Adnan Yücel

Adnan Yücel

Yazar
9.0/10
138 Kişi
·
371
Okunma
·
143
Beğeni
·
6.673
Gösterim
Adı:
Adnan Yücel
Unvan:
Şair
Doğum:
Elazığ, 27 Mart 1953
Ölüm:
24 Temmuz 2002
Diyarbakır Eğitim Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü ile Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümünü bitirdi. Bir süre çeşitli ortaöğrenim kurumlarında öğretmenlik yaptıktan sonra Çukurova Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalıştı.

Şiirleri, Edebiyat 81, Evrensel Kültür, Petek, Sanat Emeği, Somut, Söylem, Yapıt, Yeni Olgu gibi dergilerde yayınlandı.
"...Saraylar saltanatlar çöker
Kan susar bir gün
Zulüm biter
Menekşeler de açılır üstümüzde
Leylaklar da güler
Bugünlerden geriye
Bir yarına gidenler kalır
Bir de yarınlar adına direnenler..."
Bir saz kırıla kırıla çalınır Sivas'ta
Bir isyan türkü türkü rüzgara işlenir
Bir şair asılır sabaha karşı
Şah diye diye mucizeler düşlenir
Kırılan saz susar
Taşlanan şair ölür
...
Şimdi nedir sanki yaşadığımız
Hangi tutsaklığın gecesidir bu
Hangi bağımsızlığın yarım sabahı..
Kan susacak, zulüm bitecek, saksılarda çiçekler, gönüllerde sevgiler yeşerecek..
Hiçbir annenin gözyaşları haber kanallarına konu olmayacak..
Hiç kimsenin karnında açlığı ve sırtında çıplaklığı olmayacak..
Irklarımızın, fikirlerimizin ve inançlarımızın farklı olması birbirimizi sevmeye engel olmayacak..
Aynı toprakta yeşeren, aynı güneşle beslenen ve aynı sevgiyle sulanan binbir renkli, milyonlarca çiçek olacağız ve hiç solmayacağız dünya denilen bu bahçede..
Sürecek kavgamız,
Sürecek barışa, kardeşliğe ve sevgiye olan inancımız..

Şairin emaneti,
Vicdanın adaletidir kavgamız..
Yaşamayacağız;
Ne aşksız, ne şiirsiz, ne kitapsız..
Silvan heja mêr :")

Pek sevgili canım insan Adnan Yücel, sen nasıl yazıyorsun acaba? Bunu nasıl başarıyorsun? Senin nasıl da bilememişiz değerini sen yaşarken?

100 sayfalık bir kitaptan 30 alıntı paylaştım, notlarıma kaydettiklerimi saymıyorum bile, siz düşünün ne kadar sevdiğimi kitabı.
Buradan sadece "maddiyat"ı ön plana alarak "çok satanları" raflarına koyan kitapçılara sitem ediyorum. Bu kitabı ebup okuduğum için üzgünüm, altı çizilesi, kenarına notlar yazılası,resim çizilesi o kadar çok yer var ki kitapta...

Mesela;

"Bir tabak yaşam istiyoruz garson
Şöyle zulümsüz köşesinden
Biraz umut
Bir bardak da mutluluk
Ama sonsuzluğun mor ülkesinden"(syf 73)

Biraz umut isitiyoruz garson!
Sen benim umudum oldum sevgili canım insan... direnişinle, kavganla, aşkınla, mor ülkenden el sallayıp umut oldun bana :")

"Gelmek istersen yanıma
Sakın ha
Türküsüz çıkmayasın yollara" (syf68)

Heybeme bildiğim tüm türküleri doldursam... düşsem yollara, yürüsem, dursam, durulsam, yine yürüsem, sana gelsem canım insan.

"Uzat asma dalı kollarını
Sana sarılmak istiyorum" (syf79)

Sen de uzatsan kollarını sarılsak. Bunları söylemek için geç, farklı zamanlardayız ve bunun için üzgünüm. Oturup şiirlerine dair konuşmak isterdim seninle.

Toprak hala beton, yağmur kokusu gelmiyor...kuş sesleri de uzakta hala...ama mor bakmayı bilen güzel insanlar var. "İçimde tüm dünya dilleri"(syf24) çok dilli, çok güzel insanlar var... Bizim ülkemizde gelenektir zaten yaşayanın değerini bilmemek. Ama seni anlamaya,anlatmaya çalışanlar var...

"Selam söyle yaşamın baharına "(syf65)
Yaşamın baharına selam söyleyenler, yaşamı bahar eyleyenler var...

Bu yüzden şanslı olduğunu düşünüyorum pek sevgili Adnan Yücel :")

"Radyoda bir kaval sesi bu sabah
Bağdaş kurup oturdu soframa
Ekmeğim tazelendi sanki
Dağlı çiçekler serpildi yalnızlığıma"(syf53)

Bu yazıyı okuyan canım insan, bu adamın kitaplarını okuyun, okutun. Dünya görüşünüzün, ırkınızın, dininizin,dilinizin ne olduğunu önemsemeden. Bundan önce yazdığım iki incelemede de söyledim, şimdi yine söylüyorum;
"Yakın önyargılarınızı, okuyun, okutun,anlayın"
Oturun bu bereketli sofraya, kaval sesi huzur doldursun içinizi, mor bakın...sevin

Iyi olun, iyi kalın canım insanlar :")
Merhaba canım insanlar :))

Mezopotamya'nın, doğunun, direnişin doğurduğu pek kıymetli fakat ne yazık ki gereken ilgi ve alaka gösterilmeyen birçok yazarımız, şairimiz var. Onları, tanıma kervanına katılmam Şükrü Erbaş ile başladı. Sonra Esra öğretmenim etkinliği sayesinde Mehmed Uzun 'u, şimdi de #33910177 bu etkinlik sayesinde Adnan Yücel'le hemhal olmak nasip oldu. Mehmet Kervancı bin minnet, hem etkinlik hem de Pdf için :"))

Kitap on bölümden oluşuyor, şiirlerin başlıkları yok. Hepsi birbirinin devamı niteliğinde.
Adnan Yücel, bir direnişi,güneşin ve ateşin ışıksız çocuklarını anlatıyor.
Bir mısradan daha fazlasını okuyorsunuz.
Diyarbakir'ı, Agri'da Zilan deresini, Dersim'de Laç deresini, Ahraz'i...kısacası Medya'nın ve Mezopotamya'nın kadim topraklarında geziyorsunuz kitapla birlikte. Hayat ne, yaşamak, ölmek ne oralarda bir bir anlatıyor Adnan Yücel bizlere.
Yasaklı bir dili, yasaklanmış yerleri,yasaklarla yok oluşumuzu... sadece yasaklananın değil, "insanlık" olarak yok olduğumuzu düşünüyorum kurulan baskı, empoze edilmeye çalışan olgular ve kimliksizleştirmeye çalışan bu tutum karşısında. Önyargılarımızla ve okumayaşımızla bu ateşin altını harladığımız ise su götürmez bir gerçek.

#33967443
Sadece kan akan o nehir, başka nehirlere, denizlere dökülecek. Bir köyün bilmem ne gölüne gelecek o nehrin suyu, kan'da yüzünün yansımasını sen de göreceksin ey insan kardeşim. " Nehirden banane" deme, nehrin beslediği hayatları umursamamktan, anlamamaktan vazgeç o yüzden.

#33968695
Susarsa çocuk sesi, kuşlar vazgeçerse ötmekten, sen nasıl konusacaksın canım insan? Söyleyecek hangi güzel kelimeyi bulacaksın? Susmasın diye, sen konuşabil diye yak önyargılarını, oku,anla,anlat...

#33969734
Çiçekler açmalı özgürlük tarlalarında, inanacağımız yeşiller var'olmalı. Onların suyu sensin canım insan,benim, sahip çık/alım.

#33977739
Sana seni, bana bizi unutturmasınlar, izin verme kardeşim, izin vermeyelim. Ellerimizin sıcaklığını sezelim biz. Bulvarları görelim. Özgürlük tarlalarındaki çiçekleri koklayalım.

#33969017
Gel ateşin ve güneşin çocuğu, gel
Yankılansın sesimiz, her şeye inat, önyargılarına inat yankılansın,yasaklara inat yankılansın..Gel...

Iyi olun, iyi kalın canım insanlar, bir de etkinliğe katılın yada katılmayın muhakkak okuyun... :")
Silvan heja mêr, :)

" Yürüdükçe ölümler takılıyor ayaklarımıza,
Genç ölümler
Zamansız ölümler
Direnen ve ölümsüzleşen ölümler"(syf54)

Adnan Yücel'in ölümü de genç ölümlerden, 49 yaşında kansere yenik düşmüş. Zamansız yakalamış ölüm onu. Ne yazık ki bu topraklar, sen canım insan, oradaki, buradaki,ben, herkes ve her şey, tanımamışken henüz onu ölmüş o. Ama ben inanıyorum Mehmet Kervancı gibiler çoğaldıkça, okudukça ve okuttukça, -öldükten sonra da olsa- tanıyacağız, anlayacağız Mezopotamya' nın doğurduğu bu kadim evlatları. Onlarla birlikte Mezopotamya'yı, bizi biz yapan birliğimizi...

"Kimler basıyor bu dev yüreğe
Basıp da devleşiyor kimler" (syf13)

Ben inanıyorum...
Basıp devleşenleri büyük görmekten vazgeçeciğiz. Dev yürekler "kutsal" olacak.

"Saraylar saltanatlar çöker
Kan susar bir gün
Menekşeler de açar üstümüzde " (syf64)

Ben inanıyorum...
Kan susacak, toprağın her karışı menekşe tarlası olacak. Kediler basacak sokakları, herkesin dikili bir yeşili olacak. Ben inanıyorum herkes "canım insan" olacak... Çocuklar, büyükler, kimse unutmayacak gülmeyi :))

"Sen ki bilirsin kır çiçeklerini
Hangi rüzgar dağıtırsa dağıtsın
Düştükleri yerde yeniden çoğalırlar" (syf29)

Ben inanıyorum...
Hepimiz birer kır çiçeğiyiz, ve hepimiz kırıldığı yerden, kırıldığımız yerin inadına yeşereceğiz.
Hep,en,çok yeşil :))

"Boşuna değil bu telaşlı sessizlik
Bu gök çatlaması gece vakti
Ve haykırışlarımız" (syf14)

Haykırmaya devam edeceğiz, ve duyulacak sesimiz. Cağrımız duyulacak,inanıyorum. "Seveceğiz ve seve seve direneceğiz"

"Şiirlerde türkülerde tanımıştım" (syf12)

Şiirlerle, türkülerle, ezgilerle tanıyacağız birbirimizi. Ben inanıyorum, kafesimiz olan bedenimiz "kimliğimiz" olmaktan çıkacak.


Ben inanıyorum;
YERYÜZÜ AŞKIN YÜZÜ OLACAK :")

İyi ol, iyi kal canım insan :)) Adnan Yücel oku, anla, anlat..yak önyargılarını..sev, inan ve gülümse :"))
öncelikle bu güzel şiir kitabını bana hediye eden arkadaşım Esra ya çok teşekkür ederim.

https://i.hizliresim.com/moABjP.png

"aşkın ve kavganın şairi" sıfatını en çok hak edenlerden biriyken, bu derece yalın ve adam gibi yaşamışken, "sanki hakettiğini alamadan sessizce gidivermiş" hissidir, herhalde içime sinmeyen... 

"aşk demişti yaşamın bütün ustaları,
aşk ile sevmek bir güzeliği,
ve dövüşebilmek o güzellik uğruna."

ona boşuna üstad demiyoruz.

"radyoda bir kaval sesi bu sabah
bağdaş kurup oturdu soframa
ekmeğim tazelendi sanki
dağlı çiçekler serpildi yalnızlığıma
biliyorum çaresi yok bu çilenin
işte gerçek
çıplak bir kaya gibi karşımda
çay kırmızı bakıyor zeytin kara
yine de susmuyor içimdeki pınar
yaslanıp çok uzaklardaki dağlara
az da olsa
mor bakmak istiyorum insanlara"

Diyor üstad kitaba da ismini verdiği şiirde ne desem bir şairin sayfalarca yazdığı bir kitap hakkında ne denebilir ki birçok şey evet bir çok şey... yumduğun anda gözlerini maruz kaldığın karanlıkta ışık görmek gibi acı sevinç hüzün hepsi bir arada insanı insan yapan bu değil mi nasipleniyorsun istemesen de her birinden bana soracak olursanız şairler birer yaşam tanrısı/tanrıçası gibidirler. şiir sevin okuyun okutun bir başka kıpırdıyor insan yüreği o zaman. tekrar ve tekrar sana teşekkür ederim Esra


bu belki de bir inceleme değildir ne olduğunu bende bilmiyorum.
Kitabı zor buldum diyemem ama zor okudum açıkçası. Bir yandan şairin kavgası, bir yandan dostlarına olan özlemi, bir yandan bağlı olduğu düşünceye kavgası..

Daha önce bir kitabına çok siyasi demiştim. Lafımı geri alıyorum. Bu kitabı daha siyasi. Hasan Hüseyin, Yusuf, Deniz, Mahir, Hüseyin.. Şiirlerde artık açık ediyor şair, yoldaşlarını, kavgasını, düşüncesini. Hasan Hüseyin için yazdığı şiirde onun yaşadığı zorluklara değiniyor.

Kendisi 16 yaşında Tunceli'ye sürgün edilmiş. 16 yaşında öğrenmiş alın terinin anlamını, 16 yaşında yemiş hayatın tokatını.. Yine de bıkmamış, yılmamış, yolundan dönmemiş.. İşte tam olarak en sevdiğim şeylerden birisidir. Ne olursa olsun savunduğun şeylerden vazgeçmemek, kendi doğrularını başkasına dayatmadan, onların içinde yaşaman.

"Açtılar devrimci geçinen ağızlarını
Hem de hiç utanmadan
Goşist dediler.."
Şair, Ahmet Erhan gibi devrimci birisi. Hasan Hüseyin gibi devrimci.. Okudum, iyi ki okudum.

Eğer görüşünüzde ısrarla diretmiyor ve gerçekten anlamak için okuyacaksınız okuyun. Yoksa kitabın kapağını açıp şairi incitmeyin.

Keyifli okumalar..
İtiraf ediyorum; Mehmet Kervancı’nın başlattığı etkinliği görmeden önce Adnan Yücel’in varlığından haberim bile yoktu. O yüzden öncelikle böyle bir değerle beni tanıştırdığı için Mehmet Kervancı’ya sonsuz teşekkürler. Adnan Yücel; yitip gitmiş bir değer ama asla kaybolmaması, unutulmaması gereken bir değer... Çünkü kitabı okurken anladım ki Adnan Yücel demek biz demek, toplum demek, ortak acılarımız demek, duyulmayan sesler demek. Kitap bitince ben sadece Adnan Yücel okumuş olmadım ; Nazım Hikmet okudum, Ahmet Arif okudum. Hatta Ahmet Kaya okudum. Çünkü hepsi bu toprakların çocuğu ve yaşanan acılar çıkan sesler bir, hepsi Anadolu’nun çocukları. İyi ki katılmışım bu etkinliğe, kesinlikle diğer kitaplarını da okuyacağım. Eğer benim gibi Adnan Yücel’i duymamış, tanımayan varsa hemen bir kitabını alıp okumaya başlamalı, kesinlikle tavsiyemdir.
Aşkın ve Kavganın şairi...
Bazen çok sözle anlatmak istersiniz ama gerçek anlamını ifade edecek söz bulamazsınız, işte öyle birşey..
Ömrümün şahit olduğu Adnan Yücel’e sonsuz teşekkür etmek istiyorum, Sevgiyle,Saygıyla yad ediyorum.
Ölümsüz!
Girizgâh
‘Aşksız ve paramparçaydı yaşam
Bir inancın yüceliğinde buldum seni.’
Tüm parçalanmışlıkların ve bütün yıkıntıların arasında bulunabiliyor ise eğer bir şey
Bu bir şey değil pek çok şeydir aslında. Bu umudun kendisidir. Her daim bir yerlerde var olacak olan
İşte böyle umut dolu bir girizgah ile karşılıyor Adnan Yücel bizleri.
Tüm karamsarlıklardan tüm yarım kalmışlıklardan sonra umut her zaman vardır der.
‘Bitmedi daha sürüyor o kavga Ve sürecek Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek’ derken. Yarınlardan bir vazgeçmemek çabası aslında belki de ve yarından vazgeçmemek demek yarına bir umut bakışı değil midir ki.

‘Hangi inancın sesidir bu
Hangi körlüğün koyun kurbanlığı
Ki uğrunda can verdiğimiz topraklarda
Canı alınan kurbanlara dönmüşüz’
diye devam eder bu yaşamak savaşı bu tükenmişlik bu yaşam uğrana sömürülmek can kattığın toprakta canını vermek. Bir umut uğruna. Ama bitmez hiç bir zaman bitmemiş ve bitmeyecektir ekler.
‘Cehennem bile imdat dilerdi bizden
Cehennemi cennete yine biz bağlardık’
Bir umut uğruna yaşayanlar cehennemi elbet eylerler cennet.

‘Son ışıklar da söndü gecenizde
Artık çıkabilirsiniz
Umutlarda sallanan düşler
Ve bütün özlemler dağıldı’
Karamsarlıkların hat safhaya ulaştığı vakitler. Ölümlerin bir biri ardına düştüğü. Sokak aralarında umudun kurşuna dizildiği vakitler belkide bunlar. İyimserlikler ise titreyen bir sokak lambasının altında soğuktan donarken ancak bu kadar karamsar düşünülebilir belkide. Ama yinede bitmez hiç bir şey. Köşede unutulmuş kalmış bir umut bekler her zaman işte onu görülmesini istiyor belki de Adnan Yücel ki satırlarına devam ediyor.
‘Gün bitse bile gökyüzünde
Günler daha mühürlenmedi
Çünkü dilde söz Çiçekte renk
Ve zamanda gelecek bitmedi’
Hiç bir zaman bitmeyecek çünkü hayallere gem vurulmaz.
Çünkü her zaman bir umut vardır.
İşin aslı der aslında belki de bağıra bağıra Adnan Yücel
Tüm yıkıntıların arasında görün yarın için doğacak olan umudu
Ve bağırın
‘Bitmedi daha sürüyor o kavga
Ve sürecek
Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek’
Adnan Yücel 'in okuduğum üçüncü kitabı. Açıkçası ilk ikisinden bu kadar keyif almamıştım. Hatta ben galiba geriye kalan kitapları okuyamayacağım dedim. Amaaa her daim en güzel başlangıcın son olduğunu unutmuşum.

Belki de insanlar, içinde bulundukları ruh durumu ya da yaşadıkları şeyleri bir şiir veyahut bir roman, öykü, günce vs artık ne derseniz, kendisini bulduğu kitabı seviyor. Anlamadığım şey, adı benimle uyumlu olan bu kitap yerine ben neden gidip ilk olarak diğer ikisini okudum.

Velhasıl şimdi azcık kitaba geçelim. Sen yürürsün rüzgar yürür
"Bir sevinç boylanır dünyada
Çocuklar korkusuz büyür
Kan boğulur susar
Dokunup geçtiğin her kuraklık
Yemyeşil bir vadiye dönüşür" diyor şair. En sevdiğim dizeler bu oldu. Hem beni kendi kanımda boğdu hem de yeşil bir vadi olup rengarenk aşk çiçekleri, sevgi tohumları ekti içime.

Adnan Yücel biraz farklı. Bazı şiirleri bazen fazla siyasi sanki ama tabii insan nereye çekerse oraya gider,orası ayrı konu..

Bir Adnan Yücel okumayı düşünüyor veyahut okumaya karar verdiyseniz, ilk kitabı bence Acıya Kurşun İşlemez olmalı. Abartmadan söylüyorum, Attilâ Beyciğim hariç, uzun zamandır bu kadar keyif almamıştım şiir okurken.

Yazarın biyografisi

Adı:
Adnan Yücel
Unvan:
Şair
Doğum:
Elazığ, 27 Mart 1953
Ölüm:
24 Temmuz 2002
Diyarbakır Eğitim Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü ile Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümünü bitirdi. Bir süre çeşitli ortaöğrenim kurumlarında öğretmenlik yaptıktan sonra Çukurova Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalıştı.

Şiirleri, Edebiyat 81, Evrensel Kültür, Petek, Sanat Emeği, Somut, Söylem, Yapıt, Yeni Olgu gibi dergilerde yayınlandı.

Yazar istatistikleri

  • 143 okur beğendi.
  • 371 okur okudu.
  • 11 okur okuyor.
  • 221 okur okuyacak.

Yazarın sıralamaları