Abdurrahim Karakoç

Abdurrahim Karakoç

Yazar
8.9/10
132 Kişi
·
408
Okunma
·
805
Beğeni
·
38.731
Gösterim
Adı:
Abdurrahim Karakoç
Unvan:
Şair
Doğum:
Elbistan, 1932
Ölüm:
Ankara, 2012
1932 yılında Elbistan'ın Ekinözü (Celâ) köyünde doğdu. İlkokulu bitirdikten sonra bir süre köyünde marangozluk yaptı. Daha sonra belediyede muhasebeci olarak çalıştı. Günümüz âşık tarzı şiirinin büyük ustalarındandır. Saz çalmayıp yalnız yazar. İlk şiiri ilkokul sıralarında Elbistan'da çıkan Engizek gazetelerinde yayınlandı. Hece vezniyle aşk, gurbet ve sosyal temalı şiirler yazdı. Taşlamalarıyla ünlendi. Şiirlerini Âşık Mahzunî, Musa Eroğlu gibi sanatçılar bestelemişlerdir. Mihriban türküsü Abdurrahim Karakoç'undur. Karakoç, şiirleri yanında, ironik yazılarıyla da tanınmıştır. Yazıları Yeni Düşünce, Yeni Hafta ve Gündüz gazetelerinde yayınlandı. 2000 yılından beri Akit gazetesinde köşe yazıları yazmıştır. Şiirleri: Hasan'a Mektuplar (1964), Haberler Bülteni (1967), Hasan'a Mektuplar ve Haberler Bülteni (1969), El Kulakta (1969), Bütün Şiirleri (1973), Vur Emri (1972), Kan Yazısı (1977), Şiirler (1981), Suları Islatamadım (1980), Kar Sesi (1983), Dosta Doğru (1984), Beşinci Mevsim (1986), Gökçekimi (1991), Akıl Karaya Vurdu (1994). Yazıları: Düşünce Yazıları (1990), Çobandan Mektuplar (1996).
Gölgesinde otur amma
Yaprak senden incinmesin.
Temizlen de gir mezara
Toprak senden incinmesin.

Yollar uzun, yollar ince
Yol kısalır aşk gelince
Yat kurban ol İsmail’ce
Bıçak senden incinmesin.
Birine küstün mü., darıldın mı hiç?
Sevdin mi, öptün mü, sarıldın mı hiç?
Hasret nedir, ne değildir, de hele.
Ölüler toprağa gömülür, hatıralar yüreğe
Toprak mı vefalı, yürek mi bilmiyorum....
Vurulup ömrünün ilk baharında
Kanından çiçekler açar yarında
Cümle şehitlerin omuzlarında
Bir sabah gelecek kardan aydınlık.
Abdurrahim Karakoç
Sayfa 41 - Ocak Yayınları
Büyülendim..Bu efsunlu kitap için incelemeye başka bir kelime ile giriş yapamazdım.

Ya Karakoç sen ne yaptın beni benden aldın yüreğimi dağladın onu kör kuyulara attın.Bu gönül nasıl bir gönüldür bu sâf sevgi neyin emaresidir?!
Mihriban Türküsünü mü sayayım diğerlerini mi hangisini... Alevin mi yoksa benim mi üşüdüğümü mü?! Aşk kâğıda yazılmaz bilirim yaşanmadıktan sonra şu içindeki nar yanmadıktan, her şeyin seni O' na götürmemesinden, huşu denen o bal damlasını tattırmadıkça boş..Bu dünya her şey anlamsız..Yaşanan her an yitik.Aşkın izi sürülmez de yazılmazda...bilirim yaşarak bilirim hem de.

Yorgunum Karakoç şu koskoca yaşlı bunak dünya kadar bütün umutsuzluklara rağmen, insanlara, saçma düzenlere, dostluklara ve en önemlisi kendime rağmen sonra dedin ki sen:

"Umudum her zaman bakidir amma
Zaman kısa ben yorgunum yol uzun..."

Senin yerine konuştu sözcüklerin. Sus dedim kendime bir çiçek gibi sus kainatın suyunu istiyorsan sus kendine bile sus.Sustum..Umutla parlayan bir kalple sustum artık!

Bu kitap dosta doğru güzel insanlar, en güzele doğru Hakk'a doğru. Okuyun okutturun!!
Karakoç edebiyatımızda şiirlerini okumaktan keyif aldığım şairlerden biri. Kitabına da şiirin kendine göre nasıl olması gerektiğine dair bir bir yazıyla başlıyor.
"Şiiri tam anlamıyla tarif etmek ne şiirin, ne de edebiyatçıların haddine düşmüştür. Çünkü, şiir tatlı bir düştür. Bebekçe gülüştür.

Kimi zaman kabaran öfke seli, kimi zaman uyuyan bir denizdir şiir. Kimi zama yaraya ilaç, kimi zaman başa taç.. İman, edeb ve has duygularla yoğrulduğu zaman miraç, içine dalkavukluk, şehvet menfaat ve edep dışı söz karıştığı zaman da kokmuş bulamaç olur şiir."
Akıl Karaya Vurdu ağırlıklı olarak taşlamaların yer aldığı şiirlerden oluşuyor ve 90'lı yıllardaki yolsuzluklar, haksızlıklar, vurgunlar, siyasi eleştiriler şairin gönül ve düşünce dünyasından mısralarda yer buluyor.

Aç gözleri makam hırsı bürüdü

Siyasi zirzopluk aldı-yürüdü

Sosyal yapı, milli doku çürüdü

Her hastaya HAP olanlar ön safta.

05.04.1994

Güvenmek aldanmaktır... ölçü-tartı izafî Mert-namert, güzel-çirkin, eksi-artı izafî Çoğunun cebindeki kimlik kartı izafî
Kim kimdir? Kim kim değil? Anlamak ve bilmek zor
Oynanan komediye gül diyorlar, gülmek zor.

Figüran heykeller var kül tablası boyunda Yediyüz göbek atar dakikalık oyunda

İşlenen her günaha kurt da ortak, koyun da Kalmışım ara yerde, tozdayım, dumandayım
Kirli bir mekândayım, iğrenç bir zamandayım.

24.07.1991
Bunun yanında ölüm, zaman, dünyadaki zulümler, aşk gibi konular da yer alıyor kitapta.Karakoç bir şiirinde:

"Ne yazdımsa inanç, ahlâk, örf ile

Postaladım gönül denen zarf ile

Anlatılmaz yirmi dokuz harf ile. " derken tüm şairler gibi yoğun duygu dünyasının sadece bir kısmını aktarabildiğini ifade eder. Bu dünyayı keşfetmek isteyenlere Akıl Karaya Vurdu kitabını okumalarını tavsiye ederim.
1997 yılında Ocak Yayınlarının bastığı kitabın genişletilmiş baskısını görüyoruz burada. İçinde meşhur "Mihriban" şiirinin de olduğu kitap. Karakoç, gerçek bir hece ölçüsü ve halk edebiyatı üstadıdır; rahmetle anıyorum bir kere daha...

Bu arada Mihriban'la ilgili bir şeyler yazmamak olmaz.

Bana göre Mihriban, tam da bu toprakların türküsüdür. Çünkü her şeyden evvel yerlidir, yani türküdür. Sonra şairi Abdurrahim Karakoç ve bestecisi Musa Eroğlu bilinmesine rağmen adeta anonimleşmiş ve halka mal olmuştur.
Şairi sağ gelenekten gelen, milliyetçi dindar kimliğe sahip, söz ustası bir kalemken bestecisi ise sol kökenli, Alevi kültürüne aşina, bir saz ustasıdır. Dili duru bir Türkçe, hatta adeta nağmesi bile Türkçedir. Yani sanki ayrı şeylermiş gibi görünen kavramlar bu türküde bir aradaydılar; kardeştiler ve eğer ikisinden birisi olmasa böyle bir türkü de olmayacaktır. Üstelik türkünün konusu bir aşk hikayesidir; sevmek üzerinedir. İşte tam da bu sebeplerden dolayı Mihriban bizim ihtiyacımız olan şeylerin karşılığıdır. Ve aradan bin yıl geçse bile Türk milleti var oldukça okunup, söylenecek bir türküdür.
Abdürrahim Karakoç'un okumuş olduğum 4. Kitabıdır. Okuduklarım arasında hepsinin konusu teması dili farklıydı.

Bu kitap da Türklük, dönemin siyasi olayları ve yoklukları, dönemin siyasetçileri hakkında bazen yerici bazen de düşündürücü bir takım şiirlerden oluşuyor.

Karakoç dilini, sözünü esirgemeyen yeri geldiğinde açıkça dönemi, siyaseti, yaşantıyı eleştiren yeri geldiği zaman da nasıl sevmek gerektiğini bize şiirleri ile aktaran usta bir şairdir. Her zaman beğenerek okuduğum bir şair ve yazardır. Her konuda açıkça yazan bu ustayı okumanızı öneririm. İyi okumalar...
Abdurrahim Karakoç'un kitaplarının basımı bitmiş. Yeni basım ne zaman çıkar belli değil. Bu kitabı günlerce aradım ve sonunda bir kişide 1988 Ankara basımını buldum ve aldım. Kitap eski basım olduğu için bazı yazım hataları var. Ayrıca içindeki şiirlerde eski kelime çok.

Konusuna gelince de geneli itibariyle diğer şiirlerde olduğu gibi dönemin yokluğunu, siyasetini, aşkı, zorluğu ve günümüz gençliğini, giyimini, konuşmasını eleştiren yine sert dille yazılmış bir çok şiirden oluşuyor. Karakoç'un en sevdiğim yönü anlatmak istediği şeyi eğip bükerek değil de direkt olarak aktarmasıdır. Sözleri açık ve anlaşılırdır. Okumanızı tavsiye ederim. İyi okumalar...
Halk Şairi/Ozanı diğer bir ifadeyle 'Aşıklık' deyiminin son dönemde ortaya çıkan nadir örneklerindendir Abdurrahim Karakoç. Tek farkı diğer aşıklar gibi bir bağlama/saz eşliğinde söylememiştir şiirlerini.

Kitabin konusuna gelince ifade ettiğimiz gibi şairimiz aşıklık geleneğini takip ettiği için; dönemin siyasi düşüncelerini, halkın yoksulluğu ve ekonomik durumunu, modernleşme düşünceleri karşısında halkın tavrını, yeni ve eski nesillerin çatışmalarını, dönemindeki ahlaken kötü fiilerin artışını bunlara karşı halkın tavrını, vatan ve millet sevgisini işlemiştir. Ve benim için en önemli kısım olarak Karakoç; Türk-İslam Ülküsüne kendisini adamış bir şairdir. Şiirlerine de bunu çok güzel bir şekilde yansıtmış, Türklüğün bu ülkedeki sesi olmayı başarabilmiş nadir yazarlardandır.
Abdurrahim Karakoç bu kitabında sadece şiir değil düz yazıya da yer vermiş. Konu ile alakalı bir yazı ve ardından gelen şiirlerden oluşan yine farkını ortaya koyan ve okuduğunuzda bu Karakoç dediğiniz dizelerden meydana gelen bir kitap. İyi okumalar.
Yolların mezarda bittiği akla yakın diyenler var.Nereden geldiğimiz hangi akla yakın ki,gittiğimiz yer de aklımıza yakın olsun...Selâm dogru yolun doğru yolcularına
Suları Islatamadım Abdürrahim Karakoç'un fikir çilelerini kalemine yansıttığı güzel eserlerinden biri.Toplumu ilgilendiren her konuda geleneksel halk şiirimizin hafızamızdaki izdüşümlerini duygulu, coşkulu bir söylemle dile getirmesi sanırım pek çok şiirinin bestelenmesinin ana sebebi.Halk şiirinin özellikleriyle yazmasına rağmen kalem şairidir Karakoç bağlama çalmayı bilmez bu nedenle kendinden ziyade başkaları tarafından bestelenen şiirleri bilinir çoğunlukla.
Yaşamını tüm içtenliğiyle şiirlerine yansıtan Karakoç hayatı, yaşananları, toplumun çektiği sıkıntıları sürekli sorgulamış neticede bu denli güzel şiirler ortaya çıkmış.
"Ekin ektim başak yılan
Kuşandığım kuşak yılan
Yorgan akrep, döşek yılan
Bir gün rahat yatamadım
Suları ıslatamadım."
Dizeleri onun bu sürekli sorgulayan yönünü su imgesiyle dile getirdiği canım dizelerinden birkaçı sadece.

Bazen kızmış isyan etmiş taşlamalarla meramını anlatmış.
"Üçkağıtçı düzen geçip gitmeden
Her ocakta üç beş baykuş ötmeden
Çabuk, devlet malı deniz bitmeden
Doğmaya gayret et doğmaya bebek
Sonra geç kalırsın yağmaya bebek"
Dizeleri 1983 ' te yayımlandığı düşünülürse dönemimin toplumsal aksaklıklarını vermesi bakımından en az edebi değeri kadar mühimdir.
Hiçbir sanatkar yaşadığı süreçten ayrı düşünülemez Abdürrahim Karakoç da dönemin sorunlarına dizeleriyle değinmiş kimi zaman karamsar kimi zaman iyimser toplumun nabzını tutmuştur.
" Bölücülük dağıtan çay
Kurur erinde gecinde
Kardan köprü, buzdan saray
Erir erinde gecinde

Öfkeler hep direk direk
Ellerinde kazma kürek
Türk milleti tek bir yürek
Vurur erinde gecinde."
Zorlu yaşamını, hayat felsefesini, inancını, mücadeleci ruhunu hayranlık uyandıracak bir üslupla anlatıp
" Hayat kilim çile nakış
Dokuyoruz iniş yokuş
Marifet manaya bakış
Görene canımız kurban"
dizelerinin unutulmayacak ustasını sadece "Mihriban" türküsünün şairi olarak yadetmek ona yapılacak en büyük haksızlık kanaatimce.
2012 'de Hakka yürüyen; bağlamasız, yürekleri bağlayan ustayı rahmetle anıyor,
Okumanızı tavsiye ediyorum.
Şiirlerle hayat daha da güzel...
Kitabı ilk elime aldığım zaman köşe yazılarından derlenmiş yazılar okuyacağımı düşünmüştüm. Kitabı okumaya başladığım zaman yanıldığımı anladım. Dağda çobanlık yapan bir köylü ile karşılıklı yazılan mektuplara yer veriliyordu. Okudukça insanımızın erdemliliğine tanık oldum. Özellikle çobanın Abdurrahİm Karokoç'a gönderdiği mektuplar beni çok şaşırttı. Kitaptan alıntılar paylaşmak isterdim ama okuması için bir arkadaşıma vermiştim, kime verdiğimi hatırlamıyorum. Yeniden kütüphaneme eklersem alıntılar paylaşırım.

Yazarın biyografisi

Adı:
Abdurrahim Karakoç
Unvan:
Şair
Doğum:
Elbistan, 1932
Ölüm:
Ankara, 2012
1932 yılında Elbistan'ın Ekinözü (Celâ) köyünde doğdu. İlkokulu bitirdikten sonra bir süre köyünde marangozluk yaptı. Daha sonra belediyede muhasebeci olarak çalıştı. Günümüz âşık tarzı şiirinin büyük ustalarındandır. Saz çalmayıp yalnız yazar. İlk şiiri ilkokul sıralarında Elbistan'da çıkan Engizek gazetelerinde yayınlandı. Hece vezniyle aşk, gurbet ve sosyal temalı şiirler yazdı. Taşlamalarıyla ünlendi. Şiirlerini Âşık Mahzunî, Musa Eroğlu gibi sanatçılar bestelemişlerdir. Mihriban türküsü Abdurrahim Karakoç'undur. Karakoç, şiirleri yanında, ironik yazılarıyla da tanınmıştır. Yazıları Yeni Düşünce, Yeni Hafta ve Gündüz gazetelerinde yayınlandı. 2000 yılından beri Akit gazetesinde köşe yazıları yazmıştır. Şiirleri: Hasan'a Mektuplar (1964), Haberler Bülteni (1967), Hasan'a Mektuplar ve Haberler Bülteni (1969), El Kulakta (1969), Bütün Şiirleri (1973), Vur Emri (1972), Kan Yazısı (1977), Şiirler (1981), Suları Islatamadım (1980), Kar Sesi (1983), Dosta Doğru (1984), Beşinci Mevsim (1986), Gökçekimi (1991), Akıl Karaya Vurdu (1994). Yazıları: Düşünce Yazıları (1990), Çobandan Mektuplar (1996).

Yazar istatistikleri

  • 805 okur beğendi.
  • 408 okur okudu.
  • 16 okur okuyor.
  • 342 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları