Adem Güneş

Adem Güneş

8.1/10
451 Kişi
·
1.469
Okunma
·
195
Beğeni
·
5.347
Gösterim
Adı:
Adem Güneş
Tam adı:
Pedagog Dr. Adem Güneş
Unvan:
Türk Uz. Pedagog, Yazar
Doğum:
Ankara, Türkiye, 1969
Adem Güneş, (d. 1969, Ankara), Uz.Pedagog

Pedagoji Biliminde Anadolu aile yapısına uygun çocuk yetiştirme modeli olan “Anadolu Pedagojisi” modelinin kurucusu ve temsilcisidir.

Rotterdam Üniversitesi Pedagoji Bölümü mezunu olan Adem Güneş uzunca yıllar yurt dışında yaşamış, Avrupa eğitim sistemlerini ve çocuk eğitimi modellerini bizzat yerinde inceleme fırsatı bulmuştur.

Çocuklarda “Vicdan Eğitimi” olmadan “Davranış Eğitimi” olamayacağının altını çizen Güneş, Almanya, Hollanda, Belçika ve Türkiye’de yüzlerce konferans ve seminerde bu temanın üzerinde ısrarla durmaktadır.

Pedagojide uzmanlık sahası “Şiddet”, “Taciz” ve “Suistimaller” olan Adem Güneş halen Fatih Üniversitesinde Öğretim Görevlisidir.

Yayınlanmış 9 Türkçe ve 1 İngilizce (The Wonder of Childhood) kitabı bulunan Adem Güneş’e Türkiye Çocuk Zirvesi tarafından 2011 yılı ÇOCUK DOSTU ödülü verilmiştir.

Adem Güneş evli ve dört çocuk babasıdır.
" Çocuk terbiyesi çocuğa ( davranış öğretmek ) değil
( duyarlılık ) ve ( irade ) kazandırmaktır."
Çocuğa kazandırılacak en üstün özellik içinde bulunduğu anın keyfini çıkarmak, başkalarının yapıp ettiklerine odaklanmamaktır...
Birçok anne baba,kendi altında ezdiği ve artık kendini savunamaz hale gelen çocuklara," Akıllı-uslu oldu" diyerek,kendisini avutuyor.
Çocuklar çoğu defa çok bilen yetişkinlerden hoşlanmazlar.Ancak kendileri gibi bazen bilen,bazen yanılan doğal yetişkinlerden daha çok şey öğrenirler.
Toplum tarafından kabul edilmeyecek olan davranışlar; bazen spor,bazen sanat,bazen de bir meslek maskesi altında sergilenebilir.
Tüm annelere, babalara, anne baba adaylarına, öğretmenlere, öğretmen adaylarına, eğitimcilere tavsiye ediyorum. Çocuk yetiştirmek belkide dünyanın en önemli işi ve bu iş için anne baba adaylarının kendilerini çok iyi hazırlamaları gerekiyor fakat şu da bir gerçek ki bilmek ve uygulamak çok farklı. Sabırlı olmanın erdemi hakkında çok kitap okusanız da sabırlı olmanız gereken durumda sabır gösterebilmek çok daha zor. Yani önce bilgi daha sonra irade göstererek uygulama gerekiyor. Bilgiler gerektiği gibi kullanılmayınca hiçbir işe yaramıyor maalesef. Eğitim ailede başlar okulda ve sokakta devam eder. Kaliteli bireylerin yetiştirilebilmesi için bu tür kitapların daha çok yazılıp okunmaları gerekiyor...
Ait olma duygusu karmaşık bir ihtiyaç olduğundan yazar bu konuyu çocukluk döneminden ergenlik dönemine kadar ele almış.Bir yanımız özgür olmak isterken,diğer yanımız güven duyduğumuz aile,dost ve arkadaşlarımızın arasında onlarla beraber olmayı ister.Aidiyet duygusunun gelişmesi ve bireyin huzur bulduğu ortamların özellikle aile içinde olmasının nasıl sağlanacağını anlatan bir eser...
Kesinlikle ebeveynlere çok şeyler katacak bir eser...
Benim bir ütopyam var. Ütopyamda: Toplumda her önüne gelen evlenemiyor. Evlenmek için resmi başvuruda bulunanlar evlilik ile ilgili seminerlere katılmak zorundalar. Seminerlerde psikolojik, pedagojik konular işleniyor. Seminer boyunca çiftler belirlenen kitapları okumak*, filmleri izlemek zorunda. Seminer sonunda da yapılan sınavda barajın altında kalanlar sertifika alamıyor ve evlenemiyor. Evlenmeye hak kazananların da evliliklerinin ilk 3 yılı bakanlık tarafından denetlemeye tabi tutuluyor. Her yıl evlilik tarihlerinde uzmanlar tarafından inceleniyorlar. 3 yıl içinde boşanmak yasak ve evlilikte bir sorun olursa devlet tarafından karşılanan aile terapilerine katılıyorlar. Eğer terapistler evliliğin yürütülemeyeceğine hüküm biçerse çiftler 3 yıl içinde boşanma hakkı elde edebiliyor. 3 yıl sonunda boşanmak isteyenler için de aynı durum söz konusu: önce terapi görmek sonra evliliğin yürümeyeceğine hüküm biçilirse boşanmak. Bu düzenin amacı: Çocukların olması gerektiği gibi yetişmesini ve birer yetişkin olduklarında da olması gerektiği gibi çocuklar yetiştirebilmelerini sağlamak. Böylece uzun vadede toplumsal ve bireysel sağlamlık, ruh sağlığı, mutluluk, huzur, güven, refah elde edilebilsin.

