla üçüncü evliliğini gerçekleştirdi. Zevk ve safa alemlerine düşkünlüğünün etkisi ile yazdığı eserleri çok eleştirilir. Karmaşık ruh dünyasının şiirlerine yansıması, “tezat şairi” olarak anılmasına sebep olmuşsa da “Şairi Azam” (En büyük şair) ünvanıyla da onurlandırılmıştır. Ne kafiyeyi önemser ne de yazdığı tiyatro eserlerinin sahnelenebilir olup olmadığını, çoşkun ilhamı nasıl eserse öyle yazar. Hatta tiyatro oyuncularının eserlerini mahvettiği düşüncesiyle, özellikle sahnelenmesin, okunsun diye yazdığı gibi ukala söylemleri de olmuştur. Yirmi beşi tiyatro türü olan 40 eseri vardır. Anlaşılmaktan uzak, ağır bir dil kullandığı sanatkarane üslubu ile eleştirildiği kadar hayranlık da uyandırmıştır. Batı edebiyatından etkilendikleri; Hugo, Corneille, Racine, Chateaubriand, Shakespeare, Gothe, Rousseau, Lamartine, İbser’dir. #NazımHikmet “Putları Kırıyoruz” kampanyasında, putlar dediği eski şairlerden ilk hedef olarak Abdülhak Hamit’i işaret etti. Kanadalı evli bir kadın olan Finten’in İngiliz sosyetesine girmek için çevirdiği türlü entrikaları konu edinen, yalın bir dille yazılmış, dram türünde bir eserdir. Yazarın Londra’da görevi dolayısıyla bulunduğu yıllarda gözlemlediği İngiliz toplumunu bu eserde çok iyi yansıttığı düşünülmektedir. Romanın diğer kahramanları; Finten’in kendine aşık ettiği Lord Dick, yine kendine aşık ettiği ve kocasını öldürmesi için kandırdığı Hintli uşağı Davalaciro, Lord Dick’le bazı hain planları doğrultusunda evlendirmeye çalıştığı veremli Blanş adında güzel bir genç kız, Finten’in ucube oğlu ve diğerleri ile oldukça heyecanlı, ilginç bir kurgu.
Finten
6.6/10
· 43 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
12
Elvan ÖZTÜRK
Finten'i inceledi.
159 syf.
·
36 günde
·
8/10 puan
İlk önce kitabın konusu hakkında bilgi vermek isterim. Kanadalı güzel bir kadın olan Finten , Londra’da rahat içinde yaşamaktadır. Kocası Mister Cross Avustralyalı çok zengin bir ihtiyardır. Finten sosyeteye girmek ve asil unvanını kazanmak için kendisini seven Lord Dick ile evlenmek ister. Bu yüzden kocasını öldürmesi için kendisine aşık olan uşağını -Davalaciro- kandırarak Avustralya’ya gönderir. Ve olaylar başlar. Tiyatro türünde olan eser düz yazı şeklindedir. Ayrıca diyaloglarda şiirsel bir söyleyiş hakim hatta bazı yerlerde şiir de vardır. Örneğin: Öyle bir şiddet-i tasmîm ile çıkdım ki yola, Karşıma çıksa eğer seng-i mezarım dönmem! Bahr-i zehhâr değil, ebr-ü şererbâr değil, Hep yanar dağlar ile dolsa civarım dönmem! Gibi... Örnekten de anlaşılacağı gibi eseri okurken zorlanmadım değil. Dili ağır ve aşırı süslüydü. -Gerçi Tanzimat ikinci dönem sanatçıları tiyatroyu sanat eseri olarak gördüklerinden olmalı bu biçem- Yoğun duygu ve coşkulu anlatıma ağırlık verilmiş. Karakterler romantizm anlayışının temelinde yer alan iyi - kötü çatışmasında yerlerini almış. Baş karakter -Finten- bu çatışmada kötü tarafın temsilcisinden biriydi. Eser tiyatro olmasına rağmen mekânlar, tiyatro tekniğine ve sahne tekniğine uyumlu değildi. Burdan da sergilenmek için değil okunmak ve sanat için yazıldığı anlaşılmaktadır. Araştırmalarım doğrultusunda Sheakespeare’i seven ve ondan çok etkilenen Abdülhak Hamit, Finten’de karakter ve olay örgüsü ile onu hatırlatmakta ve onun izinden yürümektedir. İlk kez okuduğum Tarhan eseri olan Finten’i beğendim ve sevgiyle tavsiye ederim. 
Finten
6.6/10
· 43 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
4