Adem Güneş

Adem Güneş

8.2/10
406 Kişi
·
1.301
Okunma
·
173
Beğeni
·
5.024
Gösterim
Adı:
Adem Güneş
Tam adı:
Pedagog Dr. Adem Güneş
Unvan:
Türk Uz. Pedagog, Yazar
Doğum:
Ankara, Türkiye, 1969
Adem Güneş, (d. 1969, Ankara), Uz.Pedagog

Pedagoji Biliminde Anadolu aile yapısına uygun çocuk yetiştirme modeli olan “Anadolu Pedagojisi” modelinin kurucusu ve temsilcisidir.

Rotterdam Üniversitesi Pedagoji Bölümü mezunu olan Adem Güneş uzunca yıllar yurt dışında yaşamış, Avrupa eğitim sistemlerini ve çocuk eğitimi modellerini bizzat yerinde inceleme fırsatı bulmuştur.

Çocuklarda “Vicdan Eğitimi” olmadan “Davranış Eğitimi” olamayacağının altını çizen Güneş, Almanya, Hollanda, Belçika ve Türkiye’de yüzlerce konferans ve seminerde bu temanın üzerinde ısrarla durmaktadır.

Pedagojide uzmanlık sahası “Şiddet”, “Taciz” ve “Suistimaller” olan Adem Güneş halen Fatih Üniversitesinde Öğretim Görevlisidir.

Yayınlanmış 9 Türkçe ve 1 İngilizce (The Wonder of Childhood) kitabı bulunan Adem Güneş’e Türkiye Çocuk Zirvesi tarafından 2011 yılı ÇOCUK DOSTU ödülü verilmiştir.

Adem Güneş evli ve dört çocuk babasıdır.
" Çocuk terbiyesi çocuğa ( davranış öğretmek ) değil
( duyarlılık ) ve ( irade ) kazandırmaktır."
Çocuğa kazandırılacak en üstün özellik içinde bulunduğu anın keyfini çıkarmak, başkalarının yapıp ettiklerine odaklanmamaktır...
Birçok anne baba,kendi altında ezdiği ve artık kendini savunamaz hale gelen çocuklara," Akıllı-uslu oldu" diyerek,kendisini avutuyor.
Toplum tarafından kabul edilmeyecek olan davranışlar; bazen spor,bazen sanat,bazen de bir meslek maskesi altında sergilenebilir.
Çocuklar çoğu defa çok bilen yetişkinlerden hoşlanmazlar.Ancak kendileri gibi bazen bilen,bazen yanılan doğal yetişkinlerden daha çok şey öğrenirler.
Tüm annelere, babalara, anne baba adaylarına, öğretmenlere, öğretmen adaylarına, eğitimcilere tavsiye ediyorum. Çocuk yetiştirmek belkide dünyanın en önemli işi ve bu iş için anne baba adaylarının kendilerini çok iyi hazırlamaları gerekiyor fakat şu da bir gerçek ki bilmek ve uygulamak çok farklı. Sabırlı olmanın erdemi hakkında çok kitap okusanız da sabırlı olmanız gereken durumda sabır gösterebilmek çok daha zor. Yani önce bilgi daha sonra irade göstererek uygulama gerekiyor. Bilgiler gerektiği gibi kullanılmayınca hiçbir işe yaramıyor maalesef. Eğitim ailede başlar okulda ve sokakta devam eder. Kaliteli bireylerin yetiştirilebilmesi için bu tür kitapların daha çok yazılıp okunmaları gerekiyor...
Hayat bağlanmalardan ibarettir..Hepimiz illaki bir şeye bağlanırız. Kimimiz kitaplara, kimimiz en yakın arkadaşına,kimimiz hayatının aşkına,kimimiz köpegine, kimimiz peluş ayıcığına...Biz,bizi güvende hissettiren şeylere bağlanırız.Guvenle bağlanma anne karnında başlar.Ve biz önce anne baba sonra arkadaşlar sonra akrabalar sonra diye diye bağlanmaya devam ederiz.

Birçok sorunun kökeninde ya bağlanamamak ya sa bağlanmanın şiddetini ayarlayamamak vardır diyor Adem Güneş.Doğru demiş. Gerçekten öyle değil mi?

Bebekken ailesine bağlanamamış bireyler, ileride kime neye ne kadar bağlanacaklarını kestiremezler çünkü. Bu kişiler ya aşırı sever karşıdakinin istediği gibi davranır kendinden taviz verir, ya da bağlanmaktan korkar ,sevgiyi içselleştirir.

Bağlanmak sevmek değildir.Bağlanmak,annenin her şeyi ardında bırakarak kendini tamamen bebeğine vermesidir.Bebeğin anneye güvenli bağlanması bu şekilde oluşur.

Çocukluk yıllarında güvenli bağlanma yaşayamamış kişiler, yetişkinlik döneminde iç dürtülerin esiri olur, yanlış kişilere bağlanır.Bağlanma değil bağımlılık yaşar ve ayrılmayı beceremez.

Güven duygusunun temelinde bağlanma vardır.Bebek anne babaya güvenle bağlanmış ise onlara güven duyar.Ve sır saklamaz, onlarla hiçbir duygusunu paylaşmaktan çekinmez.

Sevgili arkadaşlar çocuğumuz anne baba adayı ve bazılarımız anne babanın kendisi.Toplumun en küçük yapı birimi aile ve eğitim aileden başlar peki ne kadar bilinçli yetiştiriyoruz çocuklarımızı??
Benim şöyle bir düşüncem var, nasıl ki araba sürmek için bir sürücü belgesi şart, evlenmek aile kurmak için de aile eğitimi almış olmak şart olsun ve aile eğitimi belgesi alınmadan evlenmesin kimse. Tabi iyi bir aile eğitimi olmalı bu uzmanlar tarafından verilen.Aileler futbol takımı kuracakmış gibi çocuk yapmadan önce , nasıl bilinçli ve farkındalık sahibi bir evlat yetiştirebilirim diye sorsun kendisine.

Bu kitap da çocuklarımız ile nasıl güvenli bağlanma gerçekleştiriiriz onu anlatıyor daha doğrusu annelerin bebeklerine nasıl güvenli bağlanacağını anlatıyor çünkü baba ortada yok tatilde baba. Adem Güneş öyle diyor.(Geleceğim oralara) :-/

Adem Güneş'in çocuk eğitimini konu alan birçok kitabı var ama bence en önemlileri mahremiyet eğitimi ve bu kitabı. Küçük çocuklara bile cinsel istismarda bulunulan ahlaksız bir çağda yaşıyoruz ve Bence çocuğumuza bu eğitimleri vermek bu kitapları okumak zorundayız.

Tamam eyvallah Adem Güneş gerçekten okunması gereken bir pedagog ama ona katılmadığım çok önemli bir nokta var. Şöyle izah edeyim :
Güvenli bağlanma olurken ilk iki yıl bebekle sürekli anne ilgilenmekli baba olmasa da olurmuş, çocuğun büsbütün ihtiyaçlarını anne karşılamalı imiş ki bebek anneye bağlansınmış, anne tamamen kendisini bebeğe adamalı işi gücü bıraksınmış, ama tabi eve gelen kocaya kim yemek yapacak beş parçaya bölünsünmüş.Baba çocuğu sadece sevmek için eline almalı imiş.Mış mış mış da miş miş miş.Oh ne ala memleket, sanki çocuğu anne tek başına yapmış bütün yük çilekeş annemizin üstünde. İki yılda o kadın pert olur anne degil nine olur nine. :))))Bebek tabiki ilk iki yıl duygusal olarak anneye bağlı olacak ama bu demek değil ki sürekli hem de sürekli bebekle anne ilgilenmeli.Sonuçta ebeveyn kelimesi sadece anneyi degil babayı da kapsar. Adem Güneş'e bu konuda katılmıyorum.:-/
Onun dışındaki düşüncelerine kesinkes katılıyorum.


Diğer kitapları da olsa okunmalıdır. Sevgili anneler babalar okuyun, okutturun çocuklarınıza değer verin.

İyi okumalar :)))))
Ait olma duygusu karmaşık bir ihtiyaç olduğundan yazar bu konuyu çocukluk döneminden ergenlik dönemine kadar ele almış.Bir yanımız özgür olmak isterken,diğer yanımız güven duyduğumuz aile,dost ve arkadaşlarımızın arasında onlarla beraber olmayı ister.Aidiyet duygusunun gelişmesi ve bireyin huzur bulduğu ortamların özellikle aile içinde olmasının nasıl sağlanacağını anlatan bir eser...
Kesinlikle ebeveynlere çok şeyler katacak bir eser...
Adem Güneş’in bu eseri tüm ebeveynlerin karşılaştıkları problemlere ışık tutuyor.Kitabın bölümlerinden altını en çok çizdiğim kısım kreş meselesi oldu. Günümüz yaşam standartlarını göz önüne serdiğimizde bir çok anne çalışıyor, çalışmak zorunda kalabiliyor. Kimininki maddi yetersizlik; kimi psikolojik, ev kadınlığını aşağılık bir mesele gördüğünden ya da para kazanıp daha rahat harcama düşüncesi ile v.b bir çok nedenle sabah erkenden çıkıp gece geç saatlerde eve gelebiliyor. Kitapta bu meseleye şöyle değinilmiş; ‘’Bir yandan "maddî yetersizlikler" bahanesi, bir yandan modern hayatın pembe düşleri, maalesef anneleri çalışma hayatına itmektedir. Hâlbuki bir annenin en mutlu olduğu an, bebeğine annelik yaptığı andır. Hiçbir anne, bebeğini kucağında sallarken aldığı huzuru başka bir yerde bulamaz. Hem anne hem de çocuk açısından bakıldığında (ilk dört yaşta) annenin çocuğunu bırakıp çalışmasını tavsiye etmiyoruz.’’