*İşte bu kitap benim ütopyamda evlenmek isteyen anne-baba olacak çiftlerin okuması zorunlu olan kitaplardan biri.

Anne-baba adaylarının mutlaka okuması gerektiğine inanıyorum. Eğer bebek bekliyorsanız ve öneri kitap arıyorsanız, öneriyorum: bu kitabı okuyun. Eğer bir yakınınız bebek bekliyorsa ve ona hediye almak istiyorsanız, bebek kıyafetlerini bırakın, öneriyorum: gidin o kişiye bu kitabı alın. Bebek kıyafetini bebek büyüyünce giyemez ama annesi babası ona yaklaşması gerektiği gibi yaklaşırsa işte o zaman bebek onu ruhuna giyer ve bir ömür boyu ruhunda taşır. Bu ise verebileceğiniz en güzel hediyedir.
Adem Güneş’in bu eseri tüm ebeveynlerin karşılaştıkları problemlere ışık tutuyor.Kitabın bölümlerinden altını en çok çizdiğim kısım kreş meselesi oldu. Günümüz yaşam standartlarını göz önüne serdiğimizde bir çok anne çalışıyor, çalışmak zorunda kalabiliyor. Kimininki maddi yetersizlik; kimi psikolojik, ev kadınlığını aşağılık bir mesele gördüğünden ya da para kazanıp daha rahat harcama düşüncesi ile v.b bir çok nedenle sabah erkenden çıkıp gece geç saatlerde eve gelebiliyor. Kitapta bu meseleye şöyle değinilmiş; ‘’Bir yandan "maddî yetersizlikler" bahanesi, bir yandan modern hayatın pembe düşleri, maalesef anneleri çalışma hayatına itmektedir. Hâlbuki bir annenin en mutlu olduğu an, bebeğine annelik yaptığı andır. Hiçbir anne, bebeğini kucağında sallarken aldığı huzuru başka bir yerde bulamaz. Hem anne hem de çocuk açısından bakıldığında (ilk dört yaşta) annenin çocuğunu bırakıp çalışmasını tavsiye etmiyoruz.’’

Ağzı sütten yeni kesilmiş onlarca çocuk sabah uykusu mahmurluğuyla ağlaya sızlaya kreşlere bırakılabiliniyor. Bu arada günümüzde öyle yaygınlaşmış ki kültür diyorlar bunun adına, ihtiyaç diyorlar, çocuğun sosyalliğe- arkadaşlığa ihtiyacı var diyorlar, bu nedenle artık anneler evde dahi olsa küçücük çocukları kreşlere yollayabiliyorlar.Adem bey’in bu konu hakkında ki görüşleri de şu şekilde; ‘’Çocuklar, özellikle ilk dört yaş döneminde, anneye "muhtaç"tır. Bu öylesine bir muhtaçlıktır ki çocuğun her gözünü açtığında annesini görebilmesi, korku ile ürktüğü her an annesinin sesini duyabilmesi ve teselli alabilmesi, acıktığında, susadığında annesini karşısında bulabilmesi hayatî önem taşımaktadır. Çocuk bu "güven" içinde, ve sevgi zenginliği içinde hayata adım atmalıdır.’’

‘’(...)yapılan araştırmalar gösteriyor ki çocukların ilk dört yılda anneye olan muhtaçlıkları kesintiye uğrarsa ileriki yıllarda "güven" sorunu oluşmaktadır. Annesinden kopuk olarak büyümüş çocuklar hayata güven duymakta zorlanmakta, etrafına yeterince güven duyamamaktadır. Bu öylesine bir güvensizliktir ki evlendiğinde eşine karşı güveni zayıf, iş yerinde arkadaşına karşı güvensizdir. Ayrıca böylesi çocuklar yetişkinlik döneminde bir yandan annelerinden tamamlayamadıkları sevgiyi etraflarından devamlı aramakta, öte yandan kendilerinden sevgi bekleyen kişilere karşı da yeterince sevgi verememektedirler. Sanki sevgi kanalları kapanmış gibi hem sevgiye aç hem de sevgi cimrisi olmaktalar.’’
Aile kurmayı isteyen her birey okumalı diye düşünüyorum. Anne ve baba olmak nedir ? Önce bu soruya cevap aramalıyız. Önce kendimizi, ruhumuzu büyütelim ki karakteriyle gurur duyucağımız çocuklar büyüsün. Bizim yapamadığımızı ona yaptırmak, mesleğini belirlemek yerine iyi kalpli ve cesur olmayı öğretmeliyiz.
Çok daha önce, bundan 8 yıl önce okumak isterdim... Her konudan daha çok çocuk yetiştirmede bilgi ve eğitim şart. Sağlıklı, huzurlu, mutlu bireylerin yetişmesi için bu konuda anne babalar kendilerini yetiştirmekle mükelleftirler. Tüm anne baba adaylarına tavsiye ediyorum. Hatta anne baba olduktan sonra her sene tekrar okumalarını öneriyorum. Kitap kısa kısa verilmiş çok kıymetli notlardan oluşuyor. Çocuk büyüdükçe ve geliştikçe bu bilgileri tazelemekte fayda var zira insan unutma hastalığına müptela olduğu için bence tekrar şart.

Ayrıca okul öncesi öğretmenlerin de mutlaka ama mutlaka okumaları gereken bir kitap.
Çocuklarımıza yaklaşımlarımızı ele alan, doğru zannederek sergilediğimiz bazı tutum ve davranışların yanlışlığı üzerinde duran, farkındalık uyaran bir kitap. Buna rağmen yazara katılmadığım noktalar da vardı. Cinselliği çağrıştırdığı için kız çocuklara kırmızı ve pembe renk kıyafetler giydirilmemesi gerektiği söylemi beni çok kızdırmıştı. Küçücük kızlara kıyafetinin rengi ne olursa olsun o gözle bakan sapkın insanların toplumda yeri olmamalı bence.
Her yaştaki erkek ve kadınların okuması gereken bir kitap.Bir şeyler öğrenmenin sonu yok. Öğrendikçe daha iyi bir nesil yetiştirilir ve o nesil daha güzel bir dünya kurar.
Tüm eğitimcilere tavsiye edeceğim bir kitap. Düzgün bir Türkçe ila anlaşılır yazılmış. Anlatılan konuyu destekleyen fotoğraflar kullanılmış; okurken hiç sıkılmadım.
Adem Güneş yerel ve dini değerlerleri gözeterek çocuk yetiştirilmesini savunan ve ortaya attığı 'anadolu pedagojisi' ile bilinen bir pedagog. Youtube' da Pedagoji okulu isimli kanalında canlı yayınlarla ailelere ulaşmaya ve doğru pedagojik yaklaşımlarla farkındalık yaratmaya çalışan biri. Ben fırsat buldukça izliyorum ve yayınlarını takip ediyorum gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim herkese.

Anne-baba olmayı isteyen ve anna-baba olan herkes pedagojik farkındaliga sahip olmalıdır. Hele bizim toplumumuz, ne yazık ki adem hocanın deyimiyle ' yanlış çocuk nasıl yetiştirilir göstermek için toplanmış gibiler'.

Çocuğa mahremiyet duygusu kazandırma, onu istismardan koruma özellikle son zamanlarda çok tartışılan bir konu. Bir çok çocuk cinsel istismar sırasında kolayca teslim olduğu bilinmektedir. Bunun sebebi çocuğun tepki vermeye yani kendini ifade etmeye korkmasindandir ki bu yanlış yetiştirilmiş çocuğun doğal yapısının bozulduğuna işarettir.

'Çocuk eğitiminin en önemli kısmı mahrumiyet eğitimidir' diyor adem hoca ve doğru mahremiyet eğitiminin çocuğa kişilik kazandırdığını kendini ve hayati tanımasında özellikle tehlikelere karsi kendini korumasındaki etkilerini anlatıyor kitap boyunca.

' bir çok anne baba çocuğuna kötü niyetli kişilerden korunmak için tanımadığını biri sana seker verirse oradan kaç gibi tavsiyelerde bulunur. Bir kısmı da çocuğunun iyiliği için baskı kurup korkutmak, onları tehdit edip sindirmek zorunda olduklarına inanır. Çocuğu korkutarak yada ürküterek mahremiyet eğitimi kazandırmaya çalışmak, onu sosyal yaşamda korunaksız kılar. Böylesi çocuklar hayata dair güvensiz, başkalarına karşı şüpheci, dost ve arkadaş edinmede yeteneksizdir. Halbuki mahremiyet eğitimi bir nezaket eğitimidir. Bu sayede çocuklar kendini saygın hisseder, olumsuz bir tavır karşısında güçlü bir tavırla kendini koruyabilir'

Kişilik bozuklukları ve ruhsal hastalıkların bir çoğunun temeli çocuklukta atılır. Çocuk yetiştirmek çocuklarla doğru iletişim kurmak son derecede önemlidir.

Yazdığım en uzun değerlendirme oldu :) neyse herkese iyi okumalar, kitap güzel pedagoji güzel okuyun arkadaşlar :)

Yazarın biyografisi

Adı:
Adem Güneş
Tam adı:
Pedagog Dr. Adem Güneş
Unvan:
Türk Uz. Pedagog, Yazar
Doğum:
Ankara, Türkiye, 1969
Adem Güneş, (d. 1969, Ankara), Uz.Pedagog

Pedagoji Biliminde Anadolu aile yapısına uygun çocuk yetiştirme modeli olan “Anadolu Pedagojisi” modelinin kurucusu ve temsilcisidir.

Rotterdam Üniversitesi Pedagoji Bölümü mezunu olan Adem Güneş uzunca yıllar yurt dışında yaşamış, Avrupa eğitim sistemlerini ve çocuk eğitimi modellerini bizzat yerinde inceleme fırsatı bulmuştur.

Çocuklarda “Vicdan Eğitimi” olmadan “Davranış Eğitimi” olamayacağının altını çizen Güneş, Almanya, Hollanda, Belçika ve Türkiye’de yüzlerce konferans ve seminerde bu temanın üzerinde ısrarla durmaktadır.

Pedagojide uzmanlık sahası “Şiddet”, “Taciz” ve “Suistimaller” olan Adem Güneş halen Fatih Üniversitesinde Öğretim Görevlisidir.

Yayınlanmış 9 Türkçe ve 1 İngilizce (The Wonder of Childhood) kitabı bulunan Adem Güneş’e Türkiye Çocuk Zirvesi tarafından 2011 yılı ÇOCUK DOSTU ödülü verilmiştir.

Adem Güneş evli ve dört çocuk babasıdır.

Yazar istatistikleri

  • 195 okur beğendi.
  • 1.469 okur okudu.
  • 67 okur okuyor.
  • 1.282 okur okuyacak.
  • 25 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları