Abdülkadir İnan

Abdülkadir İnan

YazarÇevirmen
8.9/10
18 Kişi
·
52
Okunma
·
9
Beğeni
·
733
Gösterim
Adı:
Abdülkadir İnan
Tam adı:
Prof. Dr. Abdulkadir İnan
Unvan:
Akademisyen, Tarihçi, Halkbilimci, Yazar
Doğum:
Çıgay, 29 Kasım 1889
Ölüm:
1 Ekim 1976
Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarında kurulan dil ve tarih kurumlarında, üniversitelerin kuruluş ve teşkilatlanmalarında da çok önemli roller aldı. Atatürk’ün bir akademi gibi çalışan Çankaya toplantılarının en devamlı ilim adamlarından birisi de o idi.
Aynı zamanda büyük bir istiklâl savaşçısı, devlet adamı, Türk dili ve kültürü bilim adamıdır.
Falcılık şamanizmin başlıca unsurlarından biridir. Fal eski Türkçede ırk kelimesiyle ifade edilmiştir. Mahmud Kâşgarî ırk kelimesini “falcılık, kâhinlik ve bir kimsenin gönlündekini bilmek” diye açıklamaktadır. (Divanü Lûgat-it-Türk 1,45; tercüme 42).
Aynı destanda Külçora ve Kançora adlı kahramanlardan bahsedilirken:

Kül tutup doğmuş çocuğa
Kan tutup doğmuş çocuğa
Külçora deyip ad verdi
Kançora deyip ad verdi
Çocuğu yaşamıyan Başkurtlar da, müslüman oldukları halde, ölüm meleğini aldatmağa çalışırlar. Çocuğu doğduğu gibi ebe eline alıp dışarı çıkar, birkaç ev dolaştıktan sonra çocuk babasının evinin penceresinden seslenir: “Yabancı ülkeden bir çocuk getirdim. Satın alan var mı?” der. Pazarlık başlar. Çocuk için kendi ağırlığında demir verip satın alırlar. Çocuğa demir yahut Satıpaldı, Satılmış gibi bir ad verirler.
Hani bazen olur ya... 

karanlıkların ucunda aydınlığı ararsın...
Aydınlığın ucunda durana söyleceklerin olurda diyemezsin...
Sözler boğazında düğümlenir dilin kilitlenir..
Bir umut beklersin bulamazsın yanar yanar istersin de elde edemezsin....
Bazı çocuklara doğdukları günün önemli olaylarının anlatan adlar verilir: Düşmanın baskını püskürtüldüğü gün doğan çocuklara Tağıbasan {Tavbastı), aş töreni yapıldığı gün doğanlara Aşbergen, sayılı bir misafir geldiği gün doğanlara Konak keldi gibi. Bazı çocuklara doğduğu yerin adı verilir: üralbey, Sırgeldi, îdilbay vesaire gibi.
Uygurlar yıldırım düşmesini beğenirler, gök gürledikçe bağırıp çağırırlar, göğe doğru ok atarlar.
Büyük ve kitaplı dinlerin hiçbiri eski müşrik dinlerin tesirinden kurtulamamışlar, yeni yüksek dinin talimatına açıkça aykırı olan birçok görenek ve inançları, “kitaba uydurup”, din kitaplarına bile sokmuşlardır.
Beltir’ler ölüyü defin edip eve geldikten sonra ölünün dul kalan karısının saç örgülerini çözüp dağıtır ve yarısından aşağısını keserler. Dul kadın ancak ölünün yedisinden sonra saçlarını örebilirler, ölünün karısı ve çocukları ölünün yedisini verinceye kadar ciğer yemezler. Güya yenilirse ölünün ciğerleri rahatsız olurmuş.
Her davul, şamanın ölümünden sonra ormana götürülüp, parçalanır ve bir ağacın dalına asılır; şamanın ölüsü de bu ağacın yanına gömülür. Şamanın defni esnasında hususi âyin ve merasim yapılmaz, İlâhiler de okunmaz.
229 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Bu kitabın ilk baskısı 1954 yılında yapıldıktan sonra 1972, 1986, 1995 ve 2000 yılında da 5. baskısı yapılmış (okuduğum baskı). İçindekiler kısmına baktığımızda, "Tarihte şamanizm, yaradılışa dair efsaneler, tufan efsanesi, kıyamet, tanrılar ve ruhlar, ateş, kam, ayin, tören, bayram, dua, falcılık, kehanet, evlenme, doğum, ölüm" gibi çeşitli başlıklara sahip.

Eski Türk dini ve mitolojisi hakkında ayrıntılı bilgi almak için Çin, İslam ve Batı kaynaklarında geniş bilgi olsa da bunların dağınıklığı yüzünden erişim sıkıntısından bahsediyor yazar. Bulabildiği kaynaklardan elde ettiği bilgiler doğrultusunda da bu kitabı ortaya çıkarmış.

Bu ve buna benzer kitapların önemi ise, insanların yaptığı bireysel ya da toplumsal bazı davranışların kökenleri hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlamasıdır. Bu sayede asırlardır sözlü ve yazılı kültür yoluyla aktarılan bilgiler yoluyla şu anki yapılan bazı davranışlar hakkında bilgi sahibi de olabiliyoruz.

Özellikle eski Türk inanışları ile ilgili araştırma yapan ya da merak eden okuyuculara yöneliktir. Şu an yapılan bazı dini ve geleneksel inanışların kaynağı orta Asya'ya kadar gitmektedir.

Çok uzun zamandır okumayı planladığım kitabı en sonunda okudum. Tavsiye ederim. Ama herkese her kesime de hitap etmiyor.

Bu kitabı 3 - 6 Kasım 2019 tarihlerinde okuyup bu inceleme yazısı ise yine 6 Kasım 2019 tarihinde 1000Kitap sitesine eklenmiştir.
102 syf.
·11 günde·Beğendi·7/10
Türk dilinin kökenin nerelere kadar dayandığını, Türklerin ne zamandan beri var olduğunu, yabancıların Türk dilini araştırmış olmasına rağmen Türklerin bu konuda yetersiz kalmasından bahsediyor. Kökümüzün göçebe hayattan yerleşik hayata geçtiğini anlatıyor. En eski Türklerin konuştukları Dili araştırarak açıklamalarıyla bize aktarıyor.
206 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10
Bu kitapta islamın yayılmadan önce Türklerin inanmış olduğu din “Şamanizm” den bahsediliyor. İslam yayılmaya başladıkça dinimize karışan hurafeleri anlatıyor. Örneğin kurşun döktürme, nazar boncuğu, dilenciye para verirken parayı başımızın üzerinde çeviririz. İşte tüm bunlar islamı kabul etmiş olmalarına rağmen eski inanışlarından vazgeçmedikleri için dinimize karışmış. Kitapta harf hataları da var. Bazı cümleler Arapça ama açıklaması yok. Ama güzel bir emek var ortada. Okunmalı.
Ders kitabı niteliğinde bilgi yüklü kitap..
Eski zamanlara ait dogru noktalar ile atıflar ıspatlar ile kıyaslamalar.. Dili ağır olmasına rağmen sakin okunduğunda anlasılır
176 syf.
·23 günde·Beğendi·Puan vermedi
Manas'ın Destanı ile başlayan kitap, oğlu Semetey'in destanına, ondan sonra da torunu Seytek'in hayatı ile devam ediyor. Kitabı okurken yok artık diyebileceğim şeyler de okudum. Acaba gerçekten var mıydı böyle şeyler diye düşündüm. Olabilir de olmayabilir de; kim bilir..

Destansı tadıyla ilerleyen anlamını bilmediğimiz kelimelerin kullanımıyla okumaya çalıştığım bu kitaptan yer yer çok sıkıldıysam da sonunda bitirdim. (Bazı kelimelerin açıklamaları yazıyordu arkasında)

Manas alpı merak etmedim değil, destanlarını konu alan bir film var mıdır, bir bakmak lazım.
256 syf.
·9 günde·Beğendi·6/10
Okuduğum bu kitap Abdülkadir İnan'a ait ilk kitabı fakat okuduğum kitap ta Türklerin dini gelişimi ve şu anda bile kullanılan eski şaman dininde kullanılmış olan adetler günümüzde İslam dinin bir gereğiymiş gibi insanların kullandığı adetleri okudukça etkileneceğinizden eminim hatta hıristiyanlık dininde bile olmayan ve şuanda geçerli olan bir çok geleneğin bile hıristiyanlık dininde olmadığını göreceksiniz.

Yazarın biyografisi

Adı:
Abdülkadir İnan
Tam adı:
Prof. Dr. Abdulkadir İnan
Unvan:
Akademisyen, Tarihçi, Halkbilimci, Yazar
Doğum:
Çıgay, 29 Kasım 1889
Ölüm:
1 Ekim 1976
Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarında kurulan dil ve tarih kurumlarında, üniversitelerin kuruluş ve teşkilatlanmalarında da çok önemli roller aldı. Atatürk’ün bir akademi gibi çalışan Çankaya toplantılarının en devamlı ilim adamlarından birisi de o idi.
Aynı zamanda büyük bir istiklâl savaşçısı, devlet adamı, Türk dili ve kültürü bilim adamıdır.

Yazar istatistikleri

  • 9 okur beğendi.
  • 52 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 61 okur okuyacak.