Adem Özköse

Adem Özköse

9.1/10
171 Kişi
·
505
Okunma
·
101
Beğeni
·
2.828
Gösterim
Adı:
Adem Özköse
Unvan:
Gazeteci / Yazar
Doğum:
Samsun
Adnan KARAKAŞ'Fakültede beraberdik. Aynı evde kaldık. Kabına sığmaz bir arkadaşımız. Cesaretini ve kabına sığmazlığını sonraları gazetecilikle birleştirdi. 2004 yılından bu yana dünyada gidilmedik yer bırakmadı. Turist değildi, gezmeye de gitmiyordu. Gittiği yerler, bir insanın asla gitmek istemeyeceği yerlerdi. Irak, Afganistan, Pakistan, Filistin, Tunus, Mısır, Balkanlar, Latin Amerika, Afrika…rnrn2004 yılında Amerikan işgalinin kan kusturduğu; Bağdat, Felluce, Ebu Garip ve Basra başta olmak üzere tüm ülkenin bombalarla dövüldüğü günlerde kalktı Irak’a gitti. Oysa İstanbul’da şehir haberciliğini yaparak yaşar giderdi. Kalıba sığmazlığıyla, deli doluluğuyla ve kafasına takılan soruya cevap bulma arzusuyla kalkıp o ‘cehenneme’ girdi. Amerikalı askerler, Irak’a ayak bastığı ilk gün başına silah dayadı. Embedded değildi, yanında İngilizce bilen arkadaşının askerleri ikna etmesiyle serbest kaldı. Her yanında patlamaların, çatışmaların, baskınların, tutuklanmaların olduğu, ölümün sıradanlaştığı o ülkeden haberler geçti. İzlenimlerini yazdı.rnrnIrak’tan döndükten sonra Afganistan’a gitti. Irak’a göre daha ‘güvenli’ sayılırdı Afganistan. Fakat amaç buralarda neler olup bittiğini görmek değildi sadece. Mümkünse El Kaide’ye ulaşmak, koca ‘dünya’yı neden karşılarına aldıklarını öğrenmekti. Kamplarına kadar giderek El Kaide’nin ikinci adamıyla görüştü. Afganlı rehberiyle kamptan dönerken saldırıya uğradı. Yaralandı. Gazetesi hariç hiç kimsenin, yakın arkadaşları olarak hiçbirimizin haberi yoktu.rnrnDerken evlendi, dilini geliştirmek için Suriye’ye yerleşti. Şam’da yaklaşık 4 yıl kaldı. Denebilir ki, bölgenin kalp atışını oradan izledi. İzlenimlerini Gerçek Hayat’a geçti. Fakat Şam’da sabit kaldığı da söylenemezdi. İsrail, Temmuz 2006’da Lübnan’a saldırdığında oraya koştu. Lübnan’a giden çok az sayıdaki gazeteciden biriydi. İsrail, 2008’de Gazze’ye saldırdı. Gazze’de kalan iki gazeteciden (Muhammed Mürteca’nın canlı yayınlarını unutmayın) biriydi. O saldırıdan sonra İsrail’in başlattığı ablukayı kırmak için uluslararası yardım kuruluşları ve sivil toplum harekete geçtiğinde de o yolculuğu takip eden bir avuç gazeteci arasındaydı. El Ariş’te Mısır güvenlik güçlerinin saldırısına uğrayan konvoyda birçok aktivist yaralanmıştı. Adem’in o saldırıda kolu kırıldı. 2000’li yılların en onurlu yolculuğu olarak tarihe geçecek olan Mavi Marmara’daki gazetecilerden de biriydi. Ve gemiden getirdiği görüntülerle saldırıya ayna tuttu.rnrnHilal TV için belgesel hazırlıyordu. Belgesel için en son, kralları alaşağı eden rüzgârların başlangıç noktasına, Tunus’a gitmişti. Devrimden sonraki durumu analiz eden bir belgesel hazırladı. Tunus’taki son durumu Milat’taki köşesine de yazdı.rnrnAyaklanmanın Suriye’ye sıçramasından sonra Türkiye’ye dönmüştü. Şahit olduğu olaylardan, katliamlardan etkilenmişti. “Katliamlara şahitlik ettim; insanlar hunharca öldürülüyor” diyordu. 16 Temmuz Gençlik Hareketi’ni de bu nedenle kurdu.rnDaha fazla uzatmayalım, haberleri, izlenimleri ve yazılarını bilmeyenler arşivlere bakabilir.rnrnBütün bunları niye yazıyorum? Adem Özköse, kameraman Hamit Coşkun’la birlikte 5 Mart’tan bu yana Suriye’de. 10 Mart Cumartesi gününden bu yana da kendilerinden haber alınamıyor. Son gelen haberlere göre, gazeteci arkadaşlarımız Suriye istihbaratına teslim edilmiş.rnrnFakat bu yazının nedeni kaybolmaları değil. Arkalarından methiyeler düzmek hiç değil. Mesele kaybolduklarının duyulmasından sonra haklarında kara propagandanın başlatılmış olması. Sosyal medya üzerinden, bir takım siteler üzerinden özellikle Adem Özköse’ye her tür iftiranın atılması, kara çalmanın yapılması. Hayatından endişe edilen bir insana çamur atmanın anlamını çözemedim. Nasıl bir acımasızlıktır, nasıl bir kin gütmedir, nasıl bir düşmanlıktır anlamadım. Hadi söylediklerinizin hepsini doğru kabul edelim. İnsanda biraz onur olur, biraz mertlik olur. Bir insanın yüzüne söylenemeyenler arkasından söylenmez. Bu denli pervasızca konuşmak en basit tabiriyle namertliktir. Mertliğin ağırlığını taşıyamayan insandan beklenen, namertliğin hafifliğine tenezzül etmemesi. Hafifliğe tenezzül edişinizle böyle bir yazıyı bana yazdırdınız ya; insanlığınızı mı geçsem, Müslümanlığınızı mı, bilemedim.
Adem Özköse'nin kitapları