Ağzı sütten yeni kesilmiş onlarca çocuk sabah uykusu mahmurluğuyla ağlaya sızlaya kreşlere bırakılabiliniyor. Bu arada günümüzde öyle yaygınlaşmış ki kültür diyorlar bunun adına, ihtiyaç diyorlar, çocuğun sosyalliğe- arkadaşlığa ihtiyacı var diyorlar, bu nedenle artık anneler evde dahi olsa küçücük çocukları kreşlere yollayabiliyorlar.Adem bey’in bu konu hakkında ki görüşleri de şu şekilde; ‘’Çocuklar, özellikle ilk dört yaş döneminde, anneye "muhtaç"tır. Bu öylesine bir muhtaçlıktır ki çocuğun her gözünü açtığında annesini görebilmesi, korku ile ürktüğü her an annesinin sesini duyabilmesi ve teselli alabilmesi, acıktığında, susadığında annesini karşısında bulabilmesi hayatî önem taşımaktadır. Çocuk bu "güven" içinde, ve sevgi zenginliği içinde hayata adım atmalıdır.’’

‘’(...)yapılan araştırmalar gösteriyor ki çocukların ilk dört yılda anneye olan muhtaçlıkları kesintiye uğrarsa ileriki yıllarda "güven" sorunu oluşmaktadır. Annesinden kopuk olarak büyümüş çocuklar hayata güven duymakta zorlanmakta, etrafına yeterince güven duyamamaktadır. Bu öylesine bir güvensizliktir ki evlendiğinde eşine karşı güveni zayıf, iş yerinde arkadaşına karşı güvensizdir. Ayrıca böylesi çocuklar yetişkinlik döneminde bir yandan annelerinden tamamlayamadıkları sevgiyi etraflarından devamlı aramakta, öte yandan kendilerinden sevgi bekleyen kişilere karşı da yeterince sevgi verememektedirler. Sanki sevgi kanalları kapanmış gibi hem sevgiye aç hem de sevgi cimrisi olmaktalar.’’
Aile kurmayı isteyen her birey okumalı diye düşünüyorum. Anne ve baba olmak nedir ? Önce bu soruya cevap aramalıyız. Önce kendimizi, ruhumuzu büyütelim ki karakteriyle gurur duyucağımız çocuklar büyüsün. Bizim yapamadığımızı ona yaptırmak, mesleğini belirlemek yerine iyi kalpli ve cesur olmayı öğretmeliyiz.
Çocuklarımıza yaklaşımlarımızı ele alan, doğru zannederek sergilediğimiz bazı tutum ve davranışların yanlışlığı üzerinde duran, farkındalık uyaran bir kitap. Buna rağmen yazara katılmadığım noktalar da vardı. Cinselliği çağrıştırdığı için kız çocuklara kırmızı ve pembe renk kıyafetler giydirilmemesi gerektiği söylemi beni çok kızdırmıştı. Küçücük kızlara kıyafetinin rengi ne olursa olsun o gözle bakan sapkın insanların toplumda yeri olmamalı bence.
Çok daha önce, bundan 8 yıl önce okumak isterdim... Her konudan daha çok çocuk yetiştirmede bilgi ve eğitim şart. Sağlıklı, huzurlu, mutlu bireylerin yetişmesi için bu konuda anne babalar kendilerini yetiştirmekle mükelleftirler. Tüm anne baba adaylarına tavsiye ediyorum. Hatta anne baba olduktan sonra her sene tekrar okumalarını öneriyorum. Kitap kısa kısa verilmiş çok kıymetli notlardan oluşuyor. Çocuk büyüdükçe ve geliştikçe bu bilgileri tazelemekte fayda var zira insan unutma hastalığına müptela olduğu için bence tekrar şart.

Ayrıca okul öncesi öğretmenlerin de mutlaka ama mutlaka okumaları gereken bir kitap.
Benim bir ütopyam var. Ütopyamda: Toplumda her önüne gelen evlenemiyor. Evlenmek için resmi başvuruda bulunanlar evlilik ile ilgili seminerlere katılmak zorundalar. Seminerlerde psikolojik, pedagojik konular işleniyor. Seminer boyunca çiftler belirlenen kitapları okumak*, filmleri izlemek zorunda. Seminer sonunda da yapılan sınavda barajın altında kalanlar sertifika alamıyor ve evlenemiyor. Evlenmeye hak kazananların da evliliklerinin ilk 3 yılı bakanlık tarafından denetlemeye tabi tutuluyor. Her yıl evlilik tarihlerinde uzmanlar tarafından inceleniyorlar. 3 yıl içinde boşanmak yasak ve evlilikte bir sorun olursa devlet tarafından karşılanan aile terapilerine katılıyorlar. Eğer terapistler evliliğin yürütülemeyeceğine hüküm biçerse çiftler 3 yıl içinde boşanma hakkı elde edebiliyor. 3 yıl sonunda boşanmak isteyenler için de aynı durum söz konusu: önce terapi görmek sonra evliliğin yürümeyeceğine hüküm biçilirse boşanmak. Bu düzenin amacı: Çocukların olması gerektiği gibi yetişmesini ve birer yetişkin olduklarında da olması gerektiği gibi çocuklar yetiştirebilmelerini sağlamak. Böylece uzun vadede toplumsal ve bireysel sağlamlık, ruh sağlığı, mutluluk, huzur, güven, refah elde edilebilsin.

*İşte bu kitap benim ütopyamda evlenmek isteyen anne-baba olacak çiftlerin okuması zorunlu olan kitaplardan biri.

Anne-baba adaylarının mutlaka okuması gerektiğine inanıyorum. Eğer bebek bekliyorsanız ve öneri kitap arıyorsanız, öneriyorum: bu kitabı okuyun. Eğer bir yakınınız bebek bekliyorsa ve ona hediye almak istiyorsanız, bebek kıyafetlerini bırakın, öneriyorum: gidin o kişiye bu kitabı alın. Bebek kıyafetini bebek büyüyünce giyemez ama annesi babası ona yaklaşması gerektiği gibi yaklaşırsa işte o zaman bebek onu ruhuna giyer ve bir ömür boyu ruhunda taşır. Bu ise verebileceğiniz en güzel hediyedir.
Her yaştaki erkek ve kadınların okuması gereken bir kitap.Bir şeyler öğrenmenin sonu yok. Öğrendikçe daha iyi bir nesil yetiştirilir ve o nesil daha güzel bir dünya kurar.
Tüm eğitimcilere tavsiye edeceğim bir kitap. Düzgün bir Türkçe ila anlaşılır yazılmış. Anlatılan konuyu destekleyen fotoğraflar kullanılmış; okurken hiç sıkılmadım.

Yazarın biyografisi

Adı:
Adem Güneş
Tam adı:
Pedagog Dr. Adem Güneş
Unvan:
Türk Uz. Pedagog, Yazar
Doğum:
Ankara, Türkiye, 1969
Adem Güneş, (d. 1969, Ankara), Uz.Pedagog

Pedagoji Biliminde Anadolu aile yapısına uygun çocuk yetiştirme modeli olan “Anadolu Pedagojisi” modelinin kurucusu ve temsilcisidir.

Rotterdam Üniversitesi Pedagoji Bölümü mezunu olan Adem Güneş uzunca yıllar yurt dışında yaşamış, Avrupa eğitim sistemlerini ve çocuk eğitimi modellerini bizzat yerinde inceleme fırsatı bulmuştur.

Çocuklarda “Vicdan Eğitimi” olmadan “Davranış Eğitimi” olamayacağının altını çizen Güneş, Almanya, Hollanda, Belçika ve Türkiye’de yüzlerce konferans ve seminerde bu temanın üzerinde ısrarla durmaktadır.

Pedagojide uzmanlık sahası “Şiddet”, “Taciz” ve “Suistimaller” olan Adem Güneş halen Fatih Üniversitesinde Öğretim Görevlisidir.

Yayınlanmış 9 Türkçe ve 1 İngilizce (The Wonder of Childhood) kitabı bulunan Adem Güneş’e Türkiye Çocuk Zirvesi tarafından 2011 yılı ÇOCUK DOSTU ödülü verilmiştir.

Adem Güneş evli ve dört çocuk babasıdır.

Yazar istatistikleri

  • 173 okur beğendi.
  • 1.301 okur okudu.
  • 59 okur okuyor.
  • 1.153 okur okuyacak.
  • 18 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları