Adelbert Von Chamisso

Adelbert Von Chamisso

Yazar
7.5/10
77 Kişi
·
170
Okunma
·
12
Beğeni
·
1.108
Gösterim
Adı:
Adelbert Von Chamisso
Unvan:
Yazar
Doğum:
30 Ocak 1781
Ölüm:
21 Ağustos 1838
Berlin romantikleri arasındaki en yetenekli şairlerden biri, yazar ve bilim adamı. Faust’u andıran Peter Schlemihls wundersame Geschichte (1814; Peter Schlemihl’in Garip Öyküsü) adlı masalı en ünlü yapıtıdır.Fransız Devrimi’nin terör ortamından kaçan ailesi, Chamisso dokuz yaşındayken Berlin’e sığındı. Chamisso, anadili Fransız- canın yerme Almanca kullanmaya başladı. İlk yapıtlarını 1804-06 arasında, kendisinin de yayın yönetiminde yer aldığı Berliner Musenalmanach’ta yayımladı. 1804′te, Berlin romantiklerinin toplandığı Kuzey Yıldızı Birliği (Nordsternbund) adlı derneği kurdu. 1807-08′de Fransa ve İsviç-re’yi dolaştı; bu sırada Madame de Stael’in çevresindeki edebiyatçılar topluluğuna katıldı.

Chamisso’nun en ünlü yapıtının kahramanı Peter Schlemihl’in öyküsü gerçekte alegori yoluyla vatansız bir adam olan Chamisso’nun kendi siyasal yazgısını dile getirir. Gölgesini Şeytan’a satan Schlemihl, karşılı-ğında hiç tükenmeyen bir para kesesi alır. Ama gölgesiz bir insanın umulmadık güçlüklerle karşılaşacağını çok geçmeden anlar. Gene de Şeytan’ın yeni önerisi üzerine gölgesiyle ruhunu takas etmeye yanaşmaz; bir adımda yedi fersah yol alan bir çift çizme giyerek, ilk takasta yitirdiği iç huzurunu yeniden bulmak için dünyayı dolaşmaya çıkar.Chamisso’nun, Robert Schumann’ın bestelediği Frauenliebe und Frauenleben (Kadınların Aşkı ve Yaşamı) gibi ilk şiirleri, dönemin Alman romantik şiirine özgü naif bir üslupla yapmacıksız duyguları betimli-yordu. “Vergeltung” ve “Salaş y Gomez” gibi öykülü baladları ile şiirlerinde ise kimi zaman olağandışı ve dokunaklı konuları işledi. Ama şiirleri zamanla daha gerçekçi bir çizgiye yöneldi ve Heinrich Heine’nin övgüsünü kazandı. Bu dönemdeki şiirlerinin çoğunda, 1838′de yapıtlarını çevirdiği Fransız şair Pierre-Jean de Beranger’nin siyasal şiirlerini örnek aldı. Beranger’den yaptığı çeviriler ve onlara öykünen kendi şiirleri Alman edebiyatına siyasal lirizm öğesini getirdiği için, birçok eleştirmen Chamisso’yu 1840′lann siyasal şiirinin habercisi sayar.Chamisso, yumuşakçalarda eşeyli ve eşeysiz üreme biçimlerinin birbirini izlemesini

konu alan araştırmalarıyla bilim adamı olarak da ün kazanmıştı. Ayrıca, Güney Asya dilleri üzerine çalışmalarıyla da ünlü bir filologdu. Dünya çevresinde yapılan bilimsel bir keşif gezisine botanikçi olarak katılan Chamisso’nun (1815-18) sefer sırasında tuttuğu günlük Reise um die Welt mit der Romanzoffischen Entdeckungs-Expedition (1821; Romanzov Keşif Ekibiyle Dünya Çevresinde Yolculuk) bu türün klasikleri arasına girmiştir.
Sevgili dostum, hafiflik ederek ayağını doğru yoldan dışarı atan bir kimse, farkında olmadan başka yollara sapar ve bu yollar onu aşağı, hep aşağı götürür.
Kibir, atılan bir demirin insanda en kolay tutunabildiği zemindir.
Adelbert Von Chamisso
Sayfa 32 - Aylak Adam Kültür Sanat Yayıncılık, Çevr: Etem Levent Bakaç
Sevgili dostum, insan bir kere düşüncesizlik edip doğru yoldan ayrılırsa, onu hep aşağıya, daha aşağıya çeken başka yollara da sapar; gökyüzünde ona yön gösterecek bir yıldız araması da boşunadır; zira çaresi yoktur, yokuş aşağı gidecek ve intikam tanrıçasına kurban olacaktır.
Demir zincirlerle sımsıkı bağlanmış olan bir kimseye kanadın yararı olur mu? O, bu kanatlara karşın, hem de daha korkunç bir biçimde, umutsuzluğa düşer.
ben aklı kıt, zavallı bir kızım; sevgilimin, onu çok ama çok sevdiğim için canımı yakmak istemeyeceğine inandırdım kendimi.
94 syf.
·Beğendi·9/10
İlkini tek seferde okuyup bitirdiğim bir kitap. Çok sürükleyici ve güzel.. Daha sonra tekrar okudum ve kitaptan daha çok haz aldım. Bir insanın gölgesini satması gibi bir durumun olabilme ihtimalini düşündükçe yazarın olağanüstü kurgusuna hayran kaldım. Kıskandım da diyebilirim.
94 syf.
·3 günde·6/10
Kitabın konusu oldukça ilgi çekici; gölgesini şeytana satan bir adam. Böyle bir fikir, yazarın aklına nasıl gelmiş diye düşünmeden edemedim. Gölge, kitapta metaforik bir öğe olarak kullanılıyor. Gölgesini, sonsuz zenginlik veren bir kese karşılığında takas eden kahramanımız karlı bir alışveriş yaptığını düşünse de zamanla öyle olmadığını fark edecektir. Aslında işin felsefik yanını bir yana bırakırsak oldukça mantıklı bir alışveriş gibi görünüyor, eninde sonunda bir gölge öyle değil mi? Fakat değil işte... Gölgesizliği, zenginliği ile elde ettiği saygının ötesine geçecektir. Gölgesi, kişinin kendi benliğinden bir parçası neticede.

Kitap bir çırpıda okunup bitirilecek kadar kısa ve anlaşılır. Ama sanki böyle bir konu, daha farklı işlenebilirmiş gibi geldi bana. Beklentilerimin biraz altında kaldığını söyleyebilirim. Ama bu kitabı sevmediğim anlamına gelmez. İlgi çekici bir konu, farklı bir yazar ve değişik bir hayal gücü; okumanızı tavsiye ederim. Keyifli okumalar…
156 syf.
·14 günde·4/10
Tam bir Sabahattin Ali aşığı olarak sadece kendi kitapları değil çevirilerinin de okunması gerektiğini düşünerek aldığım kitap maalesef hüsranla bitti. Muhteşem bir akıcılıkla, duygu aktarımıyla yapılan çeviri ancak bu kadar konu bakımından sıkıcı olabilirdi.
94 syf.
·8/10
Bu uzun öyküde talih kesesi isimli insanın elini attığında altın çıkardığı bir kese karşılığında gölgesini şeytana satan Peter Schlemihl'in başından geçen tuhaf olaylar anlatılmaktadır. Bu alışveriş sonucunda Schlemihl umduğunun aksine mutsuz olur. Artık zengin bir insandır ama gölgesi olmadığı için diğer insanlar tarafından hakir görülür. Sevdiği kızın babası kızını ona vermek istemez. Gölgesini geri kazanmak amacıyla seytanla tekrar pazarlığa oturduğunda ise ancak ruhu karşılığında gölgesini geri alabilecegini öğrenir ama bu sefer akıllıca hareket eden Schlemihl bunu kabul etmez. Gölgesiz yaşamayı, yaptığı hatanın bedeli olarak kabullenir. Kalan ömrünü insanlardan uzakta ama insanlara faydası olacak bilimsel arastırmalar yaparak geçirir. Öyküyü beğendim. İnsanın islediği günahların kefaretini ödemesi gerektiği ve bir yanlışın dikkat edilmezse daha büyük yanlışlara yol açacağı konusu eserde ustaca işlenmiş.
94 syf.
·Beğendi·10/10
thomass mann peter schlemihl'in garip öyküsü adlı eser için şöyle der,
"çocuk masalı olarak tanımlandı. kesinlikle değil. masalsı duruşunun yanı sıra, ciddi ve modern bir yapı ve içeriğe sahip. şayet hikayeye bir tür adı vermek gerekiyorsa, o da 'fanstastik öykü' olur."

masalın ne olduğunu, öyküsel yanlarını biliyoruz. adelbert von chamisso, öyküde verdiği altmetinlerde (değinilecek) algıyı üst düzey tutuyor. ne yazık ki kendisine ait başka bir eser bulunmamakta. belki vardır, bizim yetersiz kültür ve sanat anlayışımız ona erişemiyordur. nitekim alexandre dumas'nın üçyüzden fazla eseri olduğu biliniyor, türkçe'ye çevrilen sadece iki elin parmaklarını geçmemekte.

öyküye geçersek, bir adam uzun süren deniz yolculuğundan sonra elindeki mektup, içindeki umutla lüks bir sarayın sahibi olan john adındaki bir adamın yanına gider. fakat bay john'un çevresi soylu kadınlar ve erkeklerle çevrilidir. yine de fırsatını bulup mektubu adamın eline tutuşturur. john ise mektubu okur ve pek umursamaz. bu sırada yanlarında gri redingotlu, sıska, uzun boylu ve çelimsiz bir adam kendisinden istenilen her şeyi redingotunun içinden çıkartır. bir atı bile! işin tuhaf yanı kimse şaşırmaz, olaya tanık olan adamdan başka. içten içe bu garip adamla tanışma isteğiyle yanıp tutuşur kahramanımız. nihayet büyücü diye adlandırdığı gri redingotlu adam yanına gelir ve der ki, "`acaba gölgenizi bana devretme düşüncesini benimseyebilir misiniz`?"

ve bu gotik, fantastik, trajikomik öykü burada başlar. gölge, öyküde bir metafordur. itibardan daha da üstte yer alır - onun için itibarüstü terimini kullanmak gerekir. öyle ki gölgesiz görüldüğü -yakalandığı- an hemen hakaretler edilir kendisine. bir katil, sapık, din düşmanı yahut cadıymışcasına kendisinden kaçılır, bu ölçüde suçlamalarda bulunulur.

gri redingotlu adam, gölgeyi bir altın kese karşılığında satın almıştır. kahramanımız başlarda bu takası oldukça faydalı bulur. çünkü altın kesesi sonsuzdur ve elini ne zaman daldırsa avuç avuç altın çıkar içinden. chamisso, işte tam burada itibarsızlık ve zenginliği aynı çember içine alır ve altmetinin harika döngüsünü okuyucuya ulaştırır. biraz daha bilindik bir örnek vermemiz gerekirse, şarlo'nun bir filminde (adını maalesef hatırlayamıyorum; keza kemal sunallı bir uyarlaması da mevcuttur.) şarlo, bir dostunun son model arabasıyla gezer, fakat cebinde meteliği dahi yoktur. yere atılan bir izmariti almak için dilenciyle izmarit savaşına girer. bu tezat durumu bu şekilde örnekleyebiliyorsak (en kolay bir şekilde) chamisso'nun sağaltarak aktardığı duruma da kolayca vakıf olabiliriz. zaten kullandığı dil oldukça yalın ve anlaşılabilir cümlelerle çevrilidir. tavsiyem odur ki bir değil, birkaç defa okunmalı. çünkü öyküde altmetin bolluğu kadar subliminal karakterler de mevcuttur.
bendel, rascal ve mina gibi.

öyküyü okuduktan sonra okunması tavsiye edilir:

--------------------

bendel ona tek sadık insan olur. altına pula değer vermez, onun tek mutluluğu efendisini mutlu görmek ve hizmet etmektir. bendel, chamisso'nun oluşturduğu nefsani olmayan, insani bir ruhun temsilidir.
öte yandan rascal, yani diğer hizmetkarı ise, hayvani ruhun temsili olarak çıkar karşımıza. ilerleyen bölümlerde kahramanımıza en büyük sıkıntıları da o verecektir.

mina, yani sevdiği, taptığı kadın ise bedeni, bedene ait olan ne varsa onu temsil eder. mina'yı delilerce sevmesine rağmen, bir gün ona tekrar sahip olma şansını yakalar, fakat artık daha bilgin bir insandır. doğa üzerine, felsefe üzerine ve türlü coğrafyaların, hayvanların keşfiyle aydın bir kişi olmuş, bu kez dünyevi yani bedensel arzulardan, daha doğrusu şehvani duygulardan vaz geçmiştir.

ve son olarak ismi hiçbir şekilde zikredilmeyen gri redingotlu adam ise kaderi temsil eder.
olasılıkdışı, istençdışı da diyebiliriz, olaylar haricinde hayat, kader, bildiğimiz üzere seçimlerimizle şekillenir. belirli bir yaştan sonra hayatımızı önümüze koyar onu bir hamur gibi şekillendiririz. isteklerimiz, temayüllerimiz nasılsa, yaşadığımız atmosfer de o oranda değişir, şekil alır. mesela, matematiği sevmiyorsak, bir doktor olamayız. edebiyatı sevmiyorsak bir yazar olamayız, gibi basit bir durumdur anlatılmak istenen. biz gri redingotlu adamın yani kaderimizin bizi hiçbir şekilde zor kullanmayacağını biliriz. fakat o, bize zaman zaman önemli teklifler sunar. bunları elde etmemiz, ama iyi ama kötü, tamamen kendi kararımıza bağlıdır.

-------------------------------------

kitabın bir film uyarlaması mevcuttur, fakat onca aramalarıma rağmen bir izini bulamadım. alman yapımı ve imdb'de kaydı var, lakin filme ait bir görsel yahut video bulunmamakta. bu da büyük bir hayal kırıklığı.

son olarak, öyküde geçen şu müthiş cümleyle diyeceklerimi bitirmek istiyorum:

"... fakat sen, sevgili dostum, şayet insanların arasında yaşamak istiyorsan, her şeyden önce gölgeye saygı göstermesini öğren, para sonra gelir. yalnızca kendini ve içindeki iyiliği dinleyerek yaşamak istiyorsan, o halde nasihate ihtiyacın yok demektir."

adelbert von chamisso, peter schlemihl'in garip öyküsü

alıntı yapılan kısım "aylak adam yayınevi"ne aittir. şubat 2014
çeviri ise: ertem levent bakaç

not: henüz elinizde yok ve satın almayı düşünüyorsanız, varlık yayınları'ndan çıkan sabahattin ali çevirisi tavsiye edilir. baskısı olmamasına karşın, nadirkitap, kitapyurdu gibi sitelerden edinilebilir.
94 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Gölgesini satan adamın aslında trajik öyküsü bu. Öykü bu ya gölgesini altın saçan bir kese uğruna gri giysili adama satan adamın gölgesizliğini öyküde herkes farkediyor. Ve adam gölgesizliği yüzünden saygınlığını yitiriyor. Ama sadık uşağı hep ona destek oluyor. Galiba bu kitapta ben en çok o uşağı sevdim. Hem iyi niyetli hem de minnettar bir kişi. Kitabın tahmin edemeyeceğim bir şekilde bitmesi de bu kitabı bana ayruca sevdirdi. Kısa ama kurgusu hoş bir kitaptı.
156 syf.
·21 günde·4/10
Sabahattin Ali adını görüp heyecanlanarak aldığım kitabı ite kaka zar zor okudum. Hikayeleri beğenenler vardır elbet fakat beni hiç cezbetmedi. Bitse de artık başka bir kitaba başlasam diye diye okudum. Keşke beğenenler de birer açıklama yazsaydı da kitabı onların gözünden de görseydik.
94 syf.
·10/10
Harika bir şeytana ruhunu satma hikâyesi bu. Aslında bugünün kötülüklerini anlatıyor. Zira sattığı ilk şey gölgesi değil, vicdanıdır aslında. Haliyle sınırsız servetiyle her şeyi yapabileceğine inanan kahramanımız ruhunu, vicdanını ve insanlığını yitirmiştir. Adelbert Von Chamisso'nun anlattığı modern insanın çaresizliğine dair bu öykü çok şey söylüyor.
90 syf.
·4 günde·Beğendi·6/10
Peter Schlemihl hikayesini yazıyor dostu Chamisso’ya.Gri redingotuyla dikkatini çeken bir adamla tanışıp,onunla ilginç bir pazarlık yapmasının ardından başına gelenleri..
.
1813’te yazılan eser için Thomas Mann ‘fantastik öykü’ terimini kullanmış.Ki ben de bu fikirdeyim.Masalsı özellikler taşısa da (özellikle bir mesaj niteliği taşıması bakımından) farklı bir tat var yazarın kelimelerinde.Gölgesini satan Schlemihl’in karşısına çıkan her zorlukta yaşadığı pişmanlık,bir anlık hatanın geri kalan hayatta ne denli erdemli yaşanırsa yaşansın unutulamayacağı basit ama etkili bir dille anlatılıyor.
94 syf.
·4 günde·8/10
Çok ama çok ilginç bir düşünce üzerine kurulu kitap. Belki bir şeyleri sembol ediyordur bilemem ama olsun. İşte kitaplarda görmek istediğim yaratıcılık bu. Gölgesini satmak, gölgesiz olmak. Bu tarz fikirleri olay örgüsüne katan yazarlar gördüğümde saygıdan eğiliyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Adelbert Von Chamisso
Unvan:
Yazar
Doğum:
30 Ocak 1781
Ölüm:
21 Ağustos 1838
Berlin romantikleri arasındaki en yetenekli şairlerden biri, yazar ve bilim adamı. Faust’u andıran Peter Schlemihls wundersame Geschichte (1814; Peter Schlemihl’in Garip Öyküsü) adlı masalı en ünlü yapıtıdır.Fransız Devrimi’nin terör ortamından kaçan ailesi, Chamisso dokuz yaşındayken Berlin’e sığındı. Chamisso, anadili Fransız- canın yerme Almanca kullanmaya başladı. İlk yapıtlarını 1804-06 arasında, kendisinin de yayın yönetiminde yer aldığı Berliner Musenalmanach’ta yayımladı. 1804′te, Berlin romantiklerinin toplandığı Kuzey Yıldızı Birliği (Nordsternbund) adlı derneği kurdu. 1807-08′de Fransa ve İsviç-re’yi dolaştı; bu sırada Madame de Stael’in çevresindeki edebiyatçılar topluluğuna katıldı.

Chamisso’nun en ünlü yapıtının kahramanı Peter Schlemihl’in öyküsü gerçekte alegori yoluyla vatansız bir adam olan Chamisso’nun kendi siyasal yazgısını dile getirir. Gölgesini Şeytan’a satan Schlemihl, karşılı-ğında hiç tükenmeyen bir para kesesi alır. Ama gölgesiz bir insanın umulmadık güçlüklerle karşılaşacağını çok geçmeden anlar. Gene de Şeytan’ın yeni önerisi üzerine gölgesiyle ruhunu takas etmeye yanaşmaz; bir adımda yedi fersah yol alan bir çift çizme giyerek, ilk takasta yitirdiği iç huzurunu yeniden bulmak için dünyayı dolaşmaya çıkar.Chamisso’nun, Robert Schumann’ın bestelediği Frauenliebe und Frauenleben (Kadınların Aşkı ve Yaşamı) gibi ilk şiirleri, dönemin Alman romantik şiirine özgü naif bir üslupla yapmacıksız duyguları betimli-yordu. “Vergeltung” ve “Salaş y Gomez” gibi öykülü baladları ile şiirlerinde ise kimi zaman olağandışı ve dokunaklı konuları işledi. Ama şiirleri zamanla daha gerçekçi bir çizgiye yöneldi ve Heinrich Heine’nin övgüsünü kazandı. Bu dönemdeki şiirlerinin çoğunda, 1838′de yapıtlarını çevirdiği Fransız şair Pierre-Jean de Beranger’nin siyasal şiirlerini örnek aldı. Beranger’den yaptığı çeviriler ve onlara öykünen kendi şiirleri Alman edebiyatına siyasal lirizm öğesini getirdiği için, birçok eleştirmen Chamisso’yu 1840′lann siyasal şiirinin habercisi sayar.Chamisso, yumuşakçalarda eşeyli ve eşeysiz üreme biçimlerinin birbirini izlemesini

konu alan araştırmalarıyla bilim adamı olarak da ün kazanmıştı. Ayrıca, Güney Asya dilleri üzerine çalışmalarıyla da ünlü bir filologdu. Dünya çevresinde yapılan bilimsel bir keşif gezisine botanikçi olarak katılan Chamisso’nun (1815-18) sefer sırasında tuttuğu günlük Reise um die Welt mit der Romanzoffischen Entdeckungs-Expedition (1821; Romanzov Keşif Ekibiyle Dünya Çevresinde Yolculuk) bu türün klasikleri arasına girmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 12 okur beğendi.
  • 170 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 116 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